Yazar-okur dayanışması
Adnan Binyazar
Son Köşe Yazıları

Yazar-okur dayanışması

24.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

17.04.26 günlü “Miguel de Cervantes” başlıklı yazımda “Komşunuzun çatısı camdansa ona taş atmayın” sözünün tümünü yansıtan İsmail Sefa İpşir’den uyarıcı bir ileti aldım:

“Sayın Adnan Binyazar,

Bugünkü Cervantes yazınızı ilgiyle okudum ve istifade ettim. Sadece bir hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Yazınızda belirttiğiniz ‘Komşunuzun çatısı camdansa ona taş atmayın’ sözü ile ilgili.

Zaman zaman benim de çok kullandığım sözün kitapta yer alan halini buldum. Zaten siz de fark etmişsinizdir cümlede tuhaflık olduğunu. Doğrusu şöyle imiş: ‘Unutma, kendi çatısı camdansa eğer, delidir taş toplayan komşuya atmak için.’

Sağlıklı günler dilerim.

İsmail Sefa İpşir”

SÖZÜN KAYNAĞI 

İpşir, şu dizelerde, görüşlerini sözün nasıl bir düşünsel ortamda söylediğine yönelik bölümü de etkiliyor:

“Tıpkı zenci Juan Latino gibi, konuşmaya kalkma birden çok dili, Latince döktürme boşuna,/ Bilgiçlik taslama bana, dem vurma felsefeden,/ âri olan anlar sonra,/ sorar dudağını büküp; nedir bu dalavera?/ Akıl satma, dedikodu yapma, uzağından geç aklın varsa seni ilgilendirmeyen bir şeyin / nükte yapmaya çalışma,/ verirler ağzının payını,/ kendine iyi bir isim yap,/ bunun için çalış durmadan,/ çünkü beyhude masraf etmiş olur /iyi bir şey yayınlamayan./ Unutma, kendi çatısı camdansa eğer,/ delidir taş toplayan/ komşuya atmak için,/ Aklı olan, tedbirli de olsun/ bırak yazdığı eserde biraz,/ bulunmaz yazdıklarında bir değer”.

Cervantes’in yüzyılları aşarak günümüzde de en çok okunan Don Kişot adlı romanının özünde yatan da bu doğallıktır. İpşir, böylece dizeleri oluşturan şu kavramlarla okura ders veriyor: birden konuşmaya kalkmak, bilgelik taslamak, akıl satmak, dedikodu yapmak.

DÜŞÜNSEL ÇAĞRIŞIMLAR

Öğütsel anlamlar taşıyan bu dizeler, anlatımsal incelikleri kavrama erdemine erenlerde geniş alanlı düşünsel çağrışımlara yol açar. Yeter ki kişide o algı yeteneği gelişmiş olsun. Bu da ancak gece gündüz kitabı elden düşürmemekle olur. Kuşkusuz bu, bizde uygulanan ezberci eğitimle değil, düşündüren, duyumsatan, yoruma yola açan bir üretici eğitimle gerçekleştirilebilir. Yeter ki eğitici, öğrencide bu ilgiyi yaratsın.

Oysa bırakın böyle bir yöntem uygulanmasını, kimi yazarların kitaplarını okuduğu için öğrenciler cezalandırılmıştır. Bir darbe döneminde okuduğu kitaptan dolayı suçlanan aydınlar, kitaplarını evlerinin çatısında gizleyecek yer aramışlardır.

KÜLTÜREL ORTAM 

Politikacılar, önemli alanlarda görev üstlenen bürokratlar, ülkenin kazanımlarına el koyacak yapıdaki işadamları, ülkenin kazanımlarını elinde tutanlar, öğrencilerini çağdaş yetiştirmek varken çağdışı düşüncelerle baskı altında tutan öğretmenlerin eline bırakmıştır. Öyle toplumlarda da günümüzde olduğu gibi, insanlar aralarında dayanışma yaşanacağına, birbirinin düşmanı oluyor. Son yıllarda öğrenciler içinden öğretmen ve arkadaşlarını öldürenler gittikçe çoğalıyor.

Toplumlarda bir anda canavar kesilip erkeğin kadını, kadının erkeği, her ikisinin silahlarla çocuklarını canından etmesinin nedeni budur. O nedenle gazeteler her gün, ömrünü hapiste çürütenlerin öyküleriyle çıkıyor.