Kitap dünyasına açılan kapınızı aralayın! En sevdiğiniz kitapları indirimli fiyatlarla keşfedin ve hayal gücünüzü genişletin.
Asırlık bir Meclis olan TBMM, 23 Nisan 1920’de merasimle açıldı.
Burası, benim doğduğum, büyüdüğüm, yurtdışından heyecanla döndüğüm, korumak ve geliştirmek için ölmeye hazır olduğum VATANIM, TÜRKİYE CUMHURİYETİ mi?
Çocukluk, insanın büyümek zorunda bırakılmadığı çağda yaşanır.
Özgür Özel’in ara seçimler için bastırması, muhalefetteki 12 parti ile görüşmesi, onlardan onay alması ve son olarak ara seçim konusunu, esas karar verici irade olan Meclis’in başkanı ile görüşmesi bir sonuç verir mi diye tartışılıyor.
“Çin şoku 2.0 ya da kriz dinamikleri” başlıklı yazımda, Çin kapitalizminin ileri teknoloji alanındaki üretim kapasitesinin Batı merkezli dünya ekonomisinin dengelerini sarsmaya başladığını vurgulamıştım.
Cumhuriyeti kuranlar, onu koruyacak, güçlendirecek, ruh katacak, o ruhu sonraki kuşaklara aktaracak sembol günler oluşturdular.
Geçen yıl 24 Nisan’da “Ulusal egemenliğin gasbı...
Ulusal egemenlik soyut bir kavram değildir.
Bugün 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.
İBB davaları kaçınılmaz şekilde insana déjà vu yaşatıyor.
23 Nisan 1920, yalnızca bir meclisin açıldığı tarih değildir.
Anahtarları nereye koyduğunu hatırlayamamak ya da bir ismi dilinin ucunda hissedip çıkaramamak, modern hayatın hızında neredeyse herkesin yaşadığı durumlar haline geldi.
Çok değil 4 gün önce karşı karşıya gelmişti iki takım.
Dünya değişiyor; hızlanıyor, yoğunlaşıyor, katmanlaşıyor.