Peş peşe birbirini izleyen olaylara bakınca, insan çıldırmadan nasıl bu ülkede yaşayabilir diye şaşmadan edemiyorum.
Bir gece yarısı evinden polis baskınıyla, yatağından çıkarılıp gözaltına alınıyor, tanıdığım en iyi gazetecilerden biri Alican Uludağ. Çoluk çocuk, eşi, dehşet içinde.
Bir başka gün Tokat’a, ailesine bayram ziyaretine gitmiş, hak, hukuk işlerinin hiç ama hiç peşini bırakmayan genç gazeteci İsmail Arı önce hemen orada gözaltına alınıyor, doğru Ankara’ya getiriliyor ve orada tutuklanıyor. Ne sorgu ne mahkeme ne bir iddia... Doğru Sincan hapishanesine.
Neden mi? Yanıtını herkes biliyor. Her ikisi de mesleklerini yaptıkları için. Hakikatin peşinde oldukları için. Araştırdıkları için. Gerçekleri söyledikleri için. Ucu cemaatlere, tarikatlara dayanan, kimi olayların peşini bırakmadıkları için.
O kadar da değil, tüm gazetecileri korkutmak için. Gözdağı vermek için. Ya bizdensin ya düşmansın diyorlar. Bundan daha açık seçik nasıl söylenir ki?
Öyleyse bağır, herkes duysun diye hepimiz haykırmalıyız:
Hakikat yargılanamaz.
Gazetecilik suç değildir.
***
Hak var, hukuk var, adalet var sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Haber şöyleydi:
“Aynı dosyada zıt kararlar: Teğmene ret, bölük komutanına kabul... Aynı soruşturma kapsamında açılan davalarda yargı farklı yönde karar verdi. Teğmen Ebru Eroğlu’nun ihraç işlemi onanırken bir komutanın göreve iadesine hükmedildi.”
Haber böyle yansıdı medyaya. Ebru Eroğlu, Kara Harp Okulu’ndan 2024’te mezuniyet töreninde kılıç çatarak “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atan teğmenlerden biriydi. Onun ihraç işlemine karşı açtığı davada Ankara 4. İdare Mahkemesi ret kararı verirken Ankara 14. İdare Mahkemesi, bölük komutanı Binbaşı Murat Ertürk hakkında kabul kararı verdi.
İhraç edilen üç komutandan ikisi yeniden TSK’ye dönmüş oldu. Ama içlerindeki tek kadın olan Ebru mesleğine dönemedi. Gerekçe de “TSK’ye duyulan güveni sarsması”ymış.
Oysa Ebru Eroğlu, Kara Harp Okulu’nu dönem birincisi olarak bitirmişti. Sicili şöyle: Komando eğitimi, paraşüt eğitimi, silah atışlarında yetenekli olup ileri eğitimlerden geçmek, askeri pentatlon, atletizm, kros birincilikleri, 12 farklı eğitsel kolda (resim, bağlama, piyano vb.) başarı göstermek, İngilizceden tam puan alarak dil eğitiminde de üstün başarı...
Bu arada eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu şöyle buyuruyor: “Hatay’dan İsrail toplam 5 saattir. 300 400 bin şehit veririz belki ama İsrail diye bir memleket Allah’ın izniyle kalmaz.”
Sizce Türk milletinin ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin itibarını yargı mı, S. Soylu mu yoksa Ebru Eroğlu mu sarsıyor?
***
“Düşmanca davranan bir yapının kurguladığı oyuna hep birlikte zorlanıyoruz burada. Ama başlamadan şunu söylüyorum: Burada onlarca evladı, anneyi, babayı, aileyi ayrı düşüren, gözyaşı döktüren, suçsuz yere bizi evlatlarımızdan ayrı düşüren, uzak tutan herkes bu divanda değilse, milletin vicdanında ama en önemlisi ama en önemlisi ulu divanda hesap verecektir. 5.5 yaşındaki kızımdan beni ayrı koyan her kul aklına bunu koysun. Fakat aklı olanın imanı olur. Doğruyu yanlıştan ayırmak, akıl kadar vicdan işidir. Benim devletimi mahkemelerinde beklentim tam da budur işte. Doğruyu yanlıştan ayıran bir akıl ve vicdanla karar vermesidir.”
Çalışmalarına ve kişiliğine hayran olduğum Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, önceki gün savunmasına bu yukarıdaki sözlerle başlıyordu. Ardından güçlü müteahhitlerinin isteklerine uymadığı için, gökdelene izin vermediği için, yoksulun kul hakkını koruduğu için bir yıldır tutuklu olduğunu anlatıyordu.
Bunlar olurken itirafçılar, “Baskı gördüm”, “İftira atarsan bir gün bile hapis yatmazsın” vaatlerine inandıklarını söyleyip duruyorlar.
Ve içeridekilerle dışarıdakiler, bizler parçalanmadan, paramparça olmadan yaşamaya çalışıyoruz.
Not: Bu arada gönüllü çalışmaktan geri durmak yok! Hak hukuk adalet olmasa da gönüllü çalışmakta, hizmette sınır yok. Bu cumartesi (28 Mart) Samsun Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, Çağdaş Gençlik Samsun Lise ve Üniversitesi işbirliğiyle, saat 15.00’te Atakum Belediyesi Kongre Kültür Merkezi’nde “Nâzım Hikmet 124 Yaşında” programımız var. N. Hikmet Vakfı İkinci Başkanı Özcan Arca ve ben sahnede olacağız. Ruhi Su, Timur Selçuk, Cem Karaca, Zülfü Livaneli ve Dostlar Tiyatrosu bize ekrandan türküleriyle katılacaklar. Tüm okurları bekleriz.