Teşekkürler Zülfü Livaneli

Teşekkürler Zülfü Livaneli

09.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, 2007 yılından bu yana Çağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü’nü verir. Cumhuriyet ilkelerini ve devrimlerini savunan, çağdaş evrensel değerleri yücelten isimlerdir bunlar. Fazıl Say’dan Genco Erkal, Müjdat Gezen’e, Emre Kongar’dan Ataol Behramoğlu’na, Ionna Kuçuradi’den Ayşe Kulin, Nazan Moroğlu’na uzanan, çok değerli insanlar.

2026 Çağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü Zülfü Livaneli’ye, laiklik ilkesinin (10 Nisan 1928) kabulünün yıldönümünde yani yarın verilecek.

BENİM İÇİN

Benim için Zülfü Livaneli, ne yaparsa belli bir niteliğin üzerinde yapan sadece kendiyle yarışan çok yönlü bir aydın, bir düşünce ve eylem insanı. (Bkz: O Büyülü İnsanlar kitabım.)

Benim için yalnızca bir dost değil. Bu ülkenin sesidir. Bir türküde, bir bestede, bir romanda, bir meydanda yankılanan ses... Müzisyendir ama yalnız ezgiler değil, hafızamızdır bestelediği. Yazardır ama yalnız hikâye değil, tanıklığımızdır anlattığı.

Düşünce insanıdır ama yalnız fikir değil, cesarettir savunduğu. Eylemcidir, ölüm oruçlarını bitirmek, grevlerde ezilenin, umut nöbetlerinde nefer olmaktan öte kitlelerin ve bireylerin yüreğine dokunmaktır asıl eylemi.

Cumhuriyeti savunur çünkü bilir: Cumhuriyet yalnız bir rejim değil, bir insanlık onurudur. Laikliği savunur çünkü bilir: Laiklik yalnız bir ilke değil, özgür nefes almanın adıdır. Devrimleri savunur çünkü bilir: Devrim yalnız geçmişin mirası değil, geleceğin teminatıdır.

O yüzden ona verilen 2026 Çağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü, bir ödül değil. Bir teşekkürdür. Bir hatırlatmadır. Bir vicdan kaydıdır.

RÖNESANS İNSANI

Zülfü Livaneli, bu toprakların nadir yetiştirdiği “Rönesans insanıdır”. Sanatın, düşüncenin, mücadelenin iç içe geçtiği bir bütün. Bu tanımlama benim değil. Prof. Dr. Onur Bilge Kula’nın. Onun felsefe, oryantalizm, edebiyat üzerine araştırmalarını seven bir okur olarak “Bir Rönesans İnsanı: Livaneli” adlı kitabı (İnkılap Yayınevi) on gündür elimden düşmedi.

Livaneli kitaplarını, sözlerini ve kişiliğini, Hegel, Thomas Mann, Adorno ve daha nice düşünür aracılığıyla inceliyor. Onun toplumsal, kültürel ilerleme ve uygarlaşma savaşını, müzik, yazın alanındaki eserlerinde insancıl tutumunu irdeliyor. Geçmişle gelecek, gelenekle yenilik arasında evrensel olanla yerel olan arasında kurduğu köprüleri etik ve estetik açıdan ele alıyor. Muhteşem bir araştırma. Teşekkürler O.B. Kula.

MEYVE VEREN AĞAÇ

Şimdi bu minicik köşe yazısına bile çok öfkelenecekler var. Bilmez değilim. En aklı başında kimi arkadaşlarım bile “Evet ama 1994’te adaylığını koymasaydı oyları bölmez, Erdoğan da belediye başkanı seçilmezdi” diye başlayıp günümüzün rezilliklerini/ gerçeklerini sıralamıyorlar mı, çıldırabilirim! Her seferinde Uğur Mumcu’nun “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma” dehşetini yaşıyorum.

Hem Zülfü Livaneli’nin kendisi hem sayısız araştırmacı, o baskı altında zoraki kabullenilmiş adaylığın, SHP’nin yerlerde sürünen oylarını yükseltmek için kabul ettiğini açıkladı. Yükseltti de. Uğradığı saldırılar, manipülasyonlar, kimi medya ve aydınların ihaneti hepsi yazıldı. Oyların nasıl çalındığı da... Daha sonra Baykal’ın dokunulmazlığı nasıl savunup Erdoğan’a başbakanlığı sunduğu, tüm partilerin tavırları... Ama okuyan kim!

94 seçiminde en önemli konu üç sosyal demokrat partinin girmesi Zülfü’nün yüzde 20 küsur oyunu, DSP’nin yüzde 12, CHP’nin yüzde 1 bölmesiydi. Bölünme olmasaydı Refah kaybetmişti.

Zaten bir şey diyeyim mi, bizde “Meyve veren ağaç taşlanır” lafı çok geçerlidir. Artık savunma yapmayıp, gülüp geçiyorum.

Zülfü Livaneli iyi ki var. İyi ki çalışmaya, üretmeye devam ediyor Teşekkürler Zülfü Livaneli. Teşekkürler ÇYDD.

İlgili Konular: #Zülfü Livaneli

Yazarın Son Yazıları

Tuhaf, Saçma, Neyse...

“Biz bu adaletsizlikle mi yaşayacağız? Biz böyle nasıl devam edeceğiz?”

Devamını Oku
08.10.2026
Çağımızın Antigone’si

90 yaşına iki gün kala hocaların hocası, İoanna Kuçuradi sonsuzluğa göçtü.

Devamını Oku
04.10.2026
İşte hayatımız

Sonbaharla birlikte dolu dizgin etkinlik mevsimine daldık.

Devamını Oku
01.10.2026
Karaca Tiyatro yeniden

Önümde 15 Ekim 1979 tarihli Sanat Dergisi. Kapakta Toto Karaca, Mürvet Sim, Yıldız Kenter, Müşfik Kenter, Şükran Güngör, Genco Erkal, Metin Deniz, Gülriz Sururi, Engin Cezzar, Zafer Önen, Ulvi Alacakaplan, gepegenç bir Zeynep Irgat...

Devamını Oku
27.09.2026
Şiddet sarmalında

Şiddet bulaşıcıdır.

Devamını Oku
24.09.2026
Margarita’ya veda

Sevgili Gülsen Tuncer’in sonsuzluğa göçmesiyle sinema, tiyatro ve televizyon dünyamız yasa büründü.

Devamını Oku
20.09.2026
İştahla okumak...

Yaz bitti.

Devamını Oku
17.09.2026
Utanç duygusu

Bu yazının başlığı “Bizim iki 12 Eylül’ümüz” de olabilirdi.

Devamını Oku
13.09.2026
Gümüşlük’ten...

İzmir’deki Nâzım Hikmet sergisinden sonra rüzgâr beni Bodrum-Gümüşlük’e attı.

Devamını Oku
10.09.2026
Nâzım Hikmet müzesine doğru...

Dev boyutlarda, özenli, dikkatli, nitelikli bir sergi olacağını biliyordum.

Devamını Oku
06.09.2026
Canım Şükran Soner

Canım Şükran, Dün sabah, önce Cumhuriyet gazetesinin bahçesinde, sonra Şişli Camisi’nin avlusunda tüm Cumhuriyet âşıklarının, emek tutkunlarının, örgütlü mücadeleye inananların, seninle ve senin aracılığınla birbirlerimizle kucaklaşmalarını görmeliydin.

Devamını Oku
03.09.2026
30 Ağustos

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Nutuk” eserini okuyup anlamayanlar...

Devamını Oku
30.08.2026
Hisset... Haykır... Hayal et...

Sabancı Müzesi’ndeki Yoko Ono Sergisi’ni gecikmiş olarak izledim ve çarpıldım.

Devamını Oku
27.08.2026
Bilgesu Erenus’la...

Tiyatro, insanı insan yapan değerleri, emeği, insan onurunu, yaşama sevincini yüceltmeye yönelikse...

Devamını Oku
23.08.2026
Korkuyla umut arasında...

Sakın yukarıdaki başlığa bakıp politik bir şeyler okuyacağınızı sanmayın!

Devamını Oku
20.08.2026
Yazı söz dinlemiyor...

Yazmak böyle bir şey.

Devamını Oku
02.08.2026
Genco’ya tiyatro yapalım!

31 Temmuz 2024. Tiyatromuzun o eşsiz insanı Genco Erkal’ın sonsuzluğa yürüdüğü gün.

Devamını Oku
30.07.2026
Umudu canlı tutabilmek

Sadece sanat değil...

Devamını Oku
26.07.2026
Bunlar normal mi? (2)

Birkaç gün önce çevremde herkes birbirine soruyordu...

Devamını Oku
23.07.2026
Homeros’un aynasından

Yazının başlığı “Bugüne, Homeros’un aynasından bakmak...” olmalıydı, kısalttım.

Devamını Oku
19.07.2026
Bunlar normal mi?

Araya başka konular girdi.

Devamını Oku
16.07.2026
Dünyayı ‘aşk’laştırmak!

Kimi insanlar aramızdan ayrıldığında yalnızca bir insanı yitirmezsiniz.

Devamını Oku
12.07.2026
Deniz’in mektubu

Deniz Göktaş yıllardır sahnelerden sanatını icra ederken kitlelere söyledikleri nedeniyle hapse atılmadı.

Devamını Oku
09.07.2026
‘Bize sorulmadı’

Şu günlerde mezuniyet törenlerinden yükselen sesleri dinliyorum.

Devamını Oku
05.07.2026
Ben unutmadım. Ya siz?

Bugün 2 Temmuz.

Devamını Oku
02.07.2026
Silivri’de kucaklaşmak

Birçok yazar ve yayıncıyla birlikte İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasını izlemek için Silivri’deydik.

Devamını Oku
28.06.2026
Uygarlık düşleri

Önceki akşam AKM’de İstanbul Müzik Festivali’nde (İKSV) kendimi iki ayrı Türkiye arasında gidip gelirken buldum.

Devamını Oku
25.06.2026
Cazın direnci

Bir ülkede umudun tamamen kaybolup kaybolmadığını anlamak için gazetelerin manşetlerine değil, gençlerin gözlerine bakmak gerekir.

Devamını Oku
21.06.2026
Sanatın Belleği-Toplumun belleği

Hukukun bir gecede değiştiği, insanların sabaha karşı evlerinden alındığı, gençlerin umutlarının, emeklilerin yaşamlarının, kadınların güvenliğinin her gün biraz daha aşındığı bir ülkede yaşıyoruz. İyi sanat bize gerçeklikten kaçmayı değil, gerçekle yüzleşecek cesareti verir.

Devamını Oku
18.06.2026
Festivalde büyülü gece: Bedenimiz bir evrendir

Bomboş bir sahne. Arkada fonda dev bir ay...

Devamını Oku
14.06.2026
Darbeler arası festival

Oysa hepimizin nefes alma hakkı var. Nefes almak, gülümsemek, korkmamak, acı çekmemek, isyan etmemek, ülkemdeki ve dünyadaki rezillikleri kısacık bir süre için de olsa düşünmemek hakkı var.

Devamını Oku
11.06.2026
Korkuyorlar...

Dünyanın çivisi çıktı.

Devamını Oku
07.06.2026
Sevgili Osman, Çiğdem, Can, Mine ve Tayfun

Bu mektubu size Gezi’nin yıldönümünde yazıyorum.

Devamını Oku
04.06.2026
Baldwin hâlâ yaşıyor

James Baldwin’in “Kimseler Bilmez Adımı” kitabı, uzun yıllar sonra Bülent O. Doğan’ın çevirisiyle ilk kez Türkçe yayımlandı.

Devamını Oku
31.05.2026
Bayram gibi bayramları özlerken

Tam bayram öncesiydi.

Devamını Oku
28.05.2026
Nefes alamıyoruz

Sevgili okurlar, Chicago’dayım.

Devamını Oku
24.05.2026
Diktatörlerin ortak dili: Maval

“Bana maval okuma” deriz karşımızdaki aklımızla alay ettikçe, yalan söyledikçe, iftira attıkça, yalanlarla iftiralarla bizi oyalamaya kalktıkça, karşımıza geçip bize “masal” okudukça...

Devamını Oku
21.05.2026
Müzik ve Vicdan

Kimi akşamlar vardır; yalnızca bir konser dinlemezsiniz.

Devamını Oku
17.05.2026
Karadeniz’den

Sevgili Merdan Yanardağ, Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan: Esir alınmış ama teslim olmayan sizler, dünyanın en hukuk dışı “casusluk davası”yla uğraşırken inanın başka herhangi bir konuda yazı yazmak, bana zulüm gibi geliyor.

Devamını Oku
14.05.2026
Seyahat sanatı

İnsan neden yola çıkar?

Devamını Oku
10.05.2026