Tarık Akan yine direniyor, kazanacak

Tarık Akan yine direniyor, kazanacak

08.09.2016 20:32
Güncellenme:
Takip Et:

Önce, Soner Yalçın’a bir teşekkür. Geçen hafta sonu Tarık Akan başlıklı muhteşem yazısı beni duygudan duyguya sürükledi! Bir de baktım benim de içimde kendi Tarık Akan’ımı yazmak için önlenemez bir dürtü... Ve işte buradayız. Soner Yalçın, “şöhrete yenilmeyen” ve “12 Eylül zulmüne boyun eğmeyen” sinema oyuncusu Tarık Akan’ı, aynı zamanda çocuk gözleriyle izlediği büyülü sinema dünyasında “kötü adamları yenen kahraman” olarak değerlendiriyor. Tarık Akan’ın hastalığını yeni duymuş, kahramanının bunu da yeneceğine inanıyor. “Direnir, kazanır” diyor, “Çünkü daha yeneceği ‘kötü adamlar’ var!”

Arkadaşım

Tarık Akan benim kahramanım olmadı, ama arkadaşım oldu. Ve arkadaşım olmasıyla birlikte dünyalar da benim oldu! Birlikte nice toplumsal olayda yan yana çalıştık... Nice şenlikte, kutlamada birlikte güldük, birlikte coştuk... Nice haksızlığa birlikte direndik... Kâh dünya festivallerinde buluştuk, kâh hapishane ve mahkeme kapılarında... Kâh opera ya da çello partisyonu dinledik; kâh türkü ya da ağıt... Bütün bu olaylarda o bir “star” değil, hep sıradan bir neferdir. Onun “Yakışıklı jön” salon filmlerini izlemedim. Şöhretinin zirvesindeyken aldığı bir kararla ciddi filmlere yöneldiğinde 28 yaşındaydı. Onu, oyunculukta ustalaştığı, toplumsal eleştiriyi içselleştirdiği, “Nehir”, “Kanal”, “Maden”, “Sürü”, “Adak” gibi filmlerle tanıdım, hayran oldum.... Ve Cannes zaferiyle taçlanan “Yol...” Yılmaz Güney’i tanımak, yaşamını değiştirmişti.

Kendisiyle yarışma

“Toplumsal eleştiriyi içselleştirme” tanımlamasını rastgele değil özellikle seçtim. Sadece çevresine değil, en önce kendisine ve yaptığı işe eleştirel bakan; kolay beğenmeyen; kendiyle yarışan bir insan olup çıktı arkadaşım... 12 Eylül, faşist darbe yıllarında, düşüncelerinden, duruşundan ödün vermedi: “Anne Kafamda Bit Var” kitabı tanığımdır... 80’lerde “Pehlivan”, “Ses”, “Derman”... 90’larda darbeleri lanetleyen “Karartma Geceleri”, “Eylül Fırtınası...” Namuslu ve bilinçli seçimler... Yüzü aşkın film, sayısız ödül... Yarışma sadece kendisiyleydi...

Belgesel ustası

Oyuncu Tarık Akan’ı sevmek kolay. Ama bir de belgeselci Tarık Akan var ki, çekmekte olduğu belgeseli anlatırken onu dinleyecek olsanız, ateşiyle tutuşursunuz! Heykeller mi yıktırılıyor, Tarık Akan, Mehmet Aksoy belgeseli çeker! Derken Köy Enstitülerini dile getiren “Bir Meçhul Öğretmen” belgeseli... Sonra “Afrodisias”, “Anadolu’da Romalıların Ayak İzleri”,“İznik” ve “Atatürk’ün Kızları...” (Bunların çoğu hakkında önceden yazmışlığım var, meraklısı internette bulabilir.) Bütün bu belgeseller onun Türkiye, Anadolu sevdasını, Atatürk ilkeleri tutkusunu ortaya koyma; çağdaş, evrensel değerleri yüceltme çabasıdır. Tümünün gelirini kurucu ve yöneticilerinden olduğu Nâzım Hikmet Vakfı’na bırakması da işin tuzu biberidir...

Sonsuz teşekkürler

Bütün bunlar için Tarık Akan’a teşekkür ediyorum. Seçimleri için... Gerçekleştirdikleri için... Direnci için... Örnek oluşturduğu için... Dostlukların değerini bildiği için... Sinemadan kazandığı geliri, mal mülk edinmeye yatırabilirdi. Yapmadı. Sessiz sedasız inandığı ilkeler doğrultusunda çalışan STK’lere yardım etmeyi seçti. Ama en büyük yatırımını eğitime yaptı. Bakırköy’de örnek bir eğitim yuvası kurdu: Özel Taş Koleji. Aydın öğrenci yetiştirmeye hedeflenmiş bir ilim yuvası... Bakırköy’deki bu okul, üniversitelere girme sıralamasında Türkiye çapında ilk sıralarda... Gelelim bu yazıyı yazmama neden olan Soner Yalçın’ın saptamasına: Hastalığı yeneceğine inanıyor. Doğrudur, ben de inanıyorum. Ortalık ‘kötü adamlar’dan geçilmiyor ve iyi adamlara ihtiyacımız var. Ama Tarık Akan’ın bu savaşı kazanması için bir neden daha var: Yanında, her güçlüğü yenmeye azimli Acun Günay gibi can yoldaşı ve onu sonsuz seven, güzel haberler bekleyen koca bir kitle var...

Yazarın Son Yazıları

Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025
Bodrum Cup: Kuşaktan kuşağa ileri!

Ege’nin ortasında bir sabah...

Devamını Oku
26.10.2025
Tiyatro sorgulamaktır

Daha 29. Uluslararası İstanbul Festivali başlamamıştı.

Devamını Oku
23.10.2025
Filler ve Karıncalar

Prag Tiyatro Festivali’nden ayağımın tozuyla dönüp tüm gördüklerimi sizinle paylaşmaya hazırlanıyordum ki sevgili arkadaşım Genco Erkal’ın sesi kulağımın dibinde bitiverdi: “Çekya’yı bırak önce Cihangir’e bak!”

Devamını Oku
19.10.2025
Prag’dan sevgiler

Sevgili okurlar Prag’dayım.

Devamını Oku
16.10.2025
Jandarmalı-jandarmasız günler

Sabah 6.30’da kapı tekmeleniyor. Jandarma içeri dalıyor.

Devamını Oku
12.10.2025
Tiyatro ve siyaset

Bu yazının başlığı “Afife Jale Ödül Töreni’nin düşündürdükleri” olacaktı.

Devamını Oku
09.10.2025
Celladına âşık olmak...

Olmayan suçlar... Yazılmayan iddianameler... Yazılıp uygulanmayan kararlar... Ve hukuk ile guguk arasında yaşamaya devam çabası... Tamam yakınmayı bırakıp sadede geliyorum.

Devamını Oku
05.10.2025
Travmalarla yaşamak...

Nasıl yaşamak bu! Kâh gökyüzünde kanat çırpıyoruz kâh en dipsiz kuyuların derinliğinde kayboluyoruz.

Devamını Oku
02.10.2025
Yaşar Kemal’e adanan bayram

26 Eylül’de Ankara’da 93. Dil Bayramı’nı kutladık. Dil Derneği ve Çankaya Belediyesi’nin ortaklaşa etkinliği Yaşar Kemal’e adanmıştı.

Devamını Oku
28.09.2025
Ellerinde Toprak

“Sömürü bir bütündür. Bütün insan değerlerinin sömürülmesiyle, doğa değerlerinin hoyratça sömürülmesi bir arada gidiyor. Türkiye toprakları yıkıma uğratılıyor, hopur ediliyor. Biz Türkiye üstünde mirasyedileriz. Yıkımımızdan Türkiye’nin hiçbir insanı ve doğa değeri kurtulamıyor.”

Devamını Oku
25.09.2025
‘Üç Ayaklı Kedi’ İstanbul’da

İstanbul dolu dizgin.

Devamını Oku
21.09.2025
Nice yıllara Hrant Dink

15 Eylül, arkadaşımız, yoldaşımız, omuzdaşımız, ülkemin en aydın, en dürüst, en yararlı, en barışçı insanlarından Hrant Dink’in yaş günüydü.

Devamını Oku
18.09.2025
Düşme var düşüş var

Bundan önceki yazım şöyle bitiyordu: “Yeryüzü muhteşemdi. Türkiye’nin asla uygarlıktan, yaratıcılıktan, aydınlıktan ve gelecekten vazgeçmeyeceğine dair umutlarımız tazeleniyordu.”

Devamını Oku
07.09.2025
Büyülü aydınlık bir gece

Elbe Nehri’nin kıyısında görkemli mi görkemli o yapı bir mucize gibi yükseliyor.

Devamını Oku
04.09.2025
Hapishane ve ödül: Vicdan ve haysiyet

Hafta içinde hapisteki iki çok değerli insanımıza yine uluslararası ödüller verildi.

Devamını Oku
31.08.2025
Paramparça ve umut

Bunalıyorsunuz, kahroluyorsunuz, her yerde haksızlık, hukuksuzluk, adaletsizlik diyorsunuz...

Devamını Oku
28.08.2025
Dünyanın sesleri İstanbul’daydı

Bu başlığı yazdım. İstanbul’da bir haftadır süren o muhteşem coşkuyu paylaşacağım diye düşünürken birden bir suçluluk duygusuna kapıldım.

Devamını Oku
24.08.2025
Edremit Kitap Fuarından...

Edremit Kitap Fuarı’ndayım...

Devamını Oku
21.08.2025