Halifeliğin kaldırılışı - Teokratik devletin yıkılışı
Alev Coşkun
Son Köşe Yazıları

Halifeliğin kaldırılışı - Teokratik devletin yıkılışı

03.03.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Image

Binlerce yıllık halifelik makamı, devrimci Meclis tarafından 3 Mart 1924’te kaldırıldı. Bu, büyük bir dönüşümdür ve “din devleti”nin tarihin derinliklerine gönderilişinin 102. yıldönümüdür.

3 Mart 1924 günü TBMM’de üç tasarı yasalaştı. Bunlar; halifeliğin ve Şeriye-Evkaf Bakanlığı’nın kaldırılışı ve “Öğretim Birliği” yasasının kabul edilmesidir. Temelde antiemperyalist bir bağımsızlık savaşı olan Milli Mücadele, aynı zamanda teokratik din devletinden, egemenliğin millete geçişini de aşama aşama sağlamıştır.

Halifelik, Osmanlı devlet yapısında yalnızca dinsel değil, günlük yaşam ve devlet işleriyle ilgili çok önemli bir makamdı. Aslında halife, İslamda “devlet başkanı” demekti... Hilafet, peygamberin vefatından sonra İslam toplumunun dini ve siyasi liderliğini temsil ediyordu. Halifelik 1517 tarihinde Yavuz Sultan Selim tarafından Mısır’dan İstanbul’a getirilmişti. Yavuz Selim’den 1924 yılına kadar 28 Osmanlı padişahı 400 yıl bu unvanı kullandı.

Son Halife Padişah Vahdettin, Kurtuluş Savaşı’nda halifelik unvanını da kullanarak vatanı işgal eden emperyalistlere hizmet etmişti.

DİN DEVLETİNİN NİTELİĞİ 

Din devleti kutsal kitaba, şeriata, Peygamberin emirlerine uymayı emreder. Şeriat emirleri hiçbir kimse tarafından hiçbir biçimde değiştirilemez. Halife, Tanrı’nın yeryüzündeki vekilidir.

Bu durum kutsal kitapta “Her şey apaçık kitapta tespit edilmiştir” (Hud suresi) ve “Tanrı her şeye muktedirdir” (Âl-i İmran suresi) biçiminde belirtilmiştir. İslam devlet anlayışında “millet iradesi, halk iradesi ve özgürlükler kavramına yer yoktur. “İslam âlimi İbn-i Arabi’nin söylediği gibi “İslamda özgürlük, kişinin yalnızca Tanrı’ya kul olması, kutsal kitaba harfiyen uyması demektir.” (1)

Hıristiyanlıkta da 18. yüzyıla kadar kilisenin konumu aynı İslam’daki gibiydi. Bağnaz din uygulamaları ve yoğun din baskıları uzun yıllar sürdü ancak rönesans ve reform hareketleriyle geriledi. Özellikle 18. yüzyıldan itibaren “aklın din baskı ve etkisinden kurtulması, din ve devletin birbirinden ayrılması (laiklik)” toplum yaşamında etkinliğini arttırdı.

Batı dünyasındaki gelişmeleri ve Fransız İhtilali’ni Fransızca ve Almanca kitaplardan inceleyen Atatürk, gençliğinden itibaren “Türkiye’yi akıl çağına” taşımak gerektiğine inanıyordu.

Milli Mücadele’de Atatürk’ün daima ön planda tuttuğu ilke, “din” yerine “halk egemenliği” ilkesi olmuştur. Mustafa Kemal, 23 Nisan 1920’de “Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip bir Meclis’in toplanacağını” belirtmiş, bu Meclis için seçimler yapılmasını istemiştir. Meclis açıldıktan sonra, 1921 yılında kabul edilen anayasanın 1. maddesinde “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. İdare usulü halkın kendi mukadderatını bizzat idare etmesine dayanır” cümlesi yer almış, 3. madde de ilk kez “Türkiye Devleti” deyimi kullanılmıştır.

Mustafa Kemal Nutuk’ta şöyle diyor:

“Meclis’in ilk günü, Meclis’e teklif ettiğim önemli bir husus hükümetin kurulması konusuydu. Bu durum, Osmanlı saltanatının ve hilafetin yıkılmış ve ortadan kalkmış olduğunu düşünerek yeni temellere dayanan, yeni bir devlet kurmaktan ibaretti... Böyle bir hükümet, milli hâkimiyet temeline dayanan halk hükümetidir, cumhuriyettir.” (Nutuk, s.300)

Bu sözler, Milli Mücadele’nin en başında, Atatürk’ün cumhuriyet yönetimini amaçladığının açık göstergesidir.

AŞAMALAR

Milli Mücadele 9 Eylül 1922’de zafere ulaşınca, 52 gün sonra, 1 Kasım 1922’de Meclis kararıyla Saltanat kaldırıldı. Bir yıl sonra 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi, Cumhuriyetin ilanından dört ay sonra da 3 Mart 1924’te halifelik kaldırıldı. Din devleti tarihin derinliklerine gönderildi.

1 Kasım 1922’de saltanat kaldırılırken Atatürk, Meclis’te şunları söylemişti:

“Egemenlik ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye verilmez. Tartışma ve görüşme ile verilmez. Egemenlik, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Şimdi de Türk milleti hâkimiyet ve saltanatını fiilen kendi eline almış bulunuyor.” (Nutuk, s.468.)

MUSTAFA KEMAL’E HALİFELİK ÖNERİLİYOR 

Saltanatın ardından, halifeliğin de kaldırılacağı anlaşılınca çeşitli kanallardan Mustafa Kemal’e kendisinin “halife” olması önerisi yapıldı.

Mustafa Kemal, 1 Mart 1924’te Meclis’te yaptığı açılış konuşmasında bu konuda şunları söyledi:

“Millet, Müslümanlığın yüzyıllardan beri yapıldığı gibi, bir siyaset aracı olarak kullanılmasından kurtulmasını istemektedir. Açıkça ve kesin olarak söylemeliyim ki Müslümanları hele bir halife korkuluğu ile uğraştırıp aldatmak gayretinde bulunanlar... Müslümanların ve özellikle Türkiye’nin düşmanlarıdır.”

Bu konuşmadan iki gün sonra halifelik kaldırıldı. Aslında bu çok büyük bir devrimdi. Tüm dünyada büyük yankılar yarattı.

DİNE DAYALI EĞİTİME SON 

Şeriye ve Evkaf Vekâleti’nin kaldırılışı ve Öğretim Birliği Yasası’nın kabul edilişi de kuşkusuz temel ve çok önemli “Devrim Yasaları”dır. Mahalle mektepleri ve medreseler, “şer’i bilimlerin” okutulduğu birer dinsel öğretim mekânlarıydı. Medreselerde Kuran ezberletilir, şeriat öğretilirdi. Çağdaş bilimler okutulmadan medreseyi bitirenler kadı ya da müftü gibi önemli makamlara atanıyordu.

Meşrutiyet döneminde açılan az sayıda rüştiye ve idadi okulları vardı. Bu durumda Türkiye’de eğitim, misyoner okulları, Fransız, İngiliz, Amerikan okulları ve medreseler eliyle veriliyordu.

Eğitim sistemi Osmanlı açısından dinsel, yabancılar açısından misyoner ağırlıklı ve parçalıydı.

Ziya Gökalp bir yazısında Osmanlı’nın o günkü eğitim sistemini “kaos” olarak nitelemiştir. Ziya Gökalp, “Türkçülüğün Esasları” adını taşıyan kitabında “Bir milletin eğitimde üç yüzlü bir hayat yaşaması normal olabilir mi? Bu üç eğitim yöntemi birleşmedikçe gerçek bir millet olmamız mümkün müdür?” diye soruyordu.

Gökalp’ın bu düşüncesi temelde Mustafa Kemal ve Kuvayı Milliyeciler tarafından da benimsenmişti.

Öğretim Birliği Yasası’nın kabulünden sonra Atatürk şunları söylemiştir:

“Uygar uluslar önünde saygınlık kazanmak isteyen Türk ulusu, çocuklarına vereceği eğitimi okul ve medrese namında birbirinden büsbütün başka iki çeşit kuruma teslim etmeye hâlâ katlanabilir mi? Eğitim ve öğretim birleştirilmedikçe aynı fikirde, aynı zihniyette bireylerden oluşan bir ulus yapmaya olanak aramak boş bir uğraş olmaz mıydı?” (2)

Atatürk’ün bu sözleri, kuşkusuz dinin siyasete alet edildiği günümüzde de geçerliliğini koruyor.

AKLA DAYALI ÇAĞDAŞ EĞİTİM

Öğretim Birliği Yasası’nın kabul edilmesiyle dine dayalı eğitim ve öğretim kaldırılıyor, akla dayalı, ulusal ve laik eğitim- öğretim başlıyordu. Türk toplumunun ortaçağ karanlığından kurtulmak için çağdaşlaşma yolunda ileri adımlar atmaya başlamasının kapısı açılıyordu.

Bu üç temel yasadan sonra devrimler ve dönüşümler birbirini izledi. Ortadoğu ve İslam coğrafyasında ilk kez Türk Aydınlanması gerçekleşiyordu.

DİN DEVLETİNE KARŞI HUKUK DEVLETİ 

Prof. Niyazi Berkes, “Türkiye’de Çağdaşlaşma” adını taşıyan önemli yapıtında, 3 Mayıs Devrim Yasaları’nın kabul edilmesini, “din devleti” görüşüne karşı “ulus devleti” görüşünün zaferi olarak nitelemektedir. Bu zafer bir kez kazanılınca “çağdaşlaşma yolunda belli bir doğrultuda birbiri arkasından gelecek bir dizi reformun kapısı açılmış oluyordu”. (3)

SAĞCI İKTİDARLARIN HEDEFİ 

Çok partili sisteme geçtiğimiz 14 Mayıs 1950’den bugüne geçen 76 yılın yüzde 90’ında iktidar sağcı partilerin elinde kalmıştır. Sağcı iktidarlar MEB ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nı dini siyasete alet etmenin araçları olarak kullanmışlardır. Amaç bu yazının konusu olan üç temel yasayı törpülemek, etkisizleştirmektir.

Alabildiğine çoğaltılan Kuran kursları, tarikat-vakıf okulları, din eğitiminin yedi yaşın altına inmesi bu gidişin gerçekleridir. 1980 darbesinin sonunda Kenan Evren ve arkadaşlarının çıkardığı yasa ile imam hatip liselerine 1983 yılında üniversitelerin her bölümüne girme hakkının tanınması... İşte Devrim Yasalarını törpüleyen adımlar...

Son 25 yıldır da bu üç temel yasaya karşı bir savaş açılmış bulunuyor.

“Kindar ve dindar” bir nesil yetişmesi isteniyor. AKP iktidarının yapmak istediği bürokraside imam hatip egemenliğini kurmaktır. Uğur Mumcu’nun yazdığı gibi imam hatipli vali, imam hatipli yargıç, imam hatipli polis müdürü, imam hatipli bakan... AKP’nin temel amacı din devletini emin adımlarla ilerleyerek yeniden kurmaktır.

Türkiye Ortadoğu’da ve tüm dünyada varlığını sürdürmek istiyorsa, eğitimde mutlaka “Öğretim Birliği”ne, Aydınlanma ve laik eğitim düşüncesine dönmek zorundadır.

---

Dipnotlar:

(1) İlhan Arsel, Teokratik Devlet Anlayışından Demokratik Devlet Anlayışına, İstanbul, 1994, s.152.

(2) Utkan Kocatürk, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü, 2015, s.347.

(3) Niyazi Berkes, Türkiye’de Çağdaşlaşma, Yapı Kredi Yayınları, s.521.

Yazarın Son Yazıları

Halifeliğin kaldırılışı - Teokratik devletin yıkılışı

Binlerce yıllık halifelik makamı, devrimci Meclis tarafından 3 Mart 1924’te kaldırıldı.

Devamını Oku
03.03.2026
Kuvayı Milliyeci ve Atatürkçü Hıfzı Veldet Velidedeoğlu

Büyük hukukçu Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu’nu aramızdan ayrılışının 34. yılında saygıyla anıyoruz.

Devamını Oku
25.02.2026
Medeni Kanun’un 100. yılı

Türk Medeni Kanunu (MK) 17 Şubat 1926’da kabul edildi ve bugün bu çok önemli yasanın 100. yılını kutluyoruz.

Devamını Oku
17.02.2026
Kalpaksız Kuvayı Milliyeci Mumcu

Uğur Mumcu, gazetecilik kariyerinin en üst düzeyindeyken 24 Ocak 1993 tarihinde, kahpece hazırlanmış bir düzenekle arabası havaya uçurularak öldürüldü.

Devamını Oku
24.01.2026
Birinci İnönü Zaferi ve Atatürk’ün değerlendirmesi

Kuvayı Milliye’nin ilk zaferi Birinci İnönü Savaşı’nın 105. yıldönümünü kutluyoruz.

Devamını Oku
11.01.2026
2025’ten 2026’ya iç ve dış politikada gelişmeler

Bu topraklarda Cumhuriyet ilkelerini yüz yıldır yaşatan Türkiye Cumhuriyeti, hukuk devleti ilkelerini titizlikle uygulamalıdır. Siyasal iktidar dinsel ve mezhepsel tercihlere dayalı dış politikasını terk etmelidir. Türkiye çağdaşlaşma yolundan vazgeçmemelidir.

Devamını Oku
07.01.2026
2025’ten 2026’ya iç ve dış politikada gelişmeler

Türkiye’de özellikle “hukuk devleti” ciddi sarsıntı geçiriyor. Hukuk devleti nasıl sağlanır? Bu “anayasanın üstünlüğü”nü ve “hukukun normlar hiyerarşisi”ni kabul eden sistemin ödün vermeden yürütülmesi ve tereddütsüz uygulanması ile mümkün olur.

Devamını Oku
06.01.2026
Kürt sorunu ve Atatürk’ün görüşü

“Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi, hem Kürtlerin ve hem de Türklerin yetki sahibi vekillerinden meydana gelmiştir ve bu iki unsur bütün çıkarlarını ve geleceklerini birleştirmiştir. Yani onlar bilirler ki bu, ortak bir şeydir. Ayrı bir sınır çizmeye kalkışmak doğru olamaz.” Atatürk, Kürt sorununu, çok açık olarak bu sözlerle yanıtlamış oluyordu.

Devamını Oku
25.12.2025
Hukukun üstünlüğü ve hukukta karmaşa...

Hukuk devleti öncelikle yargı organlarının hukuk kurallarına uymasıyla gerçekleşir.

Devamını Oku
04.12.2025
Atatürk ve Vahdettin üzerine

Osmanlıcı, halifeci, ikinci cumhuriyetçi yazarlar zaman zaman “Atatürk’ü Anadolu’ya Padişah Vahdettin”in gönderdiğini ileriye sürerler.

Devamını Oku
14.11.2025
Cumhuriyet ve karşıdevrim

Milli Mücadele’de Kuvayı Milliyeciler Mustafa Kemal liderliğinde üç cephede birden savaştılar.

Devamını Oku
29.10.2025
CHP Meclis’e girmiyor

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) yeni dönem toplantısı bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşması ile açılacak.

Devamını Oku
01.10.2025
CHP’ye karşı savaş ve son durum

19 Mart 2025 bir dönüm noktasıdır.

Devamını Oku
20.09.2025
30 Ağustos Zaferi'ni kutluyoruz

30 Ağustos 1922’de kazanılan zafer, tarih sahnesinden silindiği düşünülen bir ulusun şahlanması ve modern bir devletin kuruluşunun müjdesidir.

Devamını Oku
30.08.2025
Yeni bir devlet kurma projesi mi?

ABD Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack yaptığı konuşmalarla gündemi belirlemeye çalışıyor.

Devamını Oku
17.07.2025
Cetvelle çizilen sınırlar... Vatandaş kanıyla çizilen sınırlar...

ABD Ankara Büyükelçisi Tom Barrack aynı zamanda ABD’nin Suriye özel temsilcisi ve ABD Başkanı Trump’ın yakın arkadaşıdır.

Devamını Oku
11.07.2025
Tarihten bir yaprak: Kumpaslar halk gücü ile yenilir

Genel başkan İnönü, genel başkanlıktan, ardından CHP’den istifa ediyor. CHP’nin içinde yıllarca siyaset yapmış önemli siyasi liderler CHP’den ayrılmışlar ve yeni bir siyasi parti kurmuşlar... Askeri vesayet CHP’nin karşısında, muhafazakâr iktidar ve yandaş basın her gün CHP aleyhine propaganda yapıyor ama CHP’yi sıfırlayamıyorlar. İşte CHP böyle köklü bir siyasal partidir.

Devamını Oku
01.07.2025
İsmet İnönü’nün cevapları

Geçen günlerde CHP’nin ikinci genel başkanı İsmet İnönü’yü hedef alan konuşmalar yapıldı.

Devamını Oku
29.05.2025
27 Mayıs ve 1961 Anayasası

1960-1980 tarihleri arasında ülkemizde üç askeri darbe oldu.

Devamını Oku
27.05.2025
19 Mayıs ve Atatürk

19 Mayıs 1919 Türk İstiklal Savaşı’nın başlangıcı ve dönüm günüdür.

Devamını Oku
19.05.2025
Cumhuriyet gazetesi 101 yaşında: Mücadeleye devam

Cumhuriyet gazetesi 101 yaşında: Mücadeleye devam

Devamını Oku
07.05.2025
23 Nisan 1920’nin önemi

23 Nisan 1920’nin önemi

Devamını Oku
23.04.2025
CHP ve Cuntacılık

CHP ve Cuntacılık

Devamını Oku
10.04.2025
Alev Coşkun yazdı

3 Mart Devrim Yasaları Din Devletinin Yıkılışı

Devamını Oku
03.03.2025
Alev Coşkun yazdı...

Yakın tarihten bir yaprak...

Devamını Oku
21.02.2025
'Mustafa Kemal'in askerleriyiz' ve siyasal tarih

'Mustafa Kemal'in askerleriyiz' ve siyasal tarih

Devamını Oku
20.01.2025
2024’ten 2025’e bakış

2024’ten 2025’e bakış

Devamını Oku
02.01.2025
Alev Coşkun yazdı...

Aydınlanma Devrimleri ve emperyalist kurgular- Alev Coşkun

Devamını Oku
29.11.2024
Alev Coşkun yazdı...

Atatürk ve karşıdevrim

Devamını Oku
10.11.2024
Atatürk ve Cumhuriyet (Bir özet)

Atatürk ve Cumhuriyet (Bir özet)

Devamını Oku
29.10.2024
Alev Coşkun yazdı...

İş Bankası ve Atatürk

Devamını Oku
12.09.2024
Alev Coşkun yazdı...

CHP 105 YAŞINDA

Devamını Oku
05.09.2024
30 Ağustos Zaferi ve anlamı...

30 Ağustos Zaferi ve anlamı...

Devamını Oku
30.08.2024
Alev Coşkun yazdı...

Anayasaya aykırı mıydı? Ali Fuat Başgil ve Tahkikat Komisyonu

Devamını Oku
03.06.2024
Alev Coşkun yazdı...

27 Mayıs Devrimi ve 1961 Anayasası

Devamını Oku
27.05.2024
Alev Coşkun yazdı...

19 Mayıs ve Kuvayı Milliye Destanı

Devamını Oku
19.05.2024
74 yıl önce: Demokrasi zaferi

74 yıl önce: Demokrasi zaferi

Devamını Oku
14.05.2024
Alev Coşkun yazdı...

23 Nisan 1920 Millet egemenliğinin başlangıcı

Devamını Oku
23.04.2024
Alev Coşkun'un yazısı...

Cumhuriyet, halk iradesi ile kuruldu

Devamını Oku
15.04.2024
Alev Coşkun yazdı...

Halifeliğin Kaldırılışı - Din Devletinin Yıkılışı

Devamını Oku
03.03.2024