Terörle aranıza mesafe koyun!
Barış Terkoğlu
Son Köşe Yazıları

Terörle aranıza mesafe koyun!

13.12.2021 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Gözünü kapattığın an senin için dünya bitmiştir. Artık başkalarının anlattıklarıyla yaşarsın. Ah ölüm! Çaresi bulunamayan eylemsizlik! Senin senden başka olmana nasıl da izin verir…

Ölümünün ardından hükümet medyasında “ağabey” nidalarıyla anılan, Akit’teki gazeteciliğine vurgu yapılan, eylemleri ise “aktivist” diyerek geçiştirilen Yılmaz Yalçıner’den söz ediyorum.

Cenazesinde saf tutan AKP milletvekili Hasan Turan, tabutunun başında şunları söyledi: “Davası için çile çeken, bedel ödemeyi her zaman göze alan bundan çekinmeyen bir ağabeyimizdi. Yazısıyla, eylemiyle, tutumuyla, duruşuyla hayatında örnekti.”

Yalçıner’in bir başka hikâyesi ise hiç konuşulmadı.

Ahmet Taner Kışlalı, 21 Ekim 1999’da bombalı saldırıyla katledildi. Yaşasaydı, bu köşede benim yerime o yazacaktı. Parçalanmış bedeniyle son nefesini verdiğinde kundaktaki kızı henüz bir aylıktı.

Açıktan tehdit ediliyordu. Katlinden beş ay önce Akit gazetesindeki sayfadan söz ediyorum. “Yuh pişkin zorba” yazıyordu. “Zorba Kemalist gemi azıya aldı” başlığıyla hedef gösteriliyordu. Yetmemiş, Kışlalı’nın fotoğrafının üzerine çarpı atılmıştı. “Öldürüleceksin” mesajı günlük gazeteden veriliyordu. Ahmet Taner Kışlalı, Mustafa Yücel Özbilgin, Ali Günday... Liste uzuyor. Akit her katliamdan önce bunu yapıyordu.

ÇARPI ATAN YALÇINER

Yıllar sonra “Akit” deyip geçmedim. O sayfayı hazırlayanı bulmaya çalıştım. Dibinde bir isim yazıyordu: “Abdullah Birisi”.

Elbette uydurma bir isimdi. Fail kendisini saklamak için adını değiştirmişti.

İslamcı camia içinde bir araştırma yaptım. Bulmak zor olmadı. Kışlalı’dan sonra da birçok kişiyi hedef gösteren “Abdulllah Birisi”, Yılmaz Yalçıner’den başkası değildi. Kışlalı’nın katillerine yol gösteren isim, AKP’lilerin “ağabey” dediği, “örnek aldıklarını” söyledikleri Yalçıner’di.

Operasyonlar, yakalananlar, yargılananlar, itiraflar; İran bağlantılı “Tevhid-Selam ve Kudüs Ordusu” terör örgütünü işaret ediyordu. Katiller cinayet öncesinde defalarca İran’a gidip gelmişti. Eylem oradan buraya uzanmıştı. İşin ilginci, “dava adamı” denilen Yalçıner de bu örgütle bağlantılıydı.

ERDOĞAN’I BEKLEYEN YALÇINER

68 eylemlerinde devrimcilere saldıran bir ülkücüydü. 74’te “ülkücülükten tövbe ettiğini” söyleyerek İslamcı olmuştu. Şûra ve Tevhid dergilerini çıkaran Yalçıner, grubunu “İran devriminin Türkiye’deki sözcüsü” olarak tanıtıyordu. Niyetinin İran devrimini Türkiye’ye taşımak olduğunu söylüyordu. Bu kez ülkücüler yerine İslamcı gençleri devrimcilere karşı kışkırtıyordu.

Yalçıner, terör faaliyetine bizzat elde silahla devam etti. 14 Ekim 1980 günü örgütüyle uçak kaçırdı. Uçağı İran’a götürüp “hicret etmeyi” planlıyordu. Yapılan kurtarma operasyonunda iki insan öldü. Yalçıner, 36 yıl hapis cezası aldı. Diyarbakır Cezaevi’nde yattı. Anlattığına göre ona iş düşmüştü. Cezaevinde işkence gören solculara, cezaevi yönetiminin isteğiyle, “zorunlu din dersi” veriyordu. Özal dönemi affıyla 11 yıl 7 ay sonra hapisten çıktı. “Görevine” Akit’te devam etti.

Derken yine yön değiştirdi. Fethullahçıların, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı toplantılarında bile görünen Yalçıner, İran karşıtı olmuştu. “Yanlışlıkla başarılı olsaydık, maazallah Türkiye’yi de İran misali bir diktatörlüğe sürüklemiş olacaktık” diyordu. Geçmişini yargılarken bugününü anlatıyordu: “Keşke hiçbir şey yapmasaydım da Mehdi’yi bekler gibi Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarını, AK Parti’yi bekleseydim”.

‘28 ŞUBAT MAĞDURU’ OLDU!

İşte cenazede AKP’lilerin sahiplendiği bu “dava”, Yalçıner’in bile günah çıkardığı acımasız dinci terörün ta kendisiydi. Nitekim Yılmaz Yalçıner yıllar önce bana ulaşmış, Kışlalı hadisesinde yaptığını kabul etmişti: “Yaptığım haberin biçimini savunuyor değilim, yanlıştı.” Ona göre her şeyin sorumlusu “derin devlet”ti. Kemalist aydınları da “derin devlet” öldürmüştü.

İlginçtir, cenazede gözüme vekillerden sonra konuşan başka bir isim takıldı: Selahaddin Eş Çakırgil. Tabuttaki Yalçıner’i “Ben Yılmaz’ı 1975’ten beri tanıyorum” diye anlatıyordu. O da aynı örgüttendi, İran’a firar etmişti. Yıllar sonra Türkiye’ye döndüğünde, Uğur Mumcu’nun oğlu Özgür Mumcu, onu yine bu köşede, şöyle anlatmıştı: “(Onu) muhtemelen tanımazsınız. Ancak ben tanıyorum. Selahattin Eş olarak. Babamın cinayet davasındaki sanıklardan biri olarak tanıyorum.”

En çok da hem Yalçıner’in hem Çakırgil’in yine hükümet medyasında “28 Şubat mağduru” olarak tanıtılmasına şaşırdım. 80’li yaşlardaki generaller hapiste çürütülürken elde silahla “Türkiye İran olacak” diyenler, 28 Şubat’la alakaları bile yokken “mağdur” ilan ediliyordu.

“İnsanın ölümü, kendinden çok, geride kalanların sorunudur” diyor Thomas Mann. Yılmaz Yalçıner öldü. Sonrası bizim sorunumuz.

Yazarın Son Yazıları

Öcalan’ın statüsü mü Adem’in statüsü mü

Gelgelelim PKK’yi kuran “statülü” Öcalan’ın AKP-MHP destekli mektubu CHP’li belediyede okunurken 25 yıl öncesinden, 19 yaşından terör aranıp bulunarak bugün işten atılan gariban Ademler’in “statüsü”nü hatırlayan olmadı.

Devamını Oku
02.03.2026
Din dersi soruşturmasının sonu ne oldu

Bardağı taşıran son damla değil onu bu noktaya getiren süreçtir.

Devamını Oku
26.02.2026
Okulda 'din' ve 'Erdoğan' sorgusu!

Hürriyet başka türlü düşünmenin ve yaşamanın imkânlı olduğu yerde başlar.

Devamını Oku
23.02.2026
Alo adalet var mı bakan bey?

Yaşamın özünü görmeyen kabuğuyla oyalanır.

Devamını Oku
19.02.2026
Camiye gitmeyen imam olur mu?

Yalnız başkasına karşı hatırlanan kutsal, çıkara yenilmiş demektir.

Devamını Oku
16.02.2026
Bu dünyadan bir ‘biz’ geçti

İnsan “ben” doğar, yaşarken “biz” yaratır.

Devamını Oku
12.02.2026
Bizi işte bunlar yıkıyor

Doğayı kendi haline bıraksalar daldaki elma bile layığını bulacaktı.

Devamını Oku
09.02.2026
Depremzedeye bunu yapan size ne yapmaz

Seçilen yer yanlış.

Devamını Oku
05.02.2026
‘İmamoğlu’nu kutlama davası’ böyle bitti

Hayat geç de olsa mahkeme kararlarından daha gerçek bir hüküm verir.

Devamını Oku
02.02.2026
Görüş gününe yetişen yazı

Hepimiz aynı zamanın içinde yaşarız ama zaman hepimize yüzünü aynı biçimde göstermez.

Devamını Oku
29.01.2026
Toz dumandan görünmeyen değişim

Bir şey değişmese de her şey değişiyor.

Devamını Oku
26.01.2026
Bayrağın üstünü örten ‘süreç’

Niyetler hassasiyetlerin üstünü bahaneyle örter.

Devamını Oku
22.01.2026
Kafamı karıştıran fotoğraf

Kapının kapalı olmasını bekliyoruz da nasıl açıldığını hiç konuşmuyoruz.

Devamını Oku
19.01.2026
Masonik FETÖ’cü Marksist cephe!

Buzu sobanın üstüne bırakıyor, erimesini izliyorsun.

Devamını Oku
15.01.2026
Hedef uyuşturucu mu eğlence mi?

Endişe içimize gökten düşmez, açıklanabilir bir nedeni vardır.

Devamını Oku
12.01.2026
Hakimi öldüresiye dövenler 'hatırlı' kişiler çıktı!

Dünyanın nasıl göründüğü baktığınız yere göre değişir.

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella meselesi anlattıkları gibi değil

Gerçek, ona ulaşmak istemeyen için inanılmaz görünür.

Devamını Oku
05.01.2026
Adliyenin ön kapısı

Yeni yıl, henüz yazılmamış bir tarihtir.

Devamını Oku
01.01.2026
Çıksalar ne olur çıkmasalar ne olur

Konuşmak neden aramaz, sessizliğinse anlaşılır bir nedeni vardır.

Devamını Oku
29.12.2025
Yarının kavgasına bugünden bakalım

Hareket bilinirse doğa öngörülebilir hale gelir.

Devamını Oku
25.12.2025
175 milyonluk cevap

Cevap verilemeyen her soru yeni sorulara gebedir.

Devamını Oku
22.12.2025
İddianame aşamasında bir anda dosyadan çıkan fezleke!

İnsan ne anlatırsa anlatsın ancak eylemiyle anlaşılır.

Devamını Oku
18.12.2025
Askerlerin 175 milyonu nereye gitti

“Senin” dediklerinin akıbetini sorunca senin sandığının senden ne kadar uzakta olduğunu görürsün.

Devamını Oku
15.12.2025
Ne olduğunu görmüyor musunuz?

Her “Bak” dediğimizde gözler kapanıyorsa işaret ettiğimizi gösterebilir miyiz?

Devamını Oku
11.12.2025
Ya su kirliyse?

Değişmez görünen gerçekten kaçmak yerine dokunmaya karar verdiğimizde, ona şekil verebildiğimizi de görürüz.

Devamını Oku
04.12.2025
200 günlük burun sürtme davası

Burnumuzla sadece nefes alsaydık en çok kötü kokuların sahipleri mutlu olurdu.

Devamını Oku
01.12.2025
Bir garip ölüm hikâyesi

Yaşamda birikmiş servet, bazen ölümün üzerinde perde olur.

Devamını Oku
27.11.2025
‘Kurucu önderlik’ ve kurucu irade

Küçük niyetler büyük sözlerin arkasına gizlenir.

Devamını Oku
24.11.2025
Yaşamından renkleri çalınan kadın

Koca çınardan nimetini esirgeyen toprak yokluğunu önce çimende gösterir

Devamını Oku
20.11.2025
38 çocuğun duyulmayan çığlığı

Adalet davası uzaktaki bir çığlığı duymakla başlar.

Devamını Oku
17.11.2025
CHP’yi ‘gayrımeşrulaştırma’ operasyonu

Doğa insana kendi sınırlarını çizeceği imkanı sunarken cömerttir.

Devamını Oku
13.11.2025
Eğitimsiz okullar bakanlığı

İnsan ancak eğitilirse özgür olur.

Devamını Oku
10.11.2025
Aman çocuklar duymasın!

Bakmayın gazetecilik yaptığıma.

Devamını Oku
06.11.2025
‘Pardon’ diyen karar

Bir kez olursa hata, iki kez olursa yanlış, tekrar olursa kasıt denir.

Devamını Oku
03.11.2025
Bakanlıktaki ‘koruma kalkanı’

Çoğu zaman sözün çıktığı yere bakarız.

Devamını Oku
30.10.2025
Aranan casus sonunda bulundu!

O kadar çok söz söyleriz ki bazen gerçek kalabalıkta kaybolur.

Devamını Oku
27.10.2025
Boğaziçi’ni nasıl çökerttiler?

Kime söylendiği belirsizse en ağır sözler bile havada kalır. En son Yargıtay başkanı konuştu.

Devamını Oku
23.10.2025
‘PKK yasası’na neden karşıyım

Kapıyı açan anahtar değil, kilidinin bilgisidir.

Devamını Oku
20.10.2025
Öcalan serbest bırakılacak mı

Sözcükler her zaman anlatmak için kullanılmaz.

Devamını Oku
16.10.2025
Apo ve Bahçeli’nin susturduğu asker

Çıkarlar suç ortaklıklarının kaynağıdır.

Devamını Oku
13.10.2025