İstanPol’ün ‘Türkiye’de İşgücündeki Yaşlılar ve Güvencesizlik Raporu’ ilk kez Cumhuriyet’te

65 yaş ve üstü nüfus ile ilgili en ciddi sorunlardan biri yaşlarından dolayı ayrımcılığa uğramaları. BM’nin raporu, dünyada 6.3 milyon kişinin yaş ayrımcılığından ötürü depresyon yaşadığına vurgu yapıyor.

08 Mayıs 2021 Cumartesi, 04:00
İstanPol’ün ‘Türkiye’de İşgücündeki Yaşlılar ve Güvencesizlik Raporu’ ilk kez Cumhuriyet’te
Abone Ol google-news

- Seren Selvin Korkmaz, Cem Özgüzel ve Alphan Telek’in imzasını taşıyan rapor, Türkiye’deki her 10 kişiden biri 65 yaş ve üstünde olmasına rağmen bu kesime yönelik gerekli politikaların geliştirilemediğini ve yaşlı nüfusun güvencesizlikle baş başa bırakıldığını ortaya koyuyor. Yaşlı nüfusun oranı yüzde 9.5... İstihdama katılım ise yüzde 12...

- 65 yaş ve üstü bireyler yaşadıkları maddi sıkıntılar neticesinde düşük maaşlı ve kayıt dışı olarak, güvencesiz şartlarda çalışıyor. İşe yaramazlık hissi, gelir ve sosyal statü kaybı gibi deneyimlerin yalnızlık ile pekiştirildiği yaşlılık döneminde sosyal izolasyonun da yaşlıları olumsuz etkilediği görülüyor.

“Türkiye’de İşgücündeki Yaşlılar ve Güvencesizlik Raporu”, aslında bir ezberi de bozuyor. Kamuoyundaki tartışmalarda, haber bültenlerinde “Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusu” diye başlayan cümleler kullanılıyor. 

Oysa bilimsel literatür şöyle diyor: 65 yaşından büyük kişilerin toplam nüfusa oranı yüzde 7’yi aşmışsa o toplum yaşlıdır. Türkiye’de 65 yaş ve üstü nüfus 7.95 milyon kişi... Yani nüfusun yüzde 9.5’i... Bu da nüfusumuzun yaşlı olduğunu ortaya koyuyor.

Emekli maaşları yetersiz

Covid-19 salgınıyla sokağa çıkma yasakları Türkiye’de 65 yaş ve üstü grupların sosyal izolasyonda kalmasına sebep oldu. Göz ardı edilen gerçekse şu: Türkiye’de 65 yaş ve üstü nüfusun işgücüne katılımı yüzde 12... Sanılanın aksine Türkiye’deki yaşlı nüfusun azımsanmayacak bir bölümü çeşitli sebeplerden ötürü işgücünde kalmaya devam ediyor.

Rapora göre, Türkiye’de 65 yaş ve üstü çalışanların çoğunluğu kendi hesabına çalışanlardan oluşuyor. Bu durum, 65 yaş ve üstü bireylerin çoğunlukla sosyal yardımların yokluğu ve emekli maaşlarının yetersizliği karşısında ek bir gelir için çalışmaya devam ettikleri ihtimalini düşündürtüyor. 

Sigortasız çalışma pratiğinin 65 yaş ve üstü vatandaşlar için her gelir grubunda çok daha fazla olduğunu ortaya koyan rapor ilginç bir noktayı da dikkatimize sunuyor. 

Gelir düzeyi en düşük yüzde 25’lik grupta sigortasızlık oranı 65 yaş ve üstü vatandaşlar için yüzde 75 civarı. Toplumda gelir düzeyi arttıkça bu oranın çok daha aşağı bir seviyeye indiğini ve diğer yaş gruplarıyla kapandığını görüyoruz. 

Öte yandan bu yaş grubundaki sigortasız çalışma oranının diğer yaş gruplarına nazaran çok daha fazla oluşu bu gruptaki bazı kişilerin halihazırda sosyal sigorta sistemlerinden emekli oldukları ancak yine de ek bir gelir için çalıştıkları ihtimalini akla getiriyor. 

Türkiye’de yaşlı nüfus cinsiyete göre kategorize edildiğinde 65 yaş ve üzeri nüfusun yüzde 43’ünü erkekler, yüzde 55’ini kadınlar oluşturuyor. Yaşlı nüfusun çoğunluğunu oluşturan kadınların hayat boyu maruz kaldıkları güvencesizlik, yaşlılık döneminde de görülüyor.

SİNOP’TA YÜZDE 20 ŞIRNAK’TA YÜZDE 3

Belirli bir birikim ve/veya gayrimenkule sahip olmayan 65 yaş ve üstü bireylerin alternatif gelirlerin yokluğunda da çalışmayı zorunlu olarak seçmesi de mümkün...

Bu arada Türkiye’de yaşlı nüfusun bölgelerdeki payı konusunda da bilgi verelim. Sinop’ta nüfusun neredeyse yüzde 20’sine denk gelirken, Şırnak’ta nüfusun yalnızca yüzde 3’ünü oluşturuyor. 

YAŞLI GÜVENCESİZLİĞİNİ AZALTMAK İÇİN

İstanPol’ün temel politika önerilerinde şu maddeler öne çıkıyor.

  • Yaşlı güvencesizliğini azaltacak sosyal yardımların 65 yaş ve üstünden başlayarak giderek artırılması,
  • Yaşlı bireylerin sahip olduğu haklar ve bunların nasıl kullanılabileceği hakkında bilgilendirilmesi,
  • Yaşlı bireylere yönelik ücretsiz kamusal hizmetlerin sayısının ve etkinliğinin artırılması ve bunların kullandırılması için gerekli bilgilendirmenin hane düzeyinde yapılması,
  • Yaşlı bireylerin yoğunlukla yaşadığı yerlerin tespiti ve bu noktalarda 65 yaş ve üstü bireylerin yararlanabileceği ücretsiz ortak mekânlar açılması ve bu mekânların kullanımının özendirilmesi,
  • Yaş ayrımcılığını aşmaya yönelik nesiller arası ortak etkinliklerin ve farkındalığın artırılması, okullarda ve kamusal hayatta gerekli bilgilendirme kampanyasının yapılması,
  • Yaşlı bireylerin yalnızlık hislerini azaltmak ve dış dünyayla temaslarını artırmak için telefon/tablet/bilgisayar gibi teknolojik imkânların onlara sunulması. Bununla paralel olarak bu araçları kullanabilmeleri ve aynı zamanda dijital okuryazarlık becerilerinin geliştirilmesi için kurs ve eğitim faaliyetlerinin sağlanması,
  • Konut sahibi olmayan 65 yaş üzeri bireyler için düzenli ve periyodik kira ve erzak yardımı yapılması,
  • Emekli aylıklarının bireylerin insani ve onurlu bir hayat sürmesi için artırılması.