Yılmaz Güney Adana’da
Ayşe Emel Mesci
Son Köşe Yazıları

Yılmaz Güney Adana’da

12.09.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Modern Rus edebiyatının kurucusu olarak kabul edilen Aleksandr Puşkin’e göre, kamusal meydanlarda doğan ve insan ruhunu, tutkularını yöneten dram sanatı düş gücümüzün acıma, merhamet, gülme veya dehşet tellerini titreştirdiğinde etkili olur. Sanatçı algıladığı haliyle “zamanın ruhu”nu, genel toplumsal ruh halini ve o halin içindeki bireyi anlatırken izleyiciyle arasında bu teller üzerinden ortak bir titreşim kurulursa yapıt kalıcı bir iz bırakır. 

Bazı dönemler, bazı coğrafyalar bu etkileşim için neredeyse doğal bir ortam oluşturuyorlar. Bizim ülkemizde Adana da 20. yüzyıl için bu tarz ocaklardan biri oldu. Bunun nedenlerini aramak istersek, Puşkin’in dram sanatı için dile getirdiği ama genelde edebiyata ve sinemaya da uygulanabilecek formül üzerinde de durmak gerektiğini düşünüyorum. Çünkü bu “teller” Adana’da, Çukurova toprağında neredeyse çıplak halde ortada duruyorlar. 

Onları sinemada en ustalıklı bir şekilde ve hep ezilenden yana titreştiren sanatçıların başında da sadece bizim değil, dünya sinemasının da tartışmasız bir değeri olan Yılmaz Güney geliyor.

Endişe

1974’te “Endişe” filminin çekimleri için Adana’daydım. Yılmaz Güney ile çekimler öncesinde konuşuyorduk. Ben neredeyse apar topar getirildiğim için çekilecek film hakkında bilgi almaya çalışıyordum. Yılmaz Güney’in niyeti, belgesel tadında bir film çekmekti. Mevsimlik tarım işçilerinin, topraksız köylülerin hayatını yine onların oynamasını istiyordu. Oyuncularını doğrudan tarlada çalışan köylülerden seçmiş, profesyonel oyuncu olarak da Kâmuran Usluer ve beni projeye dahil etmişti. Pamuk tarlasındaydık. Mevsimlik işçiler gelmiş, çadırlarını kurmuşlardı. “Ne yapıyoruz Yılmaz Ağabey” diye sordum. “Sen benim kardeşimi oynayacaksın” dedi. “Senaryoyu görebilir miyim” diye sordum. İşaret parmağıyla başını işaret etti, “Senaryo burada” dedi. Kostümlerim tarlada çalışan kadınlardan toplandı. “Al, giy bunları” dedi. Otele dönünce odaya çıktım, giysilere bir baktım, hepsinin üstü bit kaynıyor. “Yılmaz Ağabey, ben nasıl giyerim bunları. Hepsi bit kaynıyor” dedim. “Pire itte, bit yiğitte olur” deyip güldükten sonra, tarlada çalışanları göstererek “Bu, onların hikâyesi. Onlar gibi olacaksınız, bu gerçeği taşıyacağız ekrana” dedi. Neyse ki bir ara çözüm bulundu, giysiler kaynatıldı da hiç değilse bitlerden kurtulmuş oldum.

Sarı sıcak deyiminin ne manaya geldiğini, sıcakla acının nasıl iç içe geçtiğini, hayatın ne kadar değersiz sayılabileceğini o yaz Çukurova’da öğrendim. Çekimler bitip biz Adana’dan ayrılırken o çadırlarda yedi çocuk ölüsü kalmıştı.

Boynu Bükük Öldüler

Bu yıl Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda Yılmaz Güney’in “Boynu Bükük Öldüler” adlı romanından Ali Berktay’ın uyarladığı aynı adlı oyunu çalışırken “Endişe” filminin çekimleri sırasında belleğime kazınmış görüntüler gözümün önünden gitmedi. “Endişe”nin bütün altyapısının aslında bu romanda ve romanın gerisinde yatan dünyada, Yılmaz Güney’in Çukurova’sında olduğunu idrak ettim. “Endişe” bir anlamda çekilememiş “Boynu Bükük Öldüler”in verdiği farklı bir sürgün, ayrı bir daldı.

Ve Yılmaz Güney bir öyküsünden dolayı atıldığı Nevşehir Cezaevi’nin siyasiler koğuşunda kaldığı on altı ay boyunca, daha 24 yaşındayken yazıp bitirdiği bu romanla yapacağı sinemanın, o sinemadaki şiirin ilk işaretlerini de vermişti aslında.

Oyunumuz 15 Eylül’de Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nun tarihi salonunda Adana ile buluşacak, Yılmaz Güney’in sözü ve soluğu Adana’sıyla buluşacak. 

Sürgündeyken iki şiirini armağan etmişti bana bir zarf içinde. “Eskiden Bilmezdim Yalnızlığı” başlığını taşıyan şiir, şu iki dizeyle sona eriyordu: “Kopuk muyum dalımdan / Uzağında mı kaldım ormanımın.” Uzağında kalmadın Yılmaz Ağabey, Adana’dasın.

Yazarın Son Yazıları

Artık her şey insana bağlı

Aradan tam 53 yıl geçti; 3 Ocak 2026’da, Amerikan özel kuvvetleri Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu, eşi Cilia Flores ile birlikte kaçırıp ABD’ye götürdü.

Devamını Oku
12.01.2026
Sanat uzun, ömür kısa

Ne yazık ki prova sürecinde yaşanan sayısız talihsizliğe bir yenisi eklendi ve Mefisto’yu oynayan Sükûn Işıtan sakatlanınca, oyun ancak 18 Aralık’ta prömiyer yapabildi. Ama çok başarılı bir şekilde yaptı.

Devamını Oku
29.12.2025
Uzun bir macera: ‘Faust’

Sevgili İlhan Selçuk 2004’te bir dergi kataloğu armağan etmişti. Değerli ressamımız Bilge Alkor’un kargalarıyla böyle tanıştım. Daha sonra tanışıklık, “Meleklerin ve Şeytanların Aynası” (2011) ile derinleşti. Uzunca bir süredir başucumda duran, dönüp dönüp baktığım, sonra “Belki bir gün” diyerek tekrar kenara koyduğum “Faust”, Alkor’un imge dünyasıyla farklı bir boyuta taşınmıştı.

Devamını Oku
08.12.2025
İnsan idrak ettiği ruha benzer

Aleksandr Puşkin, “dramatik büyünün titreştirdiği düş gücümüzün üç telinden” söz eder. Bunlar; gülme, acıma ve dehşettir. Vsevolod Meyerhold ise Charlie Chaplin ve Sergey Ayzenştayn’ı karşılaştırırken, her iki sinemacıda bu “üç tel”in ne denli ustalıkla kullanıldığına değindikten sonra, bir ayrım yapar: “Chaplin’de gülmece ve acımanın ön planda olduğunu, dehşetin gölgede kaldığını söyleyebiliriz oysa Ayzenştayn’da gülmece geri plana kayarken acıma ve dehşet öne çıkar.”

Devamını Oku
24.11.2025
Goethe: İkilem ve Deha

Büyük yazarın kendi yaşam sürecinin de derinlemesine nüfuz ettiği “Faust”un ilk bölümü ise, kendisinden önce Christopher Marlowe’un 16. yüzyıl sonunda oyunlaştırdığı (“Dr. Faustus”) ruhunu şeytana satan Faust efsanesinden yola çıkmakta ama bu bölümde Faust’un Mefistofeles ile macerası kadar, “ayarttığı” Gretchen’in trajedisi de göze çarpmaktadır. Goethe dahi sanatçı duyarlılığıyla içinde yaşadığı toplumun “mahalle baskısı”nı, ikiyüzlü ahlak kurallarını kendi siyasi ve toplumsal kimliğinin çok ilerisinde bir noktadan eleştirir. Viktor Glass’ın “Goethe’nin İnfazı” romanında (çev. Regaip Minareci, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları) anlattığı olayda, evlilik dışı hamile kaldığı çocuğu öldürmekle suçlanan genç kadın hakkındaki idam cezasını siyasi kimliğiyle onaylayan Goethe, “Faust”ta konuya bambaşka bir duyarlılıkla yaklaşır. Büyük sanatçı ve düşünürün, “Almanların en büyüğü”nün tüm hayatına yayılan ve “Faust”a da yansıyan bu ikilemi aslında çağının, yükselen modernitenin etkisi günümüz

Devamını Oku
10.11.2025
Mucize 102 yaşında

Böyle zamanlarda geçmişe dönüp bugünkünden çok daha ağır koşullar içinden düze çıkmayı bilmiş, hem memleketin ufkunu kaplayan sisi hem ileriye doğru koşmak isteyenleri engelleyen karanlığı yarıp geçmiş kurucu kuşağın mücadelesini, Kocatepe’den Afyon Ovası’na doğru bakarken sadece biraz sonra cereyan edecek o büyük muharebeyi değil, oradan geleceğe açılan yolu da gören çelik iradeli bir çift mavi gözü, o mucizeyi hatırlamak iyi geliyor insana.

Devamını Oku
27.10.2025
Bir ödül töreninin ardından

Cumhuriyetin kurucu felsefesinin kültür alanındaki en önemli adımlarından biri tiyatro, opera, bale ve müzik alanlarında modern, kalıcı sanat kurumları yaratarak sanat sevgisini tüm yurt sathına yaymaktı.

Devamını Oku
13.10.2025
Işık, biraz daha ışık

O yıl Doğan Hoca’dan bir gün önce, 21 Eylül 2021’de tiyatro alanından çok değerli bir hocamızı, sevgili Prof. Dr. Hülya Nutku’yu hem de çok vakitsiz yitirmiştik.

Devamını Oku
22.09.2025
Hayatımdaki iki Güney

Gerçekçilik, içtenlik, hayatın sihrini, gizini yakalayıp onu kendi kişisel büyüsünü katarak yeniden yaratmak... Yılmaz Güney’in sinemasının da edebiyatının da en önemli özellikleridir bunlar.

Devamını Oku
08.09.2025
Eğitim ve sanat

Mustafa Kemal Atatürk, Cumhuriyetin üzerinde yükselmesi gereken dört sütunu, “mektep, iktisat, sanat, imar” diye sıralamıştı. Bu dört sütundan ikisini oluşturan “mektep” ve “sanat” maddelerine yakın tarih içinde bir arada bakıldığında, yani sanatta eğitim ve eğitimde sanat alanlarında nereden nereye geldiğimize bakıldığında umut verici bir tabloyla karşı karşıya olduğumuz söylenemez.

Devamını Oku
18.08.2025
Altmış yıl önce altmış yıl sonra

İzmir’de tam anlamıyla “ağır, koyu bir sıcak” vardı. “Kerbela” oyunu 2 Ağustos tarihinde bir zamanların fuar alanı, günümüzün Kültürpark’ı içindeki açık hava tiyatrosunda oynanacağı için İzmir’deydim.

Devamını Oku
04.08.2025
Hatırlamak bir eylemdir

Ergin Yıldızoğlu, 7 Temmuz tarihli Cumhuriyet gazetesinde “Faşizm ve kültür” başlıklı önemli bir yazı kaleme aldı.

Devamını Oku
21.07.2025
‘Umutsuz çağın sesi’

'Medea-Material' Romanya'da köklü Sibiu Tiyatro festivalindeydi...

Devamını Oku
30.06.2025
Vahşi bir dünya

Vazgeçilmez dört elementten biri olan havayı yine paramparça ediyor bombalar, füzeler... Doğal yerinden koparılıp insanın elinde oyuncak olmuş ateş, gecenin karanlığını kızıla boyuyor.

Devamını Oku
16.06.2025
Beyaz gecelerde Medea-Material

23-27 Mayıs tarihleri arasında, Dostoyevski’nin unutulmaz novellasının fonunu oluşturan St. Petersburg “beyaz geceler”indeydik.

Devamını Oku
02.06.2025
İyimserlik önyargısı

İyimserlik önyargısı

Devamını Oku
12.05.2025
Bir kez daha Kerbela

Bir kez daha Kerbela

Devamını Oku
28.04.2025
Bursa ve tiyatro Bursa...

Bursa ve tiyatro Bursa...

Devamını Oku
14.04.2025
Dünyayı sevgi kurtaracak

Dünyayı sevgi kurtaracak

Devamını Oku
31.03.2025
Sonrası gündüz

Sonrası gündüz

Devamını Oku
17.03.2025
Tiyatroantropolojisi ve Metin And

Tiyatroantropolojisi ve Metin And

Devamını Oku
03.03.2025
Tiyatroda eğitimin önemi

Tiyatroda eğitimin önemi

Devamını Oku
10.02.2025
Toplumsal çürüme ve sanat

Toplumsal çürüme ve sanat

Devamını Oku
27.01.2025
Ben bir veri bankasıyım!

Ben bir veri bankasıyım!

Devamını Oku
13.01.2025
Umarım gelen gideni aratmaz

Umarım gelen gideni aratmaz

Devamını Oku
23.12.2024
Bir ödülün düşündürdükleri

Bir ödülün düşündürdükleri

Devamını Oku
09.12.2024
Heiner Müller ile bir kez daha

Heiner Müller ile bir kez daha

Devamını Oku
25.11.2024
Buzdağının altı

Buzdağının altı

Devamını Oku
04.11.2024
Toplumsal çürüme

Toplumsal çürüme

Devamını Oku
21.10.2024
Ali Cem Köroğlu’nu yaşatmak

Ali Cem Köroğlu’nu yaşatmak

Devamını Oku
30.09.2024
'Keşke bir parti olsaydı...'

Yılmaz Güney’in bakışı

Devamını Oku
16.09.2024
Franz Kafka: Yüzyılın kâhini

Franz Kafka: Yüzyılın kâhini

Devamını Oku
02.09.2024
Issızlaşıyoruz

Issızlaşıyoruz

Devamını Oku
12.08.2024
Ahmet Cemal’i hatırlamak...

Ahmet Cemal’i hatırlamak...

Devamını Oku
29.07.2024
Belediyeler ve kültür-sanat politikası

Belediyeler ve kültür-sanat politikası

Devamını Oku
15.07.2024
Güvenilir olmanın sırrı

Güvenilir olmanın sırrı

Devamını Oku
24.06.2024
Bir döngü daha tamamlandı

Bir döngü daha tamamlandı

Devamını Oku
10.06.2024
Taşın ve tarihin büyüsü

Taşın ve tarihin büyüsü

Devamını Oku
27.05.2024
Cumhuriyet 100 yaşında

Cumhuriyet 100 yaşında

Devamını Oku
13.05.2024
‘Devlet Ana’ Macaristan’daydı

‘Devlet Ana’ Macaristan’daydı

Devamını Oku
29.04.2024