Alev Coşkun

Yeni gelişmelerle birlikte dünya siyaseti ısınıyor

21 Mart 2021 Pazar

ORTADOĞU’DA SICAK GELİŞMELER

Son haftalarda dış politikada ve özellikle Ortadoğu’da sıcak gelişmeler birbirini izliyor.

ABD Başkanı Biden, Rusya Devlet Başkanı Putin’e “katil” diye yüklendi. En sıcak bölge olan Ortadoğu sadece bölgedeki devletlerin değil; ABD, Rusya, Çin ve Avrupa devletlerinin de derece derece katıldıkları bir oyun sahasıdır. Dünya siyasetinde önemli bir yere sahiptir. 

Öncelikle, Ortadoğu’daki çatışmalarla ilgili özet bilgi verelim:

ÇATIŞMALAR

ABD-İran gerilimi devam ediyor. Buna dayalı olarak Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ABD politikalarına dayalı İran’a karşı izledikleri politikalar sürüyor.

Suudi Arabistan, Ortadoğu’nun birçok bölgesinde vesayet savaşlarına destek veriyor.  

Irak’ta parçalanma sonrası ortaya çıkan sorunlar ve Suriye’de on yılı aşan iç savaş sürüyor. Bu iç savaşta ABD, Rusya, İsrail, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye doğrudan katılarak rol alıyorlar. 

İsrail, topraklarını genişletme yönünde politikasına devam ediyor. En büyük desteği de ABD’den alıyor. 

Arap-İsrail çatışması artık geride kaldı. Mısır, Suudi Arabistan ve BAE, İsrail’le dostluk anlaşmaları yapıyorlar. Kudüs’ün parçalanması ve İsrail’e toprak kazandırılması yönünde ABD planına tüm Araplar artık ses çıkarmıyorlar hatta destek veriyorlar. Türkiye, Kudüs’le ilgili bu plana karşı çıkan tek devlet konumuna düştü. 

Yunanistan ve ona bağlı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Ortadoğu’da özellikle enerji alanında etkin girişimlerini sürdürüyor.

Libya’da iç savaş bugünlerde bir ölçüde durulur gibi görüntü veriyor. Ancak Doğu Akdeniz’de enerji paylaşım savaşı ve denizlerde ilan edilen “münhasır bölgeler” girişimleri sürüyor. 

Türkiye, yukarıda sayılan Ortadoğu’daki tüm bu sorunlarla ilişkilidir. Tüm bu sorunlarda ulusal çıkarı vardır.

DİN İDEOLOJİSİNE DAYALI DIŞ POLİTİKA

Türkiye son on yıldır mezhep anlayışına, “İhvan ideolojisine” dayalı bir dış politika çizgisi izliyor. Bu nedenle, Mısır ve Suriye ile diplomatik ilişkisini kesmiş bulunuyor. 

Şam’da sabah namazı kılma söylemleriyle başlayan Esad karşıtı dış politika on yıldır sürüyor. Mısır’da Muhammed Mursi’nin gitmesi, yerine Abdülfettah Sisi’nin gelmesiyle son sekiz yıldır Mısır’a karşı olumsuz bir politika sürdürülüyor. 

Sisi’nin iktidara gelişi üzerine Erdoğan’ın mitingler düzenleyip dört parmağını kaldırarak Rabia işareti yapması ile başlayan, Sisi’yi darbecilik ve firavun olmakla suçlayan sert politika ne yazık ki Türkiye’nin ulusal çıkarlarında yaralar açtı. Özellikle Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları konusunda zararlı sonuçlar getirdi. 

DOĞU AKDENİZ VE PETROL

Doğu Akdeniz’de bulunan doğalgaz, petrol yatakları üzerindeki paylaşım için Yunanistan, Kıbrıs Rumları ve Mısır bir araya gelip masaya oturarak çözümler üretip, yararlar sağlama yoluna gittiler. Türkiye’nin Mısır’a karşı izlediği gerçeklere ters düşen politikalarından Yunanistan yararlandı. 

DOĞRU YERDE OLMAK

Suriye ile ilişkilerimizin önemini belirtmeye gerek yok. “Suriye’de ne işimiz var” söylemi çok hatalıdır. Unutulmasın, binlerce kilometre uzaklıktaki ABD ve Rusya, Suriye’de bulunuyorlar. Suriye ile 900 km. sınırı olan Türkiye’nin orada olması doğaldır. Suriye’de sınırımıza paralel olarak inşa edilmekte olan “enerji koridoru” gerçeği varken, “Suriye’de ne işimiz var” sloganı gerçekçi değildir. Orada olmamız zorunludur. Ancak doğru yerde olmamız gerekir. 

Suriye’de sekiz yıldır uygulanan Esad’ın devrilmesini amaçlayan “İhvancı politika” çok hatalıdır. Esad’ın devrileceğini sananlar yanıldılar, Esad giderek güçleniyor.

Sonuç olarak AKP’nin önce Şam’a, oradan Gazze üzerinden Kahire’ye, oradan Tunus ve Libya’ya uzanan “İhvancı rejimler kurma” politikasının bir hayal olduğunun artık kabul edilmesi gerekir. 

Aslında Suriye’de geleceğin Ortadoğusu için bir siyasal etkinlik savaşı vardır. Aynı zamanda çok ciddi bir ekonomik paylaşım savaşı, ABD ve Rusya arasında kıyasıya sürüyor. Bu savaşın arka planında petrol ve doğalgaz bölgelerinin denetimi yatıyor. 

ABD-RUSYA ÇATIŞMASI

Yukarıda belirttik. Biden’ın açıklaması diplomatik geleneklerin yerle bir edilmesidir. Putin de buna karşın Biden’a “aynaya bakmasını” önerdi.

Bu çatışmanın altında, Rusya’nın gerek dünya politikasında gerekse Ortadoğu politikasında aldığı mesafe yatmaktadır. Rusya, Karadeniz’de, Ege’de ve Doğu Akdeniz’de en etkin politik oyuncu durumundadır.

ABD-RUSYA EKONOMİ SAVAŞI

Suriye’deki ekonomik paylaşım savaşına bakalım. Suriye çölünün doğu bölgeleri, özellikle Deyrizor ile Haseke kentleri arasındaki sahalar, Suriye’nin en önemli petrol ve doğalgaz yataklarını barındırıyor. ABD’nin desteklediği terör örgütü YPG, 25 doğalgaz kuyusunun yanı sıra 1322 petrol kuyusunun bulunduğu Rimelan petrol sahası ile bölgedeki diğer petrol ve doğalgaz yataklarını elinde tutuyor. Suriye’nin en büyük petrol sahaları El-Ömer ve El-Tenek’e ilave olarak Deyrizor kırsalındaki El-Azba ile diğer bazı petrol sahalarında ABD gözetiminde üretim yapılıyor.

Suriye merkezi yönetimi ise ancak ülkedeki küçük sahaları kontrol edebiliyor. Deyrizor’daki El-Yetim ve El-Verd petrol sahaları, rejim kontrolünde bulunuyor. 

Rusya, zengin kaynakları denetim altına almak amacıyla bir süredir girişimlerini artırdı. İran devrim muhafızlarının denetiminde bulunan kimi alanların kendisine devredilmesini istedi. Bu çerçevede İran, geçen hafta Gaziantep’in güneyinde bulunan Rakka kentinin yakınındaki Es-Sevre petrol sahasından çekildi. Günlük iki bin varil petrol üreten bu bölge, Rusya’nın denetimine geçti.

Geçen hafta da Rusya, Humus Çölü’nün kuzeydoğu sınırındaki Tabka bölgesinde bulunan Tavinan doğalgaz sahasında kontrolü sağladı. Daha önce İran’ın kontrolünde bulunan ve Heisco şirketinin işlettiği Tavinan doğalgaz sahasında, günlük üç milyon metreküp temiz gaz, 60 ton ev gazı ve iki bin varil kondensat üretildiği belirtiliyor. 

Görüldüğü gibi ABD ve Rusya, Suriye’de özellikle ekonomik alanları denetim altında tutuyor. ABD, Suriye’de PYD/PKK oluşumlarını kendi ekonomik çıkarları için kullanıyor. Bu nedenle, PYD bölgesinde askeri üsler kuruyor.

TÜRKİYE NE YAPIYOR?

ABD ve Rusya, Suriye’de yeni üsler kurarken, Suriye’deki kara ve deniz üslerini genişletirken petrol bölgelerini denetim altına alma yolunda hareket ediyorlar.

Türkiye ise Suriye’de ekonomik amaçlar için değil, mezhebe dayalı “İhvan politikaları” izliyor.

Türkiye’nin Suriye’de ekonomik alanda bir etkinliği hemen hemen yoktur. Türkiye, gerek Suriye’deki iç savaşta gerekse dört milyonu aşan mülteciler nedeniyle büyük giderleri karşılamak zorunda kalıyor. 

MISIR

Son günlerde Mısır’la diyalog için olumlu adımlar atılıyor. Erdoğan, cuma namazları sonrası yaptığı açıklamalarda Mısır halkının Türkiye’ye karşı olamayacağını söylüyor. Çok güzel de AKP siyasal iktidarı şu sorulara yanıt vermek zorundadır:

Mısır’la ilişkileri Sisi karşıtlığı üzerine oturtan Ankara, diyalog kapısını kapatıp iki devlet arasındaki ilişkileri sekiz yıldır neden dondurdu?

Bu konuyu neden iç politika malzemesi yaptı? Mitinglerde, meydanlarda en yüksek sesle “Firavun Sisi” diye bağırılması, Rabia işaretleri yapılması, Türkiye’nin çıkarlarına hizmet etmek miydi?

Öncelikle, inandırıcı olmak gerekiyor. Sekiz yıldır süren bu dayanaksız ve gerçeklere ters düşen politikanın hatalı olduğu kabul edilmelidir.

Zaten Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, “Tam normalleşme için Türk dış politikasında gerçek bir değişim görmeliyiz” dedi ve “söylemlerin tek başına yeterli olmadığını, uygulamalarla örtüşmesi gerektiğini” savundu.

RUSYA-TÜRKİYE-KATAR

Geçen hafta, Katar’ın başkenti Doha’da, Rusya-Türkiye-Katar dış-işleri bakanları bir toplantı gerçekleştirdiler. Bu üçlü toplantı, sonunda yapılan açıklamada:

1. Üç ülke de Suriye’nin toprak bütünlüğünü ve egemenliğini savunuyordu. 

2. Halkı temsil edecek bir rejimin kurulması için siyasi çözüm arayışının devam etmesini istiyordu. 

3. Komşuların da güvenliğine zarar verebilecek şiddet eylemlerinin önlenmesi gerektiğini belirtiyordu.

Bu açıklamalar, tam da Suriye iç savaşının 10. yıldönümüne denk geliyordu. Daha önce Astana’da Rusya-Türkiye-İran arasında yapılan görüşmeler şimdi Doha’da yapılıyor. 

Doha’da da toprak bütünlüğü, ulusal egemenlik gibi amaçlar vurgulandı ama açıkçası Suriye bölünmüş ve dağılmış durumda.

Libya’da yeni gelişmeler oluyor. Ancak beklemek gerekli. 

YUNANİSTAN 

Yunanistan, Türkiye’nin Ortadoğu’da yaptığı hatalardan yararlanma politikası izliyor. 

Türkiye’nin Mısır’la ilişkilerinin bozulması en çok Yunanistan’a yaradı. Yunanistan, 7 Ağustos 2020’de Mısır’la deniz yetki alanlarıyla ilgili anlaşmalar imzaladı.

Yunanistan, gerek Ege’deki Adalar gerekse Doğu Akdeniz’deki petrol alanları konusunda kendi çıkarları yönünde etkin olarak çalışıyor. 

AKDENİZ-EGE’DE TATBİKATLAR VE ABD

Akdeniz, son günlerde olağanüstü bir hareketliliğe sahne oluyor. Değişik bölgelerde yapılan askeri tatbikatlar için savaş gemileri, jetler ve binlerce askeri birlik denizlere açılmış durumdadır.

ABD’nin USS. D. Eisenhower uçak gemisi Akdeniz’de Fas, İspanyol ve İtalyan savaş gemilerinin katıldığı askeri tatbikatlar yapıyor.

Girit açıklarında Yunan donanması ile özel bir tatbikat gerçekleştirdi. ABD’nin bu hareketleri bölgede aslında Rusya ve Türkiye’ye karşı bir gösteridir.

FRANSA VE GKRY İLK KEZ ‘İNTİKAM’ TATBİKATINDA

ABD ve Yunanistan’ın eğitim tatbikatlarına İsrail, Güney Kıbrıs ve Fransız gemileri de dahil oldu. Her yıl gerçekleştirilen ve “Türkiye’den intikam alma” anlamına gelen “Noble Dina-2021” tatbikatına ilk kez Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Fransız gemileri de katıldı. 

İsrail basınında yer alan yorumlarda ise tatbikatta Türkiye’ye karşı ortak hareket kabiliyetinin güçlendirilmesinin hedeflendiği belirtildi.

Öte yandan Suudi Arabistan Kraliyet Hava Kuvvetleri’ne (RSAF) ait savaş uçakları, Yunanistan’ın Girit Adası’nda bulunan Suda Askeri Üssü’ne geldi. Yunanistan Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, tatbikatın iki hafta süreceği belirtiliyor. 

İNGİLİZ UÇAK GEMİSİ GİRİT’E GELECEK

Yunan Kathimerini gazetesi, İngiliz uçak gemisi Queen Elizabeth’in Yunanistan’ın bağımsızlığının 200. yılı kutlamaları için haziran ayında Girit Adası’ndaki Suda Üssü’nde olacağını ve Doğu Akdeniz’de gerçekleşecek bir tatbikata katılacağını ileri sürdü. 

Öte yandan Yunanistan’ın 200. yılı kutlamalarına davet edilen Putin, Rusya’nın Ortadoğu’daki çıkarlarını düşünerek bu davete katılamayacağını açıkladı. 

TAHRİKLER

Doğu Akdeniz’de aylardır gerilimi tırmandıran Yunanistan, tahriklerine bir yenisini ekledi. Yunanistan, Türkiye sınırına sadece 18 kilometre uzaklıktaki Sakız Adası’nda askeri tatbikat düzenledi. Burası “gayri askeri” statüde olduğu halde Yunan Özel Kuvvetleri, bu adada atış eğitimleri gerçekleştiriyorlar.

Yunanistan, adeta Ege’de bir Yunan-Türk çatışması istiyor. Yunanistan ve Türkiye, bu ayın sonlarında yapılacak Avrupa Birliği zirvesi öncesinde istikşafi görüşmelerin (ön görüşme) 62. turunu başkent Atina’da geçen hafta gerçekleştirdi. Bu görüşmelerin sürdürülmesinde yarar var.

NATO’NUN KONUMU 

Hafta içinde, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Avrupa Parlamentosu’ndaki (AP) savunma ve dışişleri komisyonlarının toplantısında Türkiye ile ilişkilerle ilgili olarak değerlendirmelerde bulundu. Stoltenberg, Türkiye ile NATO arasında Doğu Akdeniz, S-400’ler ve demokratik haklar gibi konularda ciddi görüş ayrılıkları olduğunu açıkça belirtti. 

Doğu Akdeniz konusunda Türkiye ile Yunanistan arasında diyalog kurulmasında NATO’nun üstlendiği role gönderme yapan Genel Sekreter Stoltenberg, askeri gerilimi yatıştırmaya yönelik güvenlik mekanizmasına değindi. “Sorunların çözüldüğünü söylemiyorum ama önemli konularda ilerleyebilmek için uluslararası kurumlara ihtiyacımız var” dedi. 

İSRAİL’İN KONUMU VE DENKLEM

Bugünkü karmaşık Ortadoğu’yu, İsrail ellerini ovuşturarak seyrediyor. İstikrarsız, güçlerin parçalandığı, tartışma ve çelişkilerin güçlendiği Ortadoğu, İsrail’in çıkarlarına hizmet ediyor. 

Ancak Doğu Akdeniz’de yeni denklem arayışları da sürüyor. Hiçbir devletin haklarının zarar görmediği, adaletli bir paylaşımın sağlanması Ortadoğu ve dünya barışı için önemlidir. Bu denklemde en önemli aktörler Türkiye, Mısır, Suriye, İsrail ve Yunanistan’dır. 

Ancak Türkiye, bu denklemde yalnız kalıyor çünkü Mısır ve Suriye ile çatışmalıdır. 

İsrail’in Mısır ve Suriye’de büyük-elçisi yoktur.

YAPILMASI GEREKENLER

Türkiye için yapılması gerekenler şöyle özetlenebilir:

1. Ortadoğu’da kilit durumda olan Mısır ile süratle ilişkiler düzeltilmelidir, etkinleştirilmelidir. 

2. Suriye politikası tamamen gözden geçirilmeli, merkezi hükümeti elinde tutan Esad ile süratle ilişkiler düzeltilmelidir. 

3. Türkiye, Ortadoğu’da “İhvan”a dayalı dış politikasını kesin olarak terk etmelidir.

4. İran ve Irak’la iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde ilişkiler daha da ileriye götürülmelidir. 

5. Yunanistan’la ön görüşme (istikşafi) niteliğindeki görüşmeler sürdürülmelidir. Yunanistan’ın başta Lozan olmak üzere uluslararası anlaşmalara aykırı olan hareketlerine ödün verilmeyeceği gösterilmelidir. 

ULUSAL ÇIKARLAR

Ülkelerin devamlı dostları, devamlı düşmanları yoktur ama devamlı milli çıkarları vardır. Türkiye’nin içtenlikli olarak Mısır ve Suriye ile kuracağı yeni politikalar çok önemlidir.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Kırılgan siyaset 4 Nisan 2021