Ceylan Adanalı Kabadayıoğlu

23 Nisanda Neşe Dolmayan Çocuklar

23 Nisan 2020 Perşembe

Bugün 23 Nisan. İşlerimizi toplantılarımızı bilgisayar başından gerçekleştirdiğimiz, bayram söyleşilerimizi konferanslarımızı bile internet üzerinden verdiğimiz bu zorlu günlerde 23 Nisan'ın coşkusunu evlerimizden, balkonlarımızdan, süslediğimiz pencerelerimizden yaşatıyor ve yüreklerimizde yaşıyoruz.

Çocuklar ülke nüfusumuzun üçte birini oluşturuyor. Bir de 23 Nisan'ın gelmediği çocuklar var ki, Onlar da çocuk nüfusunun yüzde 25'i. Onlara hiçbir zaman bayram coşkusu, bayram sevinci gelmiyor. Çünkü Onlar küçücük yaşlarında büyümeyi öğrenen çocuklar.

Daha küçücük yaşta evlendirilen, daha küçücük yaşta çalıştırılan, hatta dilendirilen, daha küçücük yaşta sevgiden yoksun bırakılan, suça ve uyuşturucu sigara gibi kötü alışkanlıklara teşvik edilen, daha küçücük yaşta cinsel istismara maruz kalmış olan, daha küçücük yaşta büyümüş olan çocuklar. Onlar 23 Nisan'ın gelmediği çocuklar.

Daha 14 yaşında evlendirilen, mecburen kendini kadın gibi hisseden, çocuk yaşta doğum yapmasının getirdiği komplikasyonlara karşı verdiği yaşam mücadelesi sonunda daha 15 yaşında bir erkek çocuğu dünyaya getiren Elif’e 23 Nisan gelmedi. Belki çocukluk çağını atlayıp gençlik çağına eriştiğini farz etmek için kendimizi zorlayabilir ve “Elif’in bayramı 19 Mayıs olmalıydı” diyebiliriz fakat;  daha kendisi çocukken çocuk sahibi olmak zorunda bırakılması yetmezmiş gibi evlendiği adamdan şiddet ve psikolojik taciz gören Elif gençliğini de yaşayamadı. Artık onun tek günü vardı. O da anneler günü.

ÇOCUK EVLİLİKLERİ, ÇOCUK İŞÇİLER, ÇOCUK İSTİSMARI VE ÇOCUK ÖLÜMLERİ

Daha 14 yaşında bir dönercide çalışmak zorunda kalan Ahmet'e de gelmedi 23 Nisan. Çünkü kırsal yaşamdan kentsel yaşama göç eden, tarım ekonomisinden sanayi ekonomisine geçiş sürecine mağlup olan, şehirlerde vasıfsız işçi konumuna düşüp işsizlik yaşayan pek çok aileden biriydi Ahmet'in ailesi. Çocuk işgücü ile en az maliyetle en fazla karı elde etmek isteyen kayıt dışı küçük işletmelerin gözbebeğiydi çünkü böyle ailelerin çocukları. Pek çok aile gibi Ahmet'in ailesi de hem evin gelirinin düşeceği korkusuyla hem de buna ek olarak Ahmet'in eğitim masraflarının çıkacağı korkusuyla Ahmet'e “işten ayrıl, okuluna git, sen okumalısın oğlum” demiyordu.

Ahmet'in köyde kalan arkadaşlarının da durumu Ahmet'ten farksızdı. Onlar da tarım ve hayvancılıkta tarlalarda elleri nasır tutana kadar çalışıyorlardı. Oysa tarım işçiliği meslek hastalıkları ve iş kazaları açısından en tehlikeli işti.  Çocuk işçiler üzerine yapılan çalışma ve istatistikler de çocuk işçilerin ölüm oranının neredeyse yüzde 70'inin tarım işinde çalışan çocuklardan olduğunu gösteriyordu.

11 yaşında hayata veda eden Mert’e de gelmemişti 23 Nisan. Kars'ta kaçırıldı. Cansız bedeni 1 gün sonra dağların tepesinde bir arazide bulundu. Hem tecavüze uğramış, hem de boğularak öldürülmüştü Mert. Uzun uğraşlardan sonra katili bulundu. “Nasıl yaptım bilmiyorum” dedi katili. “Kendime inanamıyorum. Ama şu var, ben de askerde tecavüze uğramıştım” Akıllara durgunluk veren bir ifadeydi katilin bu soğukkanlı ifadesi. Birbirinden korkunç pek çok çocuk istismarı haberi okuduk izledik ağladık dövündük yıllardır milletçe. Mert bunlardan sadece biriydi.

DEVLET KORUMASI ALTINDAKİ ÇOCUKLARIN BAYRAMI OLALIM

Türkiye'de yaşam hakları ihlal edilen, küçük yaşta evlenmeye zorlanan, tecavüze uğrayan, dilendirilen, zorla  çalıştırılan çocukların bir kısmı artık aramızda değil. Sesini çıkaran, yardım isteyenlerin bir kısmı ise Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'na bağlı olarak devlet korumasında, çocuk evlerinde kalıyor. Birbirinden inanılmaz hikayelerin kahramanı olan savaşçı bu çocuklar yaşama bir yerinden tutunmak için KORUYUCU AİLElerini bekliyor.

Koruyucu aile sisteminin henüz tam oturamadığı ve yaygınlaşamadığı ülkemizde Sosyal Hizmetler İl Müdürleri “aile olmanın gereğini çocuklara yaşatarak öğretme ve Onları topluma kazandırma” konusunda her yıl onlarca kez ailelere sesleniyor. Bakanlıklarda bu konuya ilişkin yıllar pek çok farkındalık çalışmaları yapılıyor.  

Bugün aramızda olmayan, 23 Nisanları hiçbir zaman yaşayamayan ve asla da yaşayamayacak olan o çocukları ne kanunlarla ne de bireysel ilgi ve çabalarımızla koruyamadık. Hiç olmazsa hayatta olanlara yaşama umudu olalım. Evlat edinelim, koruyucu aileleri olalım, hiç olmazsa hayat mentörleri olalım. Bilgi ve birikimlerimizle Onlara ışık tutalım, yol açalım, liderlik edelim.

Bugün 23 Nİsan. Ulusal Egemenlİk ve Çocuk Bayramı onlara bu yıl da gelmedİ. Bİz onların bayramı olalım.


Yazarın Son Yazıları

SÜPER İYİ GÜNLER 17 Şubat 2019
Ben Neden Yokum 3 Aralık 2018
Onlara her gün 19 Mayıs 19 Mayıs 2018