Onuncu kurban
Ataol Behramoğlu
Son Köşe Yazıları

Onuncu kurban

22.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Kahramanmaraş’taki okul faciasında kurban sayısı şimdilik dokuz. Dilerim artmaz.

Faciaya neden olan 14 yaşındaki çocuğu onuncu kurban sayıyorum.

Özel isimleri özellikle kullanmayacağım. Çünkü söz konusu facia özel isimlerin üstünde ve ötesinde anlam taşıyor.

Sözcükleri seçerken de özel dikkat göstermek gerektiğini biliyorum.

Çünkü evlatlarını yitiren ailelerin acıları taptaze ve hep öyle kalacaktır.

Yaşamını yitiren öğretmenin yakınlarının acıları da öyle.

Fakat biz istesek de istemesek de bu olağandışı, çok acı, allak bullak edici facia her yönüyle hep konuşulacak, üzerinde düşünülecektir.

Bu akıl almaz cinayetleri işleyen çocuk ne yazık ki amacına ulaşmış oldu.

Nasıl mı?

11 Nisan’da bilgisayardaki notlarında, yana yakıla, “fark edilmek” istediğini dile getiriyor.

İşte fark edildi. Hem de fazlasıyla.

Ama böyle mi olmalıydı?

Hep birlikte yanıt aramamız gereken soru budur.

***

Facianın baş sorumlusu bence, eğitimi “dindar ve kindar nesil yetiştirmek” olarak anlayanlarla bu hedefin bakan vs. uygulayıcılarıdır.

Bu insanlar başlarını deve kuşu gibi kuma sokacaklarına, uygar dediğimiz ve gerçekten de her bakımdan bizden çok ileri ülkelerin eğitim programlarına, ders çizelgelerine baksınlar.

Bu deve kuşları söz konusu program ve ders çizelgelerinin hiçbirinde (din görevlileri yetiştiren okullar dışında) din kitaplarının, peygamber yaşamlarının ders olarak okutulmadığını, okutulamayacağını görürler.

Buna karşılık bu program ve çizelgelerde ciddi fen ve sosyal bilim dersleri olduğunu göreceklerdir.

Milli eğitim bakanı titri taşıyan kişinin çocuğu yabancı dilde eğitim veren bir okulda öğrenciymiş. Bu kişi o okulun programlarına baktı mı?

Cumhurbaşkanının çocuklarının ülke dışında eğitim görmüş olduklarını biliyorum.

Bu genç kızlarla Amerika’da, davetli olduğum yanlış anımsamıyorsam Şikago Üniversitesi’nin bir salonunda yıllar önce karşılaşmış, iki satır konuşmuştuk da.

Sayın deve kuşları! Sizin anlamadığınız, inancın öğretilecek bir şey değil, adı üstünde, apayrı bir şey olduğudur. Zorlarsanız, tersine de dönebileceğinin sayısız örneği vardır.

Öğretilmesi ve öğrenilmesi gereken fen bilimleridir. Sosyal bilimlerdir, edebiyattır, sanattır, sevgidir, insan ve yurt sevgisidir.

Neden hiçbirinizin aklına örneğin Cumhuriyetimizin kurucusunun yaşamını, gelişim öyküsünü, savaşımlarını, okuduğu kitapları ders olarak okutmak gelmiyor?

İnanıyorum ki bir gün bu olacaktır.

Din olgularının, peygamber hayatlarının tarih kitaplarında, felsefe derslerinde bilimsel olarak okutulup öğretilmemesi için ise bir neden olmasa gerektir.

***

Facianın sorumlusu bahtsız çocuk kendi kendine öğrendiği akıcı İngilizceyle, okuldan bir şey öğrenmediğini, derslerde her şeyi herkesten önce kavradığını, bu nedenle okuldan ve derslerden soğuduğunu, kendini yapayalnız hissettiğini yazıyor.

Öğretmenler ve aile bunların farkına vardı mı?

Vardıysa ne yaptılar?

Evinde her nedense beş tabanca, iki tüfek bulunan Emniyet görevlisi baba, sorunlu olduğu besbelli çocuğunu atış poliganına götürmek dışında ne yaptı?

Edebiyat öğretmeni anne çocuğuna bir kez olsun iyi bir yazarımızı okutup anlatmayı denedi mi?

Odasına kapanıp izlediği, yazdığı şeyleri merak edip öğrenmeye çalışmadılar mı?

Onuncu kurban dediğim, dokuz cana kıymış bir acımasız katil olarak mezarında yatmakta olan bu çocuk, “Ailem benden nefret ediyor, onlarda hayal kırıklığı yarattım” diye yazıyor.

Nasıl bir aile bu?

Çocuklarını sevdiklerinden kuşku duymam. Birlikte bir fotoğraflarında babanın oğluyla gurur duyduğu da belli oluyor. Fakat farkında olmadılar mı bütün bunların? Oldularsa ne yaptılar? Ya da ne yapmak istediler de yapamadılar?

Şimdi dokuz cana kıymış, kendisi öldürülmüş, sorunlu fakat sahip olduğu belli yeteneklerinin gereği yerine getirilmediği gibi yanlış yönlendirilmiş bir çocuğun anne babası olarak yaşamlarını nasıl sürdürebilecekler?

Bu aile sorumlu olarak bence mercek altına alınmalı ve yargılanmalıdır. Bu bence kendilerinin ruhsal dengesi için de yararlı olacaktır.

Çocukların işlediği bütün suçlarda aynı şeyin yapılması, ailenin mercek altına alınması ve yargılanması gerektiğini düşünüyorum.

***

Günahsız dokuz kurban için olduğu kadar böyle korkunç bir kaderi hak etmediğine inandığım o bahtsız onuncu kurban için de çok üzgünüm.

Kahramanmaraş’taki okulda işlenen cinayetlerin sorumlusu en az o çocuk kadar, çocuklara karşı sorumsuz, bilinçsiz aile, sistem ve tepeden tırnağa bütün eğitim kurumlarıdır.