Tekalif-i Milliye olmasaydı, Cumhuriyet olmazdı

Tekalif-i Milliye olmasaydı, Cumhuriyet olmazdı

04.12.2018 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Okurlarımızdan ve sivil toplum örgütlerinden gelen istek üzerine, Cumhuriyet İmecesi’nin 14 Aralık’a kadar uzatıldığı açıklandığında, garip bir rastlantı sonucunda Alev Coşkun’un “Asker İnönü” adlı son kitabının tam da Kütahya ve Eskişehir savaşları bölümünü okuyordum.
Garip rastlantı diyorum, çünkü ekonomik sıkıntılar yüzünden, Cumhuriyet İmecesi’ne başvurma konusunu tartıştığımız sırada Işık Kansu ile birlikte ikimizin de aklına aynı anda “Tekalif-i Milliye” olayı gelmişti.
Alev Coşkun’un anlatımıyla o günlere dönelim:
İkinci İnönü zaferinden sonra, Yunanlılar bir dizi önlem almışlardı. Başbakan ve Genelkurmay Başkanı değişti. 1921 yazında, Anadolu’daki Yunan işgal güçlerinin sayısı 6 bin 260 subay, 100 biner, 64 bin hayvan ve 328 topa ulaşmıştı.
Yunanlılar temmuz başında Kütahya ve Eskişehir’de saldırıya geçtiler, Türk kuvvetlerini geri çekilmeye zorladılar.
Saray ve çevresiyle İngilizler ve tabii ki Yunanlılar sevinç içindeydiler.
Ankara’da büyük bir telaş vardı. Aslında bu çekiliş aynı zamanda Mustafa Kemal ve İsmet Paşaların askerliğin gereği olarak verdikleri bir karardı. Ne var ki Mustafa Kemal’in TBMM’de yaptığı “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandır” açıklaması da endişeleri gidermeye yetmedi.

***

Gerçekte, ordu Eskişehir cephesinde Yunanlılar karşısında tutunamamıştı. Bu savaşlara bizzat komutan olarak katılan Kazım Özalp, Şevket Süreyya Aydemir ile yaptığı söyleşide şunları söylüyordu:
-Bu savaş kazanılamazdı. Bu savaşı kim olsa kaybederdi.
O günlerde cepheyi ziyaret etmiş olan Dr. Ziya Nur ordunun durumunu şöyle anlatıyordu:
-Askerin çarığı yok. Çoğunun ayağı çıplak, çadır yok, asker güneş altında yanıyor. Birçok askerin matarası yok, birliklerde su fıçısı, kırba yok. Geri çekilirken çamurlu Porsuk suyundan içmek zorunda kalmış olan askerin yüzde 20’sinde süngü yok. Ordunun yüzde 80’inde elbise yok. 15 gün içinde orduyu Sakarya’da tutacak hale getiremezsek, felakete sebep olur, dünyamızı da ahretimizi de kaybederiz.
TBMM bu durumda Mustafa Kemal’in başkomutanlık yetkilerini alıp, cepheye gitmesini istiyordu.
Başkomutanlık yasasının kabulünden sonra Mustafa Kemal, iki gün içinde on tane “Tekalif-i Milliye” (Milli Yükümlülük) emri yayımladı. Bunun amacı ordunun ihtiyacı olan silah, araç - gereç, yiyecek, her türlü donanımın tez elden ve halktan toplanmasını sağlamaktı. Her evin orduya bir takım iç çamaşırı, bir çift çorap, bir çift çarık vermesiydi (çok yoksul olanların bu yükümlülüğünü ilçenin zenginleri karşılayacaktır).
Kısacası halkın elinde var olanın yüzde 40’ını ordu için vermesi istenmekteydi.
Halk bu emirlere çok kısa süre içinde olumlu yanıt verdi. İlçelerden toplanan iç çamaşırı, çoraplar, çarıkların yanı sıra bazı ilçeler orduya istenenden fazlasını gönderiyor, kavurma, tulumpeyniri, meyve kurusu gibi yiyecekleri armağan olarak yolluyorlardı.
Tekalif-i Milliye emirleriyle kısa zamanda ordunun bütün ihtiyacı karşılanır. İsmet Paşa daha sonra bu yüzde 40 meselesini Lozan’da Fransızlara anlattığında adamların gözlerinin fal taşı gibi açıldığını, “Nasıl yapabildiniz bunu” diye hayretle sorduklarını anlatır.
Alev Coşkun’un yazdıklarını okuyunca görülüyor ki Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyetin arkasında şehit kanı, anaların, bacıların, karıların, yetimlerin gözyaşlarının yanı sıra, aynı zamanda Tekalif-i Milliye çağrısına candan yanıt veren halkın topyekûn büyük dayanışması vardır.
Evet, Tekalif-i Milliye olmasaydı, bugün ne Cumhuriyet olurdu, ne de bağımsızlık.
Cumhuriyet gazetesinin imece çağrısına da, okurları ve sivil toplum örgütleri aynı candan yanıtı verdiler ve aynı olayı ikinci defa yaşattılar.
Güç ekonomik koşullarda, ne kadar gelir geleceğinden daha önemli olan da işte
o candan ilginin kendisi.
Bu yeni Tekalif-i Milliye mucizesi için tüm katkıda bulunanlara teşekkürler...

Yazarın Son Yazıları

İyi insan (19 Mart 2024)

İyi insan

Devamını Oku
19.03.2024
Laiklik nedir?

Laiklik nedir?

Devamını Oku
06.03.2024
Yıldönümü

Yıldönümü

Devamını Oku
03.03.2024
Aslında biliyorlar

Aslında biliyorlar

Devamını Oku
01.03.2024
Vatan nöbeti

Vatan nöbeti

Devamını Oku
27.02.2024
Daha neler olacak?

Daha neler olacak?

Devamını Oku
25.02.2024
Ali Sirmen yazdı...

Türkiye hâlâ laik mi?

Devamını Oku
23.02.2024
Mutluluk mecburiyeti

Mutluluk mecburiyeti

Devamını Oku
20.02.2024
İşin özü

İşin özü

Devamını Oku
18.02.2024
Tehlikeli kavga

Tehlikeli kavga

Devamını Oku
13.02.2024
Kader mi?

Kader mi?

Devamını Oku
11.02.2024
Biat etmeyene hayat yok

Biat etmeyene hayat yok

Devamını Oku
09.02.2024
AKP yanıltıyor

AKP yanıltıyor

Devamını Oku
06.02.2024
Monşer

Monşer

Devamını Oku
04.02.2024
Neler olmaz ki?

Neler olmaz ki?

Devamını Oku
02.02.2024
Ne aceleniz var?

Ne aceleniz var?

Devamını Oku
30.01.2024
Bir ittifak nasıl kurulur?

Bir ittifak nasıl kurulur?

Devamını Oku
28.01.2024
Lütfedilen bir yaşam

Lütfedilen bir yaşam

Devamını Oku
27.01.2024
Ali Sirmen yazdı...

CHP-İsveç-NATO

Devamını Oku
26.01.2024
İyi insan (24 Ocak 2024)

İyi insan

Devamını Oku
24.01.2024
İflas budur işte

İflas budur işte

Devamını Oku
23.01.2024
Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Sam amcamız bizi attaya götürüyor

Devamını Oku
21.01.2024
Sokak ve siyaset

Sokak ve siyaset

Devamını Oku
19.01.2024
Nasıl olacak?

Nasıl olacak?

Devamını Oku
16.01.2024
Zor günler

Zor günler

Devamını Oku
14.01.2024
Ali Sirmen yazdı

Türkiye’nin ekseni

Devamını Oku
12.01.2024
Yeni yerel yönetim

Yeni yerel yönetim

Devamını Oku
09.01.2024
Bir Kuvvacı dost

Bir Kuvvacı d

Devamını Oku
07.01.2024
Büyük çıkmaz

Büyük çıkmaz

Devamını Oku
06.01.2024
Din devleti

Din devleti

Devamını Oku
05.01.2024
Belliydi

Belliydi

Devamını Oku
02.01.2024
Aynı anıyı paylaşmak

Aynı anıyı paylaşmak

Devamını Oku
31.12.2023
Aynı vatanı paylaşmak

Aynı vatanı paylaşmak

Devamını Oku
29.12.2023
Durum

Durum

Devamını Oku
26.12.2023
‘Dostum Mozart’

‘Dostum Mozart’

Devamını Oku
24.12.2023
‘Anayasal kabahat!’

‘Anayasal kabahat!’

Devamını Oku
22.12.2023
Seçmenin tepkisi

Seçmenin tepkisi

Devamını Oku
19.12.2023
Bir garip patron

Bir garip patron

Devamını Oku
17.12.2023
Ali Sirmen yazdı...

‘Allah’ın gazabı’

Devamını Oku
15.12.2023
Hamas ve Kuvvacılar

Hamas ve Kuvvacılar

Devamını Oku
12.12.2023