Hakikat yargılanamaz

Hakikat yargılanamaz

26.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Peş peşe birbirini izleyen olaylara bakınca, insan çıldırmadan nasıl bu ülkede yaşayabilir diye şaşmadan edemiyorum.

Bir gece yarısı evinden polis baskınıyla, yatağından çıkarılıp gözaltına alınıyor, tanıdığım en iyi gazetecilerden biri Alican Uludağ. Çoluk çocuk, eşi, dehşet içinde.

Bir başka gün Tokat’a, ailesine bayram ziyaretine gitmiş, hak, hukuk işlerinin hiç ama hiç peşini bırakmayan genç gazeteci İsmail Arı önce hemen orada gözaltına alınıyor, doğru Ankara’ya getiriliyor ve orada tutuklanıyor. Ne sorgu ne mahkeme ne bir iddia... Doğru Sincan hapishanesine.

Neden mi? Yanıtını herkes biliyor. Her ikisi de mesleklerini yaptıkları için. Hakikatin peşinde oldukları için. Araştırdıkları için. Gerçekleri söyledikleri için. Ucu cemaatlere, tarikatlara dayanan, kimi olayların peşini bırakmadıkları için.

O kadar da değil, tüm gazetecileri korkutmak için. Gözdağı vermek için. Ya bizdensin ya düşmansın diyorlar. Bundan daha açık seçik nasıl söylenir ki?

Öyleyse bağır, herkes duysun diye hepimiz haykırmalıyız:

Hakikat yargılanamaz.

Gazetecilik suç değildir.

***

Hak var, hukuk var, adalet var sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Haber şöyleydi:

“Aynı dosyada zıt kararlar: Teğmene ret, bölük komutanına kabul... Aynı soruşturma kapsamında açılan davalarda yargı farklı yönde karar verdi. Teğmen Ebru Eroğlu’nun ihraç işlemi onanırken bir komutanın göreve iadesine hükmedildi.”

Haber böyle yansıdı medyaya. Ebru Eroğlu, Kara Harp Okulu’ndan 2024’te mezuniyet töreninde kılıç çatarak “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganı atan teğmenlerden biriydi. Onun ihraç işlemine karşı açtığı davada Ankara 4. İdare Mahkemesi ret kararı verirken Ankara 14. İdare Mahkemesi, bölük komutanı Binbaşı Murat Ertürk hakkında kabul kararı verdi.

İhraç edilen üç komutandan ikisi yeniden TSK’ye dönmüş oldu. Ama içlerindeki tek kadın olan Ebru mesleğine dönemedi. Gerekçe de “TSK’ye duyulan güveni sarsması”ymış.

Oysa Ebru Eroğlu, Kara Harp Okulu’nu dönem birincisi olarak bitirmişti. Sicili şöyle: Komando eğitimi, paraşüt eğitimi, silah atışlarında yetenekli olup ileri eğitimlerden geçmek, askeri pentatlon, atletizm, kros birincilikleri, 12 farklı eğitsel kolda (resim, bağlama, piyano vb.) başarı göstermek, İngilizceden tam puan alarak dil eğitiminde de üstün başarı...

Bu arada eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu şöyle buyuruyor: “Hatay’dan İsrail toplam 5 saattir. 300 400 bin şehit veririz belki ama İsrail diye bir memleket Allah’ın izniyle kalmaz.”

Sizce Türk milletinin ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin itibarını yargı mı, S. Soylu mu yoksa Ebru Eroğlu mu sarsıyor?

***

“Düşmanca davranan bir yapının kurguladığı oyuna hep birlikte zorlanıyoruz burada. Ama başlamadan şunu söylüyorum: Burada onlarca evladı, anneyi, babayı, aileyi ayrı düşüren, gözyaşı döktüren, suçsuz yere bizi evlatlarımızdan ayrı düşüren, uzak tutan herkes bu divanda değilse, milletin vicdanında ama en önemlisi ama en önemlisi ulu divanda hesap verecektir. 5.5 yaşındaki kızımdan beni ayrı koyan her kul aklına bunu koysun. Fakat aklı olanın imanı olur. Doğruyu yanlıştan ayırmak, akıl kadar vicdan işidir. Benim devletimi mahkemelerinde beklentim tam da budur işte. Doğruyu yanlıştan ayıran bir akıl ve vicdanla karar vermesidir.”

Çalışmalarına ve kişiliğine hayran olduğum Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, önceki gün savunmasına bu yukarıdaki sözlerle başlıyordu. Ardından güçlü müteahhitlerinin isteklerine uymadığı için, gökdelene izin vermediği için, yoksulun kul hakkını koruduğu için bir yıldır tutuklu olduğunu anlatıyordu.

Bunlar olurken itirafçılar, “Baskı gördüm”, “İftira atarsan bir gün bile hapis yatmazsın” vaatlerine inandıklarını söyleyip duruyorlar.

Ve içeridekilerle dışarıdakiler, bizler parçalanmadan, paramparça olmadan yaşamaya çalışıyoruz.

Not: Bu arada gönüllü çalışmaktan geri durmak yok! Hak hukuk adalet olmasa da gönüllü çalışmakta, hizmette sınır yok. Bu cumartesi (28 Mart) Samsun Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, Çağdaş Gençlik Samsun Lise ve Üniversitesi işbirliğiyle, saat 15.00’te Atakum Belediyesi Kongre Kültür Merkezi’nde “Nâzım Hikmet 124 Yaşında” programımız var. N. Hikmet Vakfı İkinci Başkanı Özcan Arca ve ben sahnede olacağız. Ruhi Su, Timur Selçuk, Cem Karaca, Zülfü Livaneli ve Dostlar Tiyatrosu bize ekrandan türküleriyle katılacaklar. Tüm okurları bekleriz.

Yazarın Son Yazıları

Hakikat yargılanamaz

Peş peşe birbirini izleyen olaylara bakınca, insan çıldırmadan nasıl bu ülkede yaşayabilir diye şaşmadan edemiyorum.

Devamını Oku
26.03.2026
Bayram bitti

Bayram bitti

Devamını Oku
22.03.2026
Gerçek bayramları beklerken

Bu yazıyı okuduğunuzda arife günü olacak... Yarın bayram... Hiç ama hiç bayram duygusu yok çoğumuzun içinde.

Devamını Oku
19.03.2026
Bir kayıp, bir ödül

“Ooo, Bayan Şifahi buradaymış!”

Devamını Oku
15.03.2026
İki savaş arasında

Başlık doğru...

Devamını Oku
12.03.2026
Katliam devam ediyor

Farkında mısınız, ülkemizde kadın katliamı dolu dizgin devam ediyor.

Devamını Oku
08.03.2026
Vicdan biraz vicdan

Ey siyaset!

Devamını Oku
05.03.2026
Laiklik için iktidara teşekkür (!)

Gerek Erdoğan’a ve Bahçeli’ye, gerek okuduğunu anlayamayan, kin, nefret dolu duygularla sürüye katılanlara hepimiz sonsuz teşekkür borçluyuz.

Devamını Oku
01.03.2026
İzninizle

Geçen yıl yine tam şu sıralarda bu köşede “80 Yaşım Merhaba” diye bir yazı yazmıştım!

Devamını Oku
15.02.2026
Faşizm ne demek?

İnternete girin...

Devamını Oku
12.02.2026
Rezillikler ve anmalar arasında...

Yine aynı şey oldu.

Devamını Oku
08.02.2026
Deprem

“6 Şubat” bir sayı, bir istatistik değildir; bir hafıza yarasıdır.

Devamını Oku
05.02.2026
24 Ocak-31 Ocak haftası

Bugün 1 Şubat. Abdi İpekçi’nin öldürüldüğü gün.

Devamını Oku
01.02.2026
Refik Durbaş’la sohbet

Birkaç gündür, benim canım arkadaşım ve ülkemdeki şiir tutkunlarının sevgilisi, aşkı, hayran olduğu şair Refik Durbaş’la sohbet ediyorum.

Devamını Oku
29.01.2026
Sahne, hayatın metaforuydu: ‘Bindik bir alamete’

Hak hukuk ve adaletin yok sayıldığı, dünya diktatörlerinin aklımızla oynadığı, her an düş kırıklıkları, vahşet, ölümlerle sarmalandığımız; yalanın, riyakârlığın, iftiraların, örgütlü kötülüğün egemen olup vicdanı yok ettiği bir dünyada yaşıyoruz.

Devamını Oku
25.01.2026
Tan Sağtürk... Bir yıldönümü... PEN...

Geçen hafta içinde Tan Sağtürk’ün “görevden alındığı” haberi Resmi Gazete’de yayımlanınca herkes gibi ben de çok üzüldüm.

Devamını Oku
22.01.2026
Hepimiz buradayız! Hepimiz yanındayız!

Ne müthiş bir ülke burası!

Devamını Oku
18.01.2026
‘Folia’-Doğa ve biz

“Folia” Japonya’dan Güney Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyadan 100 kadar sanatçıyı ve 300 kadar eseri bir araya getiren serginin adı.

Devamını Oku
15.01.2026
Bahar hâlâ isyancı!

11 Ocak 1995.

Devamını Oku
11.01.2026
Şaşırdık mı?

Günlerdir, bütün dünya gibi Türkiye de Venezüella ve Maduro ile yatıp kalkıyor.

Devamını Oku
08.01.2026
Şiir aşk gibidir

“Şiir aşk gibidir, zorla yazılmaz.

Devamını Oku
04.01.2026
2025 öldü, yaşasın 2026!

Filmlerde görürüz ya: “Kral öldü! Yaşasın kral”, “Padişah öldü yaşasın padişahımız!”. Şöyle bir haykırsam diye özenmişimdir ama bir türlü nasip olmadı.

Devamını Oku
01.01.2026
Umudu savunma sanatı

Bugün 2025’in son pazar günü.

Devamını Oku
28.12.2025
Eskişehir-İstanbul seferi...

En tehlikeli yanı: Faşizm sıradanlaşmak, gündelik hayatın bir parçası olmak ister. Adaletsizliği “olağan”, eşitsizliği “kader”, baskıyı “gereklilik” diye sunar.

Devamını Oku
25.12.2025
Hayal kurmaktan vazgeçmeyin...

Sahnede bir adam var.

Devamını Oku
21.12.2025
Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı

Korkunç yoğun bir trafikte iki saat gitmeyi ve iki saat de dönmeyi göze alırsanız orada bulunduğunuz sürece müthiş keyiflenir ve “Yaşasın Tüyap Kitap Fuarı” diye haykırabilirsiniz.

Devamını Oku
18.12.2025
Işığı hiç sönmeyecek

O, Nermin Abadan Unat. Neden mi ona minnet borcumuz var?

Devamını Oku
14.12.2025
Roman gibi

Sabiha Sertel (1895-1968) ve Zekeriya Sertel (1890-1980). Osmanlı’nın sonu, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarında duygu ve düşünce dünyamıza sonsuz katkılarda bulunmuş bu iki önemli ismi bu ülkede yaşayan herkesin, hele hele gazeteciliği meslek edinmiş her insanın çok yakından bilmesi gerekir.

Devamını Oku
11.12.2025
Aşkla ölüm arası

O kadar güzeldi ki tadı damağımda kalmıştı.

Devamını Oku
07.12.2025
Yok etmek/Yaratıcılık

Bir yanımda yaratıcılık, bir yanımda yok edicilik. İkisi de çekiştirip duruyor iki kolumdan.

Devamını Oku
04.12.2025
Tiyatro hazinemize yolculuk...

Duvardaki dev afişten fırlayıp kucaklaşacakmışız gibi bana bakan genç kadın, Suna Pekuysal.

Devamını Oku
30.11.2025
Hukuk bitti

Dünkü gazetemizde, “Korkma Biz Kadınız!” başlığını görmek çok hoşuma gitti.

Devamını Oku
27.11.2025
Çocuklar için...

Çocuklarımız için neler neler yapmayız ki...

Devamını Oku
23.11.2025
Grup Yorum’dan mektup var

Ülkemin hapishaneler coğrafyasından sık sık mektup gelir.

Devamını Oku
20.11.2025
BACH, Diyarbakır'da...

Neredeyse 30 yıldır Hakan Erdoğan Prodüksiyon “Bach İstanbul’da” başlığıyla klasik müzik konserleri düzenler.

Devamını Oku
16.11.2025
Oktay Ekinci kitabı

Oktay Ekinci... Bu isim Cumhuriyet okurlarının hiç ama hiç yabancısı değil.

Devamını Oku
13.11.2025
Paris’ten Diyarbakır’a

Paris ve sonbahar.

Devamını Oku
09.11.2025
Her daim muhalif

“Ve sonunda Joan Baez hastalığı yendi, sağlığına kavuştu!”

Devamını Oku
06.11.2025
Susmak onaylamaktır

“Hava kurşun gibi ağır/ Bağır bağır bağırıyorum/ Koşun. Kurşun eritmeye çağırıyorum...”

Devamını Oku
02.11.2025
Küllerden doğan ışık

Cumhuriyetin 102. yıldönümünü dün kutladık.

Devamını Oku
30.10.2025