1921 Anayasası yine masaya konmak isteniyor
Zülal Kalkandelen
Son Köşe Yazıları

1921 Anayasası yine masaya konmak isteniyor

01.12.2024 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

DEM Parti ile CHP arasında yapılan görüşme, bütün medyada yer aldı. Ancak nedense DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan’ın o sırada söyledikleri kamuoyuna tam olarak yansıtılmadı. Birçok haberde aşağıda alıntıladığım ifadelerine yer verilmedi ancak DEM Parti’nin internet sitesinde bulabildim:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda Türkler, Kürtler ve diğer halklar büyük emekler verdiler, büyük mücadeleler verdiler ve bir ittifak oluşturdular. Zaten 1920 Meclis’i de bu ittifakı yansıtan bir çeşitlilikteydi, bütün renkleri kapsıyordu. 1921 Anayasası da, aynı zamanda bu tarihsel ittifaka uygun bir önemdeydi. Fakat zaman içerisinde hem o kurucu meclis hem tarihi Kürt-Türk ittifakı hem de 1921 Anayasası’ndaki herkesi kapsayan anlayış inkâr edildi, reddedildi.”

Bakırhan, bunları CHP Genel Merkezi’nde dile getirirken, halkı “halklar” olarak ayrıştırırken yanında CHP Genel Başkanı Özgür Özel de vardı. Fakat Özel, bu görüşlere herhangi bir karşılık vermedi. Onun yapmadığını biz yapalım!

Teşkilatı Esasiye Kanunu (1921 Anayasası) savaş ortamında hazırlanmıştır, gerçek bir anayasa değildir; çünkü o metinde temel hak ve özgürlüklere, yargı organlarına, vatandaşlık tanımına ve devlet örgütüne yer verilmemiştir, içinde kadın hakları yoktur, güçler ayrılığı yoktur. 1921 Anayasası’nda cumhuriyet rejimi yoktur; o sırada saltanat ile hilafet varlığını sürdürmektedir ve şeriat kuralları geçerlidir. 

Henüz Cumhuriyetin ilan edilmediği geçiş dönemindeki bir metni, sırf eyalet sistemini içerdiği için bugüne uygun görmek, akla zarar bir düşüncedir. Kimsenin ayrımcılığa uğramadan eşit yaşaması için mücadele ettiğinizi söyleyeceksiniz ama saltanatın, hilafetin, şeriatın var olduğu bir dönemdeki anayasayı 103 yıl sonra öveceksiniz! Bu büyük bir çelişkidir. 

TERAKKİPERVER CUMHURİYET FIRKASI’NDAN BUGÜNE...

Bunları yazarken aklıma Atatürk’ün Nutuk’taki satırları geldi: 

“'Cumhuriyet’ kelimesini ağızlarına bile almaktan çekinenlerin, Cumhuriyeti doğduğu gün boğmak isteyenlerin teşkil ettikleri fırkaya ‘Cumhuriyet’ ve hem de ‘Terakkiperver Cumhuriyet’ unvanını vermeleri, nasıl ciddiye alınır ve ne dereceye kadar samimi kabul olunabilir?”

Bu çok haklı bir sorudur. Türkiye Cumhuriyeti daha henüz bir yıllıkken 17 Kasım 1924’te kurulan ülkenin ilk muhalefet partisiydi Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası. Kurtuluş Savaşı’nda Millet Meclisi kuran ve o her şeyi o Meclis ile yapan, saltanatı ve hilafeti kaldırıp egemenliğin millete verildiği cumhuriyet rejimini ilan eden devrimci Atatürk’ü diktatörlükle suçlayan bu partiyi kuranlar, saltanat ve hilafete taraftar olup cumhuriyete karşıyken tüzüklerinde “liberal bir demokrasiyi” kuracaklarını vaat ediyorlardı!

Atatürk’ün eski dava arkadaşları tarafından kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın ne zaman ve niye kapatıldığı da ayrıca önemlidir. Bu fırka, şeriatçı Şeyh Sait isyanından sonra 3 Haziran 1925’te “irticayı yüreklendirdiği” gerekçesiyle kapatıldı.

1921 ANAYASASI’NA DUYDUKLARI ÖZLEMİN NEDENİ

DEM Parti, anayasada herkes için eşit olduğu belirtilen yurttaşlık haklarının uygulamada da sağlanmasını istiyorsa, önce şeriatın, saltanat ve hilafetin var olduğu anayasa metinlerine özlem duymaya son vermeli, şeriatçı isyanları başlatanlara sırf etnik kökeni nedeniyle sahip çıkmamalı, birilerine “ağa”ya da “şeyh” statüsü verirken halkı da onların “marabası” olarak görüp çağdışı hiyerarşi kuran sömürü sistemlerini alaşağı etmeli.

Siyasal İslamcıların, gericilerin ve etnikçilerin “Meclis hükümetine” dayanan 1921 Anayasası’na duyduğu özlemin nedeni, o metinde laikliğin ve üniter devletin olmamasıdır. “Yerel özerkliğin” olduğu laiklikten arındırılmış bir anayasa, bu grupların amacına aynı anda hizmet ettiği için 1921 Anayasası’nı sürekli sanki çözümmüş gibi öne sürüyorlar. 

Parlamenter demokratik rejimin en ilerici Cumhuriyet anayasası, 1961 Anayasası’dır. Örnek arıyorsanız ona bakınız!

Yazarın Son Yazıları

Hayvanları kullanarak AKP’ye geçmek! - İlkesiz siyaset 8

Tarih 22 Temmuz 2024’tü. Hayvanları Koruma Yasası’nda yapılan değişiklikleri içeren 7527 sayılı yasanın TBMM’deki komisyonda sabaha kadar konuşulduğu ve yasaya “uyutma” adıyla “ötanazi” uygulamasının sokulduğu gündü.

Devamını Oku
26.06.2026
İlkesiz siyaset 7 - AKP’ye jet hızında geçiş!

Sabah CHP’den istifa etti, yalnızca birkaç saat sonra AKP’ye katıldı.

Devamını Oku
24.06.2026
Kılıçdaroğlu yayını ve hatalar

Kurultayda kaybettiği CHP genel başkanlığı koltuğuna mahkemenin mutlak butlan kararından sonra tekrar oturan Kemal Kılıçdaroğlu, cuma akşamı Sözcü TV’ye çıktı ve partisinin seçmen kitlesinin en çok izlediği kanallardan birinde yaklaşık iki saat boyunca iddialarını yayma fırsatı buldu.

Devamını Oku
21.06.2026
Medrese, molla, Hizbullah!

Geçen hafta Batman’da Âlimler ve Medreseler Birliği (İttihadul Ulema) bünyesindeki medreselerde Arapça medrese eğitimi alan 62 kız çocuğu için icazet ve mezuniyet programı düzenlenmiş.

Devamını Oku
19.06.2026
Kimin kürsüsü?

Günlerdir siyaset gündemini işgal eden kürsü, sıradan bir kürsü değildir; egemenliğin kayıtsız şartsız ait olduğu milletin meclisinde yer alan bir kürsüdür.

Devamını Oku
17.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti İzlenimleri - 4: Köyleri kalkındırma hamlesi

Son yıllardaki hızlı kentleşme süreciyle birlikte (Çin Ulusal İstatistik Bürosu verilerine göre ülkenin kentleşme oranı yüzde 67.89), Çin’de kentsel nüfus kırsal nüfusu geride bırakmış olsa da bugün 1.4 milyarlık toplam nüfusun yaklaşık yüzde 35-40’ı hâlâ köylerde yaşıyor.

Devamını Oku
14.06.2026