Barış Doster

Türkiye, ABD’ye nasıl tepki vermeli?

28 Nisan 2021 Çarşamba

ABD Başkanı Joe Biden, bekleneni yaptı. 24 Nisan’daki konuşmasında, 1915 olayları için “soykırım” dedi. Yetinmedi, İstanbul için de “Konstantinopolis” ifadesini kullandı. Türkiye’de ise ne iktidar ne muhalefet, güçlü bir yanıt verebildi. Çünkü iktidarıyla, muhalefetiyle Türk siyasetinde ABD ve NATO bağımlılığı yapısal. Meseleyi, tüm yönleriyle tartışmakta yarar var. 

Birincisi, Biden kimseyi şaşırtmadı. 50 yıllık politik deneyimi olan, Barack Obama’nın başkan yardımcılığını yapan Biden, seçim kampanyasında bu sözü vermişti zaten.  

İkincisi, ABD açısından bakıldığında durum bizleri şaşırtmamalı. ABD’nin Türkiye’ye karşı düşmanca tutumu yeni değil, hep vardı. Bundan sonra da olacak. FETÖ, PKK, PYD, YPG gibi terör örgütlerine, darbelere, darbe girişimlerine verdiği desteği bilmiyor muyuz? Johnson Mektubu’ndan 1 Mart tezkeresine, Süleymaniye’de Mehmetçiğin başına geçirilen çuvaldan F-35 - S-400 gerilimine dek, bir çırpıda sayacağımız onlarca sorun var. ABD; Türkiye’yi ilgilendiren tüm sorunlarda karşı tarafın yanında yer almıyor mu? O nedenle, bu son açıklama, ABD siyasetinin doğal sonucu olarak görülmeli. ABD’nin, uzun zamandır Türkiye karşıtlığında sürekli ve düzenli olarak, istikrarlı biçimde, dozu artırdığı unutulmamalı.   

Üçüncüsü, konu, bir tarih, arşiv, belge meselesi değil, bir siyaset meselesi. Türkiye, konuyu böyle kavramalı. Gerçekte Batılılar da sözde soykırım iddialarının emperyalistlerin yalanı olduğunu, Türklerin vatanını savunduğunu biliyorlar. Türkiye’de ve dünyada hiçbir arşivde, soykırım iddialarını kanıtlayan belge yok. Bu yönde bir mahkeme kararı da bulunmuyor. 

Dördüncüsü, bu sorunun tarafları Türkiye ve Ermenistan olarak görülse de aslında Türkiye ve emperyalizm. Emperyalizm; Türkiye üzerinde baskı kurmak için Ermenistan’ı ve Ermeni diyasporasını kullanıyor.  

Beşincisi, ABD başta olmak üzere, emperyalizmin amacı tarihi araştırmak değil. Türkiye Cumhuriyeti’ni soykırım yaparak kurulan bir devlet, Cumhuriyetimizin kurucularını da soykırım suçlusu kişiler olarak ilan etmek.  

TÜRKİYE’NİN ATMASI GEREKEN ADIMLAR  

Peki, Türkiye hangi adımları atabilir? Şimdi de onu tartışalım.  

Birincisi, dış politikada tepki vermenin, çeşitli yolları, yöntemleri, araçları vardır. Tepkinin dozu, düzeyi farklı olabilir. Türkiye’nin bu aşamada en sert tepkiyi vermesi gerekir. Fakat maalesef vermemiştir.   

İkincisi, ABD’nin Ankara’daki büyükelçisini Dışişleri Bakanlığı’na çağırmak, güçlü bir tepki verildiğini göstermez. Diplomaside nota vermek; yabancı ülkenin büyükelçisini “persona non grata” (istenmeyen kişi) ilan edip ülkeyi terk etmesini istemek; yabancı ülkedeki büyükelçiyi merkeze çağırmak; yabancı başkentteki temsil düzeyini düşürüp büyükelçi düzeyinde değil maslahatgüzar düzeyinde temsil edilmek, başvurulan yöntemlerdir. Türkiye bunlardan hiçbirini yapmamıştır.  

Üçüncüsü, Türkiye; İncirlik dahil üslerin kapatılmasını gündeme getirebilir. Getirmemiştir. ABD’yle yapılan ortak tatbikatlara son verdiğini açıklayabilir. Muhataplarının da rızasını alarak, üçüncü ülkelerle yaptığı ticarette, ABD Doları yerine ulusal para birimlerini veya küresel ticarette kullanılan başka para birimlerini kullanabilir. Bunları yapacağı yönünde bir işaret de yoktur henüz Türkiye’nin.  

Dördüncüsü, Türkiye; NATO’dan çıkmayı düşünmese bile, en azından NATO’nun askeri kanadından çıkmayı gündemine alabilir. Bunu geçmişte Fransa yaptı. 1966’da çıktı, 2009’da geri döndü. Yunanistan yaptı. 1974’te çıktı, 1980’de döndü. Türkiye niçin yapmasın?  

Beşincisi, Biden’ın açıklamasından sonra, ABD’de Türkiye aleyhine tazminat davası açmak isteyenlerin eli daha güçlüdür. Türkiye bu konuda uyanık olmalıdır.   

Altıncısı, Biden’ın açıklaması, Türkiye’nin kamu diplomasisi alanındaki eksiklerini de Türk diyasporasının ABD’deki etkisizliğini de bir kez daha göstermiştir. Türkiye’nin bu alanlarda kapsamlı, bütüncül bir stratejiye gereksinimi vardır.  

Yedincisi, Türkiye’nin önemli bir sıkıntısı da, sözde soykırım iddiaları konusunda, Türkiye içinde, Biden gibi düşünen geniş bir kesim olmasıdır. Çok sayıda siyasetçi, gazeteci, yazar, bilim insanı, hukukçu, yayıncı vardır böyle düşünen. HDP, kurumsal olarak böyle düşünmektedir. Geçen yıllarda, böyle düşünenlerin kurduğu “Özür diliyoruz.com” sitesi belleklerdedir. Özünde çürüme ve çöküş süreci olan açılım sürecinde, iktidarın özenle seçtiği “akil insanlar” arasında da Biden gibi düşünenler vardır, muhalefet partileri içinde de. Yani iç cephede ciddi gedikler açılmıştır.   

Sözün özü, Türkiye ABD’ye karşı en sert tepkiyi vermezse, hem dış politikada itibarı, caydırıcılığı, saygınlığı büyük yara alır hem de ABD’nin ardından benzer açıklamalar yapacak çok sayıda devlet, Türkiye’ye karşı bunu bir koz olarak kullanır.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları