Bütün zalim olanları sen affetsen ben affetmem
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Bütün zalim olanları sen affetsen ben affetmem

21.03.2022 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Affetmek, menekşenin kendisini ezen topuğa bıraktığı kokusudur”. Çoğunlukla Mark Twain’e atfedilen söz, ezen ile ezilen arasındaki çarpık hikâyeyi anlatıyor.

Bu aslında yargı içinde bir savaş. Adnan Oktar grubuyla ilgili verilen bozma kararından söz ediyorum. Oktar’a yapılan operasyon, aslında devlet içinde bir ayrışmanın görünür haliydi. Oktar grubu, aralarında Süleyman Soylu’nun da olduğu devletin zirvesindeki isimlerle samimi ilişkilere sahipti. Buna karşın Oktarcıları bir suç örgütü olarak gören, hatta casusluk faaliyetiyle suçlayanlar da vardı. 2018 yılında İstanbul Emniyeti düğmeye bastı. O dönem, Soylu ile kavgalı Mustafa Çalışkan’ın başında olduğu polis teşkilatı, operasyonu Ankara’ya haber vermeden yaptı. Korku, “sızma”sı ihtimaliydi.

Soruşturma davaya dönüştü. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılamaların sonucunda toplamda 152 bin yıla varan ceza verdi. Derken, geçen hafta, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, davada verilen cezaları esastan bozdu. Mahkemeye göre yetişkin ve çocuk yaştaki isimlerle toplu cinsellik rıza ürünüydü. Rıza olmasa, bu insanlar şantaj amaçlı görüntülere bakmadan, hemen o gün şikâyetçi olurlardı. İstinaf mahkemesi, 68 sanığı tahliye ederken, mallarındaki tedbirleri kaldırırken, “örgüt yok” diyerek Adnan Oktar dahil kalanların da serbest bırakılmasının önünü açtı.

Kararın ardından yargı kulislerinde dolaştım. Çeşitli notlar aldım.

En ilginci en sona saklayarak başlayayım…

KARARI OKTARCILAR YAZMIŞ GİBİ

Öncelikle mahkemenin vermiş olduğu bu radikal karar, “çok yukarıdan” gelen bir etkiye bağlanıyor. Zira son dönemin yargı pratikleri içinde, böyle radikal bir hamlenin, başka türlü olması pek de mümkün görünmüyor.

Bunu destekleyen bir olay ise yandaş medyanın tavrı. Oktar operasyonu, hükümet medyasının desteğiyle yapılmıştı. Ancak dikkat çekici şekilde, bozma kararının ardından yandaşlar sessizliğe büründü. Bu da bir tür “onay” demekti.

İkincisi, mahkemenin kararındaki detaylar. İstinaf mahkemesinin bozma kararı, yer yer Oktarcıların savunma dilekçesi gibi. Mahkeme sanki bir karar vermemiş bir kanaat oluşturmuş. Bunu yaparken kimi zaman ifadeleri sanıkların lehine olacak şekilde cımbızlamış. Örneğin bir mağdurun, “cinsel istismara uğruyordum” dediği kısmı çıkarmış. Yerel mahkemenin verdiği 152 bin yıllık cezayı sıfıra indirmiş. Haliyle meseleyi bir usul tartışmasından çıkarmış. İşin esasını tartışmış.

MAHKEMEYE UZANAN BAĞLANTI

Konuştuğum bir hukukçu, bozma kararının ardından, aynı istinaf mahkemesinin verdiği önceki kararları incelemişti. Oktarcıların 400 sayfalık bozma kararıyla karşılaştırmıştı. Anlattığına göre, mahkemenin hiçbir kararı, bu denli detaylı, böyle taraflı, bu kadar uzun değildi.

Bir başka hukukçu ise daha ilginç bir noktaya dikkat çekti. O da sanıklardan biriyle istinaf mahkemesi arasındaki dolaylı ilişkiye. Sanıklar arasında İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi eski Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu’nun koruması da vardı. İşin ilginci, soruşturma dosyasından, Salihoğlu ile Oktarcıların zaman zaman görüştüğü anlaşılıyordu. Koruma da bu ilişkinin ortasındaydı. Salihoğlu, bu tuhaf ilişkinin açığa çıkmasının ardından istifa etmişti. Gelgelelim, cezaların temyizi Salihoğlu’nun bir dönem yönettiği adliyeye gelmişti. Salihoğlu’nun ortak kitap yazdığı isimlere bakınca bile mahkemenin hâkimleriyle tanışıklığı görülüyordu. Mahkeme belli ki bu dosyaya “özel önem” göstermişti.

Gelelim son ve ilginç detaya…

İSRAİL İLİŞKİSİNDE OKTARCILAR

Oktarcılar, Türkiye’deki İslamcı yapılar içinde İsrail’le belki de en sıcak ilişkiye sahip grup. Oktar, İsrail’deki Sanhedrin hahamlarıyla kamuoyu önünde de yakın diyalog kuruyor. Karşılıklı ziyaretler gerçekleştiriliyor. Bu sayede Oktar’ın tutukluluğu İsrail parlamentosunda bile gündeme geldi. İşte bilinen tüm bu nedenler, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile Oktar kararının eşzamanlılığını daha da şaşırtıcı hale getiriyor. “Acaba Oktar kararı, İsrail-Türkiye ilişkilerinde bir düzelmenin sonucunda mı alındı” fikri herkesin aklında.

Burada somut bir detay da var…

Oktarcılara yıllardır destek veren ailelerden biri, Gökçaylar. Davanın sanığı Ayça Gökçaylar, Oktar’ın önde gelen kedicikleri arasında yer alıyor. Abla Tuğba Gökçaylar ve annesi de grubun açık destekçileri arasında bulunuyor.

İsrail Cumhurbaşkanı Herzog, geçen gün Türkiye’ye geldiğinde, anne şu fotoğraflı mesajı paylaştı: “Kızım İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’u İstanbul’da karşıladı ve kısa ziyaretinde ona eşlik etti.”

Gerçekten de Tuğba Gökçaylar, Herzog’un yanındaydı. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı’nda da görülüyordu. Sebepsiz değil, bir zamanlar hosteslik yapan Tuğba Gökçaylar, İsrail konsolosluk çalışanı olmuş, İsrail-Türkiye görüşmelerinin ortasına düşmüştü.

Ayça Gökçaylar’ın davanın sanığı olması bir yana, Ayça-Tuğba kardeşlerin yaşamı Oktar’ın kedicikler topluluğunun içindeydi.

Daha da ilginci, bu İsrail meselesi davada da gündeme gelmiş, Gökçaylar’ın İstanbul Konsolosluğu kartviziti dava dosyasına girmişti.

Kısacası Herzog’u karşılayıp Erdoğan’la buluşturan isim Oktarcı olmasının yanında, bizzat davanın da tarafıydı.

DEVLET ‘AFFET’ Mİ DIYOR?

Buradan sonra…

Devletlerin hesaplaşmalarının adının karıştığı öykülerin gölgesi, mahkeme kararlarının üstüne düşmeye devam edecek. Muhtemelen bizzat Adnan Oktar’ın tahliyesinin de konuşulacağı önümüzdeki günler, devlet içindeki grupların itişmesine de sahne olacak. Elbette filler tepişirken çimenler ezilecek.

Nereden mi biliyorum?

Kararın ardından tepkisini gördüğüm, dava sürecinde yaşadığı cinsel saldırıları anlatan bir mağdur tam da şunu söylüyordu: “Çocuk yaşta başıma hayal edemeyeceğim şeyler geldi. Devlete inandım, güvendim. Adli Tıp’a, karakola, mahkemeye gittim. Yüzlerce kişinin içinde ağlayarak başımdan geçen iğrenç olayları anlattım. Rezil olayım diye alıp bunları sosyal medyada yayımladılar. Yıllarca sabrettim. Nefes alamadığım günlerin sonunda her şey bitti, yeni bir hayat kuruyorum derken, devlet ‘pardon’ dedi. Bana da ‘Affet’ mi diyor? Ben şimdi bir daha bu ülkeye, bu yargıya, bu devlete nasıl güveneyim.”

Menekşeler ezildi. Kokularını devlerin topuğuna bıraktılar. Devlet; devlerin mi, yalnız mevsiminde açan çiçeklerin mi? Yakında hepimiz daha net göreceğiz.

Yazarın Son Yazıları

Az kalsın ‘Şimdi anladım’ diye bağıracaktım!

Korkunun da bulunduğu odayı dolduran isli, küflü bir kokusu var.

Devamını Oku
08.10.2026
Kandırmayın artık şu cumhurbaşkanını!

Hep aynı çukura düşüyorsan belki de sen o çukurda yaşamak istiyorsun.

Devamını Oku
05.10.2026
Sayan’ın İBB bursu...

“Bunlardan biri Nuşirevan’ın büyük oğlu, diğeri de veziridir.

Devamını Oku
01.10.2026
Fon krizi değil devlet krizi

Dünyanın büyük sorunları kendisini başka biçimlerde tekrar tekrar gösterir.

Devamını Oku
28.09.2026
Hepiniz biliyorsunuz zarların hileli olduğunu!

Her eve geldiğinde hırsızla karşılaşıyorsan belki hırsız evin içindendir.

Devamını Oku
24.09.2026
Ailemiz sahiden güvende mi?

Güç zayıfı ezdiğinde ahlak kâğıttan karton olur.

Devamını Oku
21.09.2026
Üsküdar’dan sonra sıra İBB’de mi?

Matematik, karmaşık dünyanın soyutlamasıdır.

Devamını Oku
17.09.2026
Üsküdar’dan Türkiye’ye yaklaşan gemi

İrade ortadan kalkarsa seçim yapılabilir olmaktan çıkar.

Devamını Oku
14.09.2026
Kozinoğlu’nun son şiiri

Daha önce hiç şiir yazdı mı, bilmiyorum.

Devamını Oku
10.09.2026
Bu bir ‘Hepiniz oradaydınız’ hikâyesi

Şaşırtan suskunlukların nedeni herkesin bir kaşık aldığı günahlardır.

Devamını Oku
07.09.2026
Bu mahkeme Erbakan’ı da yargılar!

Tarih insanın çözmediği sorunu er ya da geç önüne koyar.

Devamını Oku
03.09.2026
Ne diyem, Mahmut mu diyem?

Filler barışınca dünya çimenlerin olacak sanırsınız, olmaz.

Devamını Oku
17.08.2026
Dağdan inenler askere alınacak mı?

Atı alıyor, arabanın arkasına bağlıyorsun.

Devamını Oku
13.08.2026
Hayır için on neden

Herkes kendi eylemlerinin sorumlusu, başkasınınkinin mahkûmudur.

Devamını Oku
10.08.2026
Ece Güner neden içeride?

Aynı tartı herkesi farklı tartıyor.

Devamını Oku
06.08.2026
‘Artık konuşmak istiyorum’ diyen kadın

Bir suçtan bahsedenler bin ayıp işliyor.

Devamını Oku
03.08.2026
Ya bakanlar da ifadeye çağrılırsa!

En çok bağıran çoğu zaman ayıplarının üstünü örtmeye çalışandır.

Devamını Oku
30.07.2026
İşte çocuklara yapılan sorgunun belgeleri

Tarih bugün yaşananın gelecekte hatırlandığı yerde başlar.

Devamını Oku
27.07.2026
‘Kocam sağ olsun’ yargısı

Hayatın gerçeklerini gözümüzün önüne getiren onun çelişkileridir.

Devamını Oku
23.07.2026
Nasuh’u bırak Hulusi’ye bak!

Yargı sadece gözaltı, tutuklama yapmıyor. Yargı artık tarihi de yazıyor.

Devamını Oku
20.07.2026
Mesele tam olarak öyle değil

Tarihin yazdığı insanların anlattığından çoğu zaman farklıdır.

Devamını Oku
16.07.2026
15 Temmuz’un hiç anlatılmayacak öyküsü

Pek az insan kendi geçmişini anlatırken adil olur.

Devamını Oku
13.07.2026
9 Temmuz’dan sonrasının ipucu

Bilinmesi gerekeni gördüğümüzde ararız.

Devamını Oku
09.07.2026
Bahçeli haklı ama...

Taş yere düştü deriz de yerçekiminden pek bahsetmeyiz.

Devamını Oku
06.07.2026
‘Teyzeler koğuşu’ndan iyi haber!

Cumhuriyet, devrimlerini ve değerlerini eğitim ile aktardığı için öğretmenleri yükseltme hamlesiyle doğdu.

Devamını Oku
02.07.2026
Elveda Televole!

Garip, anlamakta güçlük çektiğimiz için gariptir.

Devamını Oku
29.06.2026
Maocu teyzeler örgütü!

Başkasına kulluk eden, kendi kullarına zulmeder.

Devamını Oku
25.06.2026
İkinci adamlar mezarlığı

Sebepsiz başlayan her tartışmanın görünmez ama gerçek bir nedeni vardır.

Devamını Oku
22.06.2026
33 anayasa bükücü aranıyor!

Anayasa bir insan değil. Ama omzunda insanlık tarihinin yükünü taşıyor.

Devamını Oku
18.06.2026
'İçimizdeki kavgaya beni kurban ettiler'

Geçen hafta sıradışı bir olay yaşandı ve biz hiç konuşmadık.

Devamını Oku
15.06.2026
‘9 Haziran saflaşması’yla yıkılan köprü

Tarihteki çatışmaların da uzlaşmaların da ardında birikmiş nedenler vardır.

Devamını Oku
11.06.2026
Hedef: Özgür Özel

Elmanın kokusu var.

Devamını Oku
08.06.2026
Seçilmiş fail İsmail Arı!

Önce fail seçiliyor.

Devamını Oku
04.06.2026
Üniformasını çıkaran hilal bıyıklı müdür

Kimin neyi nasıl tartışacağını haklı olan değil, güçlü olan belirler.

Devamını Oku
01.06.2026
Hak verilmez alınır

Dünyada hiçbir hak, armağan olsun diye verilmemiştir.

Devamını Oku
28.05.2026
Butlan darbesinin üç günlük sonuçları

Savaş, sıkıyönetim, darbe...

Devamını Oku
25.05.2026
Bir tuhaf 15 milyon dolar hikâyesi... AKP’li politikacıların yakınları devreye girmiş!

Cevapsız kalan her soru kendine bir başka soru bulur.

Devamını Oku
21.05.2026
Dışişleri’nde kayıp 15 milyon dolar

Düzen bir kez bozuldu mu bütün düğmeler yanlış iliklenir.

Devamını Oku
18.05.2026
Maya’nın masal dinleyemediği babası

Hepimiz aynı şehirde yaşarız.

Devamını Oku
14.05.2026
İsrail’e karşıyız dedikse o kadar da demedik!

İnsanın diline bakarken çoğu zaman elini kaçırırız.

Devamını Oku
11.05.2026