Vance’in “İran, Amerikan şartlarını kabul etmedi, görüşmeler bitti” sözleri bir emperyalistin burnu büyüklüğünün dile gelmesi olarak tarihe geçti. Sanki “barış masası” bu şartları İran kabul etsin diye kuruldu. 21 saatlik görüşmelerde başka neler konuşulduğunu bilmiyoruz ama zor iki üç madde üzerindeki Amerikan dayatmasında.
Bunlardan en önemlisinin İran’ın nükleer silah üretmeyeceği ve zenginleştirilmiş uranyumu elinden çıkarması şartı olduğu belli. Bu çok zorlu pazarlıklara açık. İran atom silahı üretmeyeceği konusunda her türlü garantiyi verebilir ama uranyumun tamamını elden çıkarmayı kabul etmez. Füzelerde sınırlamayı da. Hürmüz tartışmaya açıktır.
‘SEN DE BATARSIN’
ABD için en zoru, savaşı yeniden başlatmaktır.
Bunun Körfez ve dünyada yol açacağı derin ve geniş etkilerinin sorumluluğu ABD üzerindedir. Sonuçları kestirilemez. Hayat Amerikalıların masa başında çizeceği savaş oyunlarına uymaz.
Yeniden savaşı başlatmanın dağlar kadar baskısı altında Trump ezilip gidebilir. Sanırım İran stratejisini bunun üzerine kurmuş durumda: “Evet senin ağır bombaların var, bana çok zarar verebilirsin ama senin de dünya jandarmalığın ve başkanlığın beklenenden daha erken yerle bir olur.”
PAPA TRUMP’A KARŞI
Papa Leo (İlk kez Amerikalı!), Trump’ın “İran uygarlığını bir gecede yok edeceğim” tehdidine “Kabul edilemez” dedi. İtalyan gazetecilere Vatikan’da “Sivil altyapıya yönelik saldırılar uluslararası hukuka aykırıdır ve aynı zamanda insanlığın sahip olduğu nefretin, bölünmenin ve yıkımın bir işaretidir” dedi (VatikanNews).
Yorum: “Bu gerilim, Vatikan’ın ahlaki otoritesi ile Washington’ın siyasi ve askeri gücünü karşı karşıya getiriyor.”
Katoliklerin başına Amerikalı kardinaller de destek veriyor. Şüphesiz bu durum, İran’a saldırıya adeta dinsel kutsal bir savaş atfeden Hegseth adındaki eski TV spikeri savaş bakanını ve patronunu açığa düşürüyor.
Papa “Tanrı hiçbir çatışmayı kutsamaz. (...) Askeri eylem, özgürlük veya barış zamanları için alan yaratmayacaktır” diyerek dinsel, ahlaki üstünlüğü de Trump’ın altından çekip aldı.
Bu önemli bir gelişmedir ve Trump’ın dünya çapında yalnızlığını pekiştirmektedir.
AVRUPA YENİ ARAYIŞA YÖNELMELİ
İşe bakın ki İspanyol Sanchez dışında hiçbir Avrupalı lider, papanın bu duyarlığını siyasi karşı çıkışlarla dile getirme cesaretini gösteremedi.
Onlar, “Eyvah ABD Avrupa’dan çekilirse ne b...k yeriz”in derdinde, sığınmacı davranışlarını, Amerikalı saldırganı okşayarak yatıştırabilecekleri sanısıyla yataklarında kıvranıp duruyorlar.
Oysa, gidersen güle güle diyerek Avrupa’da Rusya ile yeni bir güvenlik mimarisinin inşasına kafa yordukları zaman, ABD’nin şantajından ve savunma harcamalarını yüzde 5 artır şantajından kurtulurlar. Yeniden bir refah kıtasına geri dönüşü aramalılar.
Ama aralarında tek lider çıkmadı. Alman Merkel’in uzun stratejik bakışı hiçbirinde yok.
***
Bir üçüncü farklı yazı daha gelecek ama gözüm kulağım Macaristan’da, çünkü öyle bir tarihi andayız ki Orban’ın yıkılışının etkilerini ve yankısını sağır sultan bile duyacak.
Trump dahil, otoriter/otokrat kulelerinin yıkılışları gündeme geliyor.