Siyasal İslamın ‘liberal’ aparatları
Zülal Kalkandelen
Son Köşe Yazıları

Siyasal İslamın ‘liberal’ aparatları

22.11.2024 07:42
Güncellenme:
Takip Et:

Başlığı görünce “Yine mi bunlar!” diyerek isyan ettiğinizi duyar gibiyim. Ben de bu gruptan fazlasıyla sıkıldım ama her zırvaladıklarında bunu tarihe kaydetmemiz gerekiyor ki nasıl hâlâ laik kesime vurmak için seferber oldukları görülebilsin.

Ne yazık ki bir zamanlar bu gazetede birtakım operasyonlarla köşe yazarı da yapılan Nuray Mert, yine foncu Medyascope’da konuşmuş. Önce sabırla ne dediğine bakalım...

“Muhafazakâr, dindar dediğimiz kişiler çok liberalleşti. Laik kesim bunu göremiyor, oradaki liberalleşmeyi ısrarla görmüyor. Tabii ki dindar, muhafazakâr olmayan hayat tarzından farklılıkları olacak. Ama liberalleşmeden neyi kastediyoruz? Büyük şehirde, modern bir hayat yaşamanın gerekleri, ona sağlanan uyum bence çok yerleşti ve yaygınlaştı. O bakımdan muhafazakârlar da yani İslamcılar da mevcut iktidar da milli eğitim bakanı da laikliği, Cumhuriyeti savunduğunu iddia eden kesimler de aslında halihazırdaki tabloyu görmemekte ısrar ediyor. Laikliğin tehlikede olduğunu düşünenler, hâlâ muhafazakâr kesimin çok koyu bir şekilde dindar bir hayatla herkesi dindarlaştırmak istediğini ve bunun kapının ucundaki bir aşama olduğu korkusu içerisindeler.”

LAİKLİĞİ BOĞMA GİRİŞİMİNİN PAYANDALARI

Milli eğitim bakanının yalanlar atarak laikliğe başkaldırdığı, TBMM kürsüsünden tarikatları ve cemaatleri “sivil toplum kuruluşu” diye değerlendirip laiklik karşıtı oluşumlarla işbirliği yapacaklarını ilan ettiği...

ÇEDES projesiyle pedagojik formasyonu bulunmayan din görevlileri tarafından “değerler eğitimi” adı altında çocukların beyinlerinin yıkandığı; ders saatlerinde camilere, mezarlıklara götürüldüğü...

Eğitimdeki dincileşmeye karşı çıkan öğretmenlerin cezalandırıldığı...

Ülke çapında okulların zorla imam hatip okullarına dönüştürüldüğü...

Adliyelerde şeriat ve hilafet çığlıklarının atıldığı ve savcıların bunu sadece izlediği...

Tarikatların ve cemaatlerin bakanlıklarda aynı FETÖ gibi üslendiği...

Kadınların, çocukların ve hayvanların yaşam hakkının gericiler tarafından yok edildiği...

2013’te başlatılan 4-6 yaş grubu Kuran kurslarına bugüne kadar soyut düşünme yeteneği gelişmemiş 1.5 milyonu aşkın çocuğun kaydedildiği...

İktidar üyelerinin hemen her gün laikliği çiğneyen söz ve uygulamalarıyla ümmet toplumunu canlandırmaya çalıştığı...

Cumhurbaşkanının mitinglerinde “Şeriat isteriz!” sloganlarının atıldığı ve buna hiçbir müdahalede bulunulmadığı...

Hilafet sancağı taşıyanların İstanbul’da ve başka illerde şeriat mitingleri düzenlediği...

Siyasal İslamın toplumun üzerine bir karabasan gibi çöktüğü bir ülkede sözde bir siyaset bilimci, hâlâ laikleri suçlama ve gericileri “liberal” gibi gösterme çabasında!

SİYASAL İSLAMI PAZARLAMA TAKTİĞİ

2002’de AKP’nin iktidara gelişini, 2013’te Birgün’deki yazısında “Türkiye’nin demokratikleşmesi yönünde, esaslı bir dönüşüm sürecinin miladı” diye tanımlayan Nuray Mert, 2015’te haber portalı Diken’de “AKP’ye İslamcı demekte tereddüt ettiklerini, AKP’yi  uzun süre ‘muhafazakâr demokrat’ diye tanımladıklarını” yazıp “kandırıldıkları” itirafında bulunmuştu.

2022’de “kandırılmaya” devam ettiği görülüyor diyeceğim ama yukarıda özetlediğim 22 yıldır süren gericilik atağından sonra bu safsataları söyleyebilmesi, bunun kandırılma değil, GÖNÜLLÜ BİR KANMA yani SİYASAL İSLAMI PAZARLAMA TAKTİĞİ olduğunu kanıtlar.

Muhafazakâr ile siyasal İslamı yan yana anması, dindarlıkla siyasal İslamcılığı aynı anlamda gösterme niyetinden; laiklerin sorununun dindarlarla ya da muhafazakâr kesimle değil, siyasal İslamcılarla olduğunu gizleme niyetinden!

“Muhafazakâr” dediği kesimin büyük şehirde, modern bir hayata uyum sağladıklarını iddia ediyor ya, söylemediği şu: İktidar eliyle şeriatçılara halkın parası peşkeş çekilip servet aktarımı yapıldığından, dinci gericiler zengin bir hayat yaşıyor.

Nuray Mert gibi sözde “liberaller”, siyasal İslamın gönüllü aparatlarıdır. Ortak noktaları, 1923’te kurulan laik Cumhuriyete ve Atatürk’e olan düşmanlıklarıdır.

Yazarın Son Yazıları

Hayvanları kullanarak AKP’ye geçmek! - İlkesiz siyaset 8

Tarih 22 Temmuz 2024’tü. Hayvanları Koruma Yasası’nda yapılan değişiklikleri içeren 7527 sayılı yasanın TBMM’deki komisyonda sabaha kadar konuşulduğu ve yasaya “uyutma” adıyla “ötanazi” uygulamasının sokulduğu gündü.

Devamını Oku
26.06.2026
İlkesiz siyaset 7 - AKP’ye jet hızında geçiş!

Sabah CHP’den istifa etti, yalnızca birkaç saat sonra AKP’ye katıldı.

Devamını Oku
24.06.2026
Kılıçdaroğlu yayını ve hatalar

Kurultayda kaybettiği CHP genel başkanlığı koltuğuna mahkemenin mutlak butlan kararından sonra tekrar oturan Kemal Kılıçdaroğlu, cuma akşamı Sözcü TV’ye çıktı ve partisinin seçmen kitlesinin en çok izlediği kanallardan birinde yaklaşık iki saat boyunca iddialarını yayma fırsatı buldu.

Devamını Oku
21.06.2026
Medrese, molla, Hizbullah!

Geçen hafta Batman’da Âlimler ve Medreseler Birliği (İttihadul Ulema) bünyesindeki medreselerde Arapça medrese eğitimi alan 62 kız çocuğu için icazet ve mezuniyet programı düzenlenmiş.

Devamını Oku
19.06.2026
Kimin kürsüsü?

Günlerdir siyaset gündemini işgal eden kürsü, sıradan bir kürsü değildir; egemenliğin kayıtsız şartsız ait olduğu milletin meclisinde yer alan bir kürsüdür.

Devamını Oku
17.06.2026
Çin Halk Cumhuriyeti İzlenimleri - 4: Köyleri kalkındırma hamlesi

Son yıllardaki hızlı kentleşme süreciyle birlikte (Çin Ulusal İstatistik Bürosu verilerine göre ülkenin kentleşme oranı yüzde 67.89), Çin’de kentsel nüfus kırsal nüfusu geride bırakmış olsa da bugün 1.4 milyarlık toplam nüfusun yaklaşık yüzde 35-40’ı hâlâ köylerde yaşıyor.

Devamını Oku
14.06.2026