İran’ın direnişi, ABD ile İsrail’i, içte ve dışta gün geçtikçe zora sokuyor. AKP iktidarının eylemleri, savaş karşıtlığı söylemi ile uyumlu görünmüyor.
TÜRKİYE SAVAŞA MI ÇEKİLİYOR?
Israrla, İran’ın Türkiye’ye füze saldırısında bulunduğu algısı yaratılmaya çalışılıyor. Bu füzeleri, NATO unsurları önlüyor! Türkiye’ye patriot verilmiyor. İncirlik’teki İspanyol patriotları Malatya’ya kaydırılıyor. Körfez Savaşı sırasında da Türkiye’de Hollanda ve İspanya patriotları konuşlandırılmıştı. NATO (ABD), Türkiye’ye patriot vermeyi, hele füze teknolojisi aktarmayı reddetmişti. Dahası, 1997’de taraf oluncaya kadar Türkiye’ye yıllarca, Füze Teknolojisi Kontrol Rejimi Anlaşması’na (MTCR) katılması için baskı yapılmıştı. Yakın geçmişte, Türkiye ile Çin arasında varılmak üzere olan füze anlaşması, ABD’nin baskısıyla engellenmişti. Türkiye’de kuşkulu şekilde ölen ASELSAN bilimadamlarına, son olarak Katar’da yaşamını yitirenler de eklendi! Acaba, “stratejik ortağımız!” ABD ve NATO müttefiklerimiz Türkiye’nin füzeye ve füze teknolojisine sahip olmasını istemiyorlar mı? “NATO sizi korur! Sizin kendi füzelerinize ve füze teknolojisine sahip olmanız uygun değil” demeye mi getiriyorlar?
TÜRK BOĞAZLARINDA NE OLUYOR?
Rusya’dan Türkiye’ye doğru gelen, işletmecisi Türk bir petrol tankeri, Ukrayna tarafından, büyük olasılıkla İsrail’in desteği ve ABD’nin onayı ile İstanbul Boğazı önünde, Türk karasularının hemen dışında vuruluyor. Yunanistan, ezeli düşmanı “Bulgaristan’ı korumak (!) için” Çanakkale Boğazı’nın dibindeki, askerden arındırılmış Semadirek Adası’na patriot yerleştiriyor.
Tam bu günlerde, Milli Savunma Bakanlığı (MSB), TBMM onayı olmadan, Adana’da NATO Kolordu Komutanlığı kurulduğunu açıklıyor. Bunu, İstanbul Boğazı’nda bir NATO (!) Deniz Unsur Grubu konuşlanacağı haberi izliyor.
TÜRKİYE SAVAŞA MI HAZIRLANIYOR?
Hakan Fidan, “Daha büyük bir savaşa doğru gidildiğini!” söylüyor. Son yazıma Azebaycan Türkçesiyle tepki gösteren ve beni “Amerika’ya saldırmakla suçlayıp Türkiye’nin savaşa hazırlandığını” söyleyen Azeri okurum, Türkiye’de ne olup bittiğini bizden iyi biliyor galiba! Biz, Adana’da bir NATO Kolordusu’nun kurulduğunu, Beykoz’da bir NATO Boğaz Grubu konuşlandırılacağını her şey bittikten sonra öğrendiğimize göre neden olmasın?
Kaldı ki Türkiye’nin içte ve dışta birileri tarafından savaşa hazırlandığını hatta dolaylı olarak savaşın içinde olduğunu gösteren başka işaretler de var. Hakan Fidan ısrarla İran’ı dışlayıp Mısır, Körfez ülkeleri ve İran’a saldırıların devamını isteyen Suudi Arabistan ile birlikte hareket ediyor. A Haber’de, “...İran’a karşı bir koalisyon...” olasılığına işaret ediyor. İspanya, hava sahasını İran bağlantılı tüm ABD uçaklarına kapatıyor. Türkiye ise ABD’ye İncirlik’i İran savaşında kullandırmadığını söylüyor ama Yunanistan’ın askersizleştirilmiş İstanköy Adası’ndan kalkan ABD askeri nakliye uçağının, Türk hava sahasını boydan boya geçip arıza (!) gerekçesiyle, arada onca Türk ve önünde Şam havaalanı varken, Adana’yı bile geçtikten sonra geri dönüp İncirlik’e inmesine onay veriyor! Aynı gün, bir ABD askeri nakliye uçağı da Cibuti’den kalkıp İncirlik’e geliyor. Bunlar, savaşın dışında kalmak isteyen bir ülke için normal değil. Zaten Trump’ın, “Türkiye harika bir müttefik. Neyin içine girmeyin dediysek, girmediler. Erdoğan büyük bir lider...” sözleri, Türkiye’nin duruşu hakkında kuşkuya yer bırakmıyor.
TÜRK BOĞAZLARI KİME EMANET?
Bu yapılanlar bilinçli ise büyük bir aymazlık ve gaflet. İstanbul Boğazı’nda konuşlanacağı söylenen, Fransaİngiltere komutasındaki Ukrayna Çokuluslu Gücü, -Göben ve Breslau örneğinden hareketle, tek bir füze ateşleyerek Türkiye’yi Rusya ile savaşa sokma olasılığı bir yanaTürkiye Cumhuriyeti’nin, ülkesinin tümü üzerindeki egemenlik hakkını ve yetkisini tartışılmaz kılan, Türkiye’nin Ukrayna savaşının dışında kalmasını sağlayan Montrö Sözleşmesi’nin sonu demektir. Türkiye bu hakkı ve yetkiyi, Montrö Konferansı sırasında ve hemen sonrasında Sovyet Rusya’nın Türkiye’yi zorlamaya çalıştığı, boğazları birlikte korumak, savunmak, boğazlar üzerinde hak ve yetki sahibi olmak girişimlerine kararlılıkla karşı durarak almıştır.
MSB açıklamaları ışığında, NATO Kolordusu’na onay vermek, 1 Mart 2003 tezkeresinin, vatansever milletvekillerinin aklıselimi sayesinde reddiyle önlenen, binlerce ABD askerinin Türkiye’ye gelmesi projesinin bu kez NATO kisvesi altında yaşama geçirilmesidir. Boğaz Grubu ise Türkiye Cumhuriyeti’nin Türk boğazları üzerindeki mutlak egemenlik hakkının kaybedilmesidir. Türk ulusu bunlara göz yummaz.