Attan insana bir yaşam dersi
Geçen gün karşıma şöyle bir paragraf çıktı: “Acele, anda kalmayı öldürür. Kaygı, huzuru öldürür. Kuşku, inancı öldürür. Ego, sevgiyi öldürür. Şimdi bunu sağdan sola tekrar okuyun.”
Duyu dünyasının kapıları
Atlarla iletişim kurmak isteyen birçok kişi onların tepkilerinden ürker veya nedenini anlayamaz. Oysa bu tepkiler bizim için anlamsız görünse de onların bize göre çok daha güçlü olan duyu yeteneklerinin bir sonucudur.
At nasıl hisseder, insan nasıl iyileşir?
Otizmli çocuklardan travma yaşayan yetişkinlere kadar birçok terapi alanında atların varlığı, yalnızca duygusal değil fizyolojik bir etki yaratıyor. Kalplerin senkronu, sessiz bir şifaya dönüşüyor.
Binlerce yıllık ortak yolculuk
Toprağı süren, yük taşıyan, imparatorlukların kaderini belirleyen, kültürlere sembol olan atlar… Binlerce yıllık bu ortaklık, yalnızca eğitimin değil, DNA’ya işlenmiş bir uyumun sonucu.
Geçişlerin bize öğrettikleri
Bir adımın bitişiyle bir diğerinin başlangıcı arasındaki boşlukta saklı olan hakikati, at sırtında keşfedebilirsiniz.
Sınırlar varsa uyum vardır
Sınırlar sadece engeller değil aynı zamanda güvenli alanlardır. Atlarla kurulan ilişkide de çizilen sınırlar hem uyumu hem de anlayışı mümkün kılar.
Sınırlar varsa uyum vardır
Sınırlar sadece engeller değil aynı zamanda güvenli alanlardır. Atlarla kurulan ilişkide de çizilen sınırlar hem uyumu hem de anlayışı mümkün kılar.
Atlar ve insanları
Nisan ayı, Birleşmiş Milletler tarafından her yıl Otizm Farkındalık Ayı olarak kutlanıyor. Bu ayda otizmli bireylerin yaşamla kurdukları ilişkide “normal” olarak kabul edilenden farklı davranışlarını anlamak ve yaşama onların penceresinden bakmak önemli. Bu açıdan atların otizmli bireylerle kurduğu iletişime yakından bakmak zihin açıcı.
Atların dilini anlamak...
Atların davranışlarını anlamak için uzun süre gözlem yapmak gerekir. Öte yandan atlara ve genel olarak tüm hayvanlara, insana ilişkin duygular atamamak onlarla sağlıklı iletişimin püf noktası olabilir.