Arif Kızılyalın

Benim adım Busenaz..

04 Ağustos 2021 Çarşamba

Spor dendi mi, duygusaldır Türk insanı.

Mantığı, realiteyi bir yana bırakır; kaptırıverir kendini...

Örneğin, 2000’li yıllarda Popescu olmuşuzdur, Kopenhag’daki Galatasaray-Arsenal finalinin son penaltısında. Bir adım sonrasında Kupayı çıkık omuzla kaldıran Bülent Korkmaz’dır adımız.

Sonra...

Sonra, 2002’deki Dünya Kupası’nda, İlhan Mansız’la özdeşleşmişizdir.

Dünya Basketbol Şampiyonası’nda ‘Hido’dur lakabımız.

2008’de, önce Arda, sonra Nihat Kahveci, Semih Şentürk...

Büyük umutlarla, tonla da tantana ile gittiğimiz EURO 2020’de ise bırakın rol model alacağımız ismi, adını bile anamamışlığımız vardır kağıttan yıldızların!

Sporda tükenmiş miydik yoksa?

Yoksa kahramanlar süslemeyecek miydi rüyalarımızı?

Hayır...

Birkaç  genç Türk insanının onurlu başkaldırışı ile derin bir oh çektik sonunda...

Hem de yangın denen kabusla boğuşur, gencecik insanları beceriksizlik nedeniyle söndüremediğimiz ateşe kurban verirken...

Soluk oldular bize. Yeniden rol modelliğe soyundular...

Kadınıyla, erkeğiyle, ama en çok da genç kız kimlikleriyle güldürdüler bahtsız coğrafyanın yüzünü..

Kim mi bunlar?

Biraz da sıkıntılı başlayan olimpiyatın ilk günlerinde tekvandocu Hakan Reçber’dik.

Ufak tefek bir delikanlının aldığı ilk olimpiyat madalyasıyla, “Hakan’dık..”

Sonra, Kübalı’ya yenilse de üst üste 3. olimpiyat madalyasını boynuna takan Rıza Kayaalp olduk.

Ardından biraz da çelimsiz, 22 yaşında bir evlat çıktı. Hayatının 19 yılını okçuluğa veren.

Türk spor  tarihindeki ilk okçuluk altını ile hepimiz, “Mete Gazoz” oluverdik.

Belki de gayrısız 85 milyonun en sevdiği isimdi ‘Mete Gazoz..”

Atıtğını vurmuştu, geriden gelmiş, Dünya Şampiyonu Amerikalı'yı perişan etmişti..

O sıralarda gözümüz bir yandan da filenin sultanlarındaydı.

Son şampiyon Çin’i devirip çeyrek finale kadar giden voleybolcu kızlarımızdan kendimize birer kahraman bulmuştuk.

Bazen Ebrar’dık, rakibin kafasına kafasına inen.

Rakip demişken, sadece Çin’liyle, Arjantinli’yle mücadele etmiyordu, Eda’sı Meliha’sı, Zehra’sı, Naz’ı Meryem Boz’u, “içimizdeki yobazlarla” da maç yapıyordu. Hep de kazanıyorlardı..

“Niye şort giydiler, kolları niye açık, kadın voleybol mu oynar” diyen güruhun da kafasına iniyorduk.

Ve bugün...

Bugün

Busenaz’dık.

Önce Çakıroğlu, sonra Sürmeneli.

İki boksör evladımız arka arkaya finale kaldılar Türk spor tarihine geçerek; ilki başarıyorlardı.

Biri Fenerbahçe’nin, öteki Trabzonspor’un sporcusuydu.

Sanki ülkece ringe çıkmıştık sabah sabah.

Kimimiz araba kullanırken, spikerin, “Bir kroşe daha..” sözü ile direksiyonu yumruklayanımız da vardı, aracını kenara çekip göz yaşını silen de...

Buselerden Sürmeneli’nin maçı ise meste diyordu. Hani  görenlerin görmeyenlere anlatacakları cinsten derler ya!

2-0 öndesin, açık fak yapmışsın üzerine üzerine gidiyorsun, derdin ne Busenaz!

Nereden buluyorsun bu enerjiyi, sinerjiyi?

Derdi mi ne?

Türkiye’de sevgilisi, kocası, eşi, dostu ya da hiç tanımadığı bir manyak tarafından eziyete uğrayan, öldürülen, kıtır kıtır kesilen Türk kadını için vuruyordu aslında Busenaz.

İçimizi yakan orman yangınlarına vuruyordu Busenaz.

Hem ağlıyor, hem vuruyordu....

İşte o anda  Busenazlar’dan Sürmeneli olduk.

Cesur bir Karadeniz kızı gibi çıktı konuştu.

Amasız, fakatsız.

Ormanları yakan hainlere yaptı göndermesini.

Sonra da dedi ki, “Hep böyle karışık günlere geliyor bizim spordaki başarılarımız ama olsun, biz inatçı milletiz, bayram yapmadık, seyran yapmadık, çalışıp buraya geldik...”

İşte o sırada hangimiz Busenaz değildik ki?

Yok, yok, o sırada galiba biraz da Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu’yduk.

“Koca Bakan ağlıyor” eleştirilerine kulağını tıkayıp göz yaşı döküyordu.

Rahmetli Fikret Ünlü’nün 2000, Erdoğan Toprak’ın da 2004’teki başarısına erişmenin onuru ile hüngür, hüngür ağlıyordu Bakan.

Belki de şu sıralarda sevilen tek Bakan!

Ya TMOK Başkanı Uğur Erdener?

Futbolun 50’de biri bütçe ile gelinen bu seviyeyi uzaktan nemli gözlerle izliyordu Neşe Gündoğan’la beraber.

Evet biz bugün Busenaz’dık, Kasapoğlu’yduk, Erdener’dik.

Evet, bu olimpiyat genç kardeşlerimizin olimpiyatı, en çok da genç kızlarımızın.

Ne diyelim, bugün Busenaz’ız. Hem Çakıroğlu, hem Sürmeneli...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

TFF, Yanal’ı dinler mi? 31 Ağustos 2021
Futbol denen dönme dolap! 26 Ağustos 2021