Yalınlıkta çağrışım zenginliği
Ayşegül Yüksel
Son Köşe Yazıları

Yalınlıkta çağrışım zenginliği

05.05.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Şair, yazar, çevirmen, hocaların hocası Cevat Çapan 90’lı yaşlarını sürdürürken sürekli olarak üretiyor. Elimden düşmeyen üç yeni yapıtı var. Biri 2024’te yayımlanmış şiir kitabı “Geceleyin Bir Tren” (Sözcükler Dergisi Yay.), ikincisi 2025’in ürünü “Sürgünler ve Ayrılıklar” başlıklı şiirler (Yapı Kredi Yay.), üçüncüsü de yazılarını ve konuşmalarını içeren “Öğrenme Uğraşı” (2026, Yapı Kredi Yay.). Her üç kitap da Çapan’ın yaşantı derinliğini, dostluğu kutsayış biçimini ve belleğinden metinlerine aktardığı sıradışı çağrışımları buluşturuyor.

Image

Cevat Çapan

Çapan, özellikle şiirlerinde bir “çağrışımlar ustası” olarak çıkar karşımıza. Tüm metinlerinde yalın anlatımı seçmiş olsa da yazdıklarını çağrışımlarla renklendirme hüneri her zaman etkindir. Çağrışımlar, metinlerde yaratılan “doğa”ya ve “kültür” olgularına ilişkin imgeleri zenginleştirmede birincil önem taşır.

TİYATRO BELLEĞİNİN DÜZYAZIYA VE ŞİİRE AKTARIMI

Çapan’ın metinlerini hareketlendiren çağrışımların kaynaklarından biri tiyatrodur. Akademisyen olarak temel konularının başında tiyatro incelemeciliği geldiğine göre buna hiç şaşmamak gerekir. Cambridge Üniversitesi’ndeki öğrenciliği, “İrlanda Tiyatrosunda Gerçekçilik”, “Değişen Tiyatro: İngiliz Tiyatrosunda Düzyazıya Geçiş”, “John Whiting: Çağdaş Bir Oyun Yazarı” başlıklı kitapları ve İstanbul Üniversitesi ile başlayıp çeşitli yükseköğretim kurumlarından geçerek Yeditepe Üniversitesi’ne ulaşan eğitimci kimliğinin ağırlıklı alanı hep tiyatro olmuştur.

Çapan’ın yazı ve konuşmalarını içeren “Öğrenme Uğraşı” kitabında yakın dostları Vüs’at O. Bener ve Oğuz Atay’ın yapıtlarıyla buluştuğunu, Onat Kutlar’la el ele yürüdüğünü, Gülten Akın’ın şiirine kulak verdiğini, Memet Fuat’ı ve başka birçok sevdiğini kucakladığını görüyoruz. Kitap İngiliz, Amerikan, Yunan şiiri üstüne yapılmış incelemeleri de içeriyor. Bu yapıttaki yazılardan birçoğu tiyatro üstüne. En vurucu olanlar arasında Shakespeare’in kimi dizelerinden klasik Türk müziği yapıtlarına yapılan çağrışımları gösteren “Musiki Aşkı Besliyorsa Eğer” ve Çehov’un, “Orman Cini” oyunundan “Vanya Dayı”ya ulaşan yolda yürüyüşünü anlatan metinler yer alıyor.

“Geceleyin Bir Tren” başlıklı şiir kitabında Çapan’ın tiyatrodan derlediği imgeler birçok şiirin çağrışım alanını genişletiyor. Ahmet Kutsi Tecer’in “Köşebaşı” oyunundan Shakespeare’in “Jül Sezar”ının “Sen de mi Brütüs” repliğine, Antigone’den Kel Hasan’a, Behzad Butak’a dek bir dolu oyun, replik, karakter ve sanatçının çağrıştırıldığı dizelerin devinim gücü işlenen izleği alabildiğine boyutlandırıyor.

TİYATRO YAZARLARI ANILIRKEN

“Sürgünler Ayrılıklar” başlıklı şiir kitabında yazar Sevim Burak’tan, Cahide Sonku ve Muzaffer Arslan’ın oynadığı Turgenyev’in “Köyde bir Ay” oyununa uzanan imgeler silsileleri boyunca ilerlerken Çapan’ın can dostları olan oyun yazarlarına da düşer yolumuz. Örneğimiz çok erken yitirdiğimiz Memet Baydur’dan olsun. Çapan, Memet ile birlikte, onun oyunları boyunca gezintidedir: “Arada buluşuyorduk Memet’le Bebekte/ Şadırvanlı Bahçede. İki menekşe korsanı/ Turgutla Edip, az uzağımızdaki/ Maskeli Süvari’nin gözetiminde. /.../ Bir gün Everest’e tırmanıyorduk Tensing’le/ bir gece Komarov’la ışıklarına bakıyorduk uzaydan yeryüzündeki evlerin/ Bıkmadan anlatırdı .../.../. düdüklüde nasıl pişirilir kıymalı bamya/ yeşil bir papağan nasıl kafa şişirir mutfakta. /.../ Lozan’da Lord Kurzon’a İsmet Paşa’nın / masadaki Sevr vazosunu okşarken/ nasıl bir tokat attığını anlatmıştı gülerek” (s. 66).

Kimi zaman da -“İrlanda Tiyatrosunda Gerçekçilik” kitabında incelediği Sean O’Casey’nin yaşamöyküsü dolanır Çapan’ın dizelerine. Artık çağrışım eyleminin ötesine geçilmiştir: “Görme sorunu olduğu için okuma yazmayı/ on üç yaşında öğrenen, ama sonra/ eline geçen her şeyi okuyan bir demiryolu işçisi./ Silahşörün Gölgesi, Dünyanın Düzeni, ardından/ Saban ve Yıldızlar oyunuyla seyircileri kışkırtır./ Gümüş Kupa oyunu geri çevrilince İrlanda’ya küser ve yurdundan ayrılır./ Ölünceye kadar İrlanda’yı kalbinde taşır, yeni oyunlar ve Kırmızı Güller onu yaşatır” (s. 54).

İrlanda’ya uğrayınca Beckett unutulabilir mi? “Godot’yu Beklerken”in özüne şöyle iniyor Çapan: “Vladimir’le Estragon.../ yapraksuz bir ağacın altında/ konuşup duruyorlar birbirlerini anlamadan./…/ Aynı yolun yolcusu olmadıklarını düşünseler de/ bir türlü birbirinden ayrılamıyor/ bu iki derbeder kafadar.”

Birden karşılarına çıkan Pozzo ve Lucky’ye gelince... “patron kılıklı şişkonun elinde kırbaç,/ ezilen uşaksa acılar içinde. ...”

“Godot gelmiyor o gün” (s.56-7). Çapan böylesi yalın bir anlatımla hüzün yaratabiliyor.

Cevat Çapan her üç kitabıyla da renkli okuma yolculuklarına çağırıyor sizi.