Ana muhalefet partisi seçim sonuçlarını kabul etmedi; usulsüzlük yapıldığını ileri sürdü. Sandıklara ve oy sayımlarına hile karıştığı iddialarıyla en üst düzeyde itirazda bulundu. Ancak ana muhalefetin ve kamuoyunun itirazları mahkemelerce reddedildi. Şüpheli seçim sonuçlarına dair tartışmalar iktidarı hiç etkilemedi. Hukuk, baskın siyasal otoriteyi geçerli kıldı.
Genel seçim öncesinde ana muhalefet partisinin hem partinin genel başkanını belirleyecek kurultayı hem de il/ilçe başkanlarını belirleyen kongreleri yapıldı. Parti içindeki klikler iktidarın tam istediği gibi kurultay süreciyle ilgili birtakım iddialar ortaya attı. Bazı delegeler, süreçte kendilerinden nasıl oy istendiğini grupların tezlerini güçlendirircesine aktardı.
Genel merkezin sabık taraftarları, muhalif değişimcilerin delege adaylarının listelere yazılmaması veya üyelik dökümlerinin genel merkez tarafından dondurulmasını normalleştirdi. Buna rağmen değişimcilerin kazanmasının ardından delegelerle “oy pazarlığının” olduğunu her fırsatta dile getirdiler. İl ve ilçe kongre durdurma kararları bunun bir yansımasıydı.
“Ana muhalefetin parti içi muhalifleri” partinin genel merkezini ve iktidarını kurultay zaferiyle eline geçirince eski üyeler, yeni lideri ve değişim getiren kadrosunu “usulsüzlükle” suçladı. Partinin yönetim meşruiyeti yargıya taşındı. Parti içi iktidarın mahkemede belirlendiği tek ülke burası da değildi. Yolsuzluğun, yoksulluğun normalleştiği ülkelerde böyle durumlara rastlanıyordu.
Yapılan kurultay yargıya taşınınca, onu “olağanüstü” toplanan bir başkası izledi. Kurultay iradesi, hukuk mecralarında tartışılırken, merkezi iktidar ana muhalefetteki bu kamplaşmayı, gruplar arasındaki sertleşmeyi ellerini ovuşturarak izliyordu.
Artık parti liderliğini, iktidarın ve medyasının zevkle desteklediği mahkeme kararları belirleyecekti. Muhaliflerin mahkemeler, hapishaneler, iptallar, ihlaller, cezalandırılmalar yoluyla sürekli sindirilmeye çalışılması; dünya kamuoyunda ve ülkenin gelişemeyen demokrasi tarihinde derin yaralar açtı.
Yargı, ana muhalefet partisinin kurultayını; usul hatalarının olduğu gerekçesiyle, seçilmiş yeni lider ve ekibinin, onları destekleyen partili yurttaşların yaptığı itirazları yok sayarak iptal etti.
“Ab initio null and void” yani “Başından itibaren mutlak surette var olmamış/hukuksuz ve geçersiz” sayıldı. Seçilen genel başkanın koltuğu hukuken birdenbire yok oldu. Eski parti lideri ve yönetimi görevlerine geri çağrıldı.
Zaten kötü olan ekonomi daha da kötüye gitti. “Mutlak butlan” kararından sonra daralmış piyasalar boğuldu, borsa hızlı bir düşüş yaşadı.
Halihazırda sistemde zaten bir tıkanma vardı. Yaşanan siyasi krizler günden güne derinleşince bölgesel olağanüstü hal (OHAL)bile ilan edilmişti. İlgili yerin valisi, vali yardımcısı ve meclis üyeleri görevden alındı. Kararlar; ana muhalefet partisi, Barolar Birliği ve birçok hukukçu tarafından eleştirildi. Kamu görevlilerinin “hukuka aykırı şekilde” görevden uzaklaştırıldığı gerekçesiyle davalar açıldı.
Siz nereden bahsediyorum sandınız?
Bunlar Nijerya’da yaşandı.
Nijerya’da, devlet başkanı seçimlerinin ana muhalefetteki Halkın Demokratik Partisi (PDP) tarafından yargıya taşınmasıyla sertleşen siyasi çekişme, Ekim 2025’te PDP’nin “iktidar destekli” kurultay krizi ve hukuki tartışmalarla tırmandı. Kasım 2025’te mahkeme kararlarına meydan okunarak yapılan kurultayla taraflar arasındaki mücadele zirveye ulaştı.
30 Nisan 2026’da ise Nijerya Yüksek Mahkemesi’nin vurduğu “mutlak butlan” tokmağıyla ülkede var olan siyasi, hukuki ve ekonomik zorluk belirginleşti. Bu süreç düpedüz politik ve hukukî bir trajediydi.
Türkiye’den söz ediyorum sandınız, değil mi? Böyle düşünmekte haklısınız.
Ne yazık ki; CHP için verilen “mutlak butlan” kararıyla artık Türkiye Cumhuriyeti dünyanın en az gelişmiş ülkelerinden biri olan Nijerya ile aynı siyasi ve hukuki seviyeye çekildi. Bir benzeri sık sık Pakistan’da da yaşanıyor. Partilerin kurultay idareleri “mutlak butlan” kararlarıyla yok ediliyor.
CHP
Yeni Osmanlılar, Jön Türkler, İttihad ve Terakki… Mustafa Kemal ile Kemalyeri’nde yeniden doğan Türk ulusu… Tek başkomutan Mustafa Kemal’in liderliğinde Kuvayı Milliye’nin örgütlenen direnişçi ruhu, ödünsüz anti-emperyalist duruş, egemenlerle ve sömürgecilerle onurlu ve daimî bir kavga… Cumhuriyet Halk Fırkası… TBMM… Cumhuriyet… Cumhuriyet Halk Partisi… Anayasal düzenleme…
Mustafa Kemal önderliğinde Türk ulusu kendini küllerinden var ederken, diğer yandan yerin altındaki ve üstündeki kaynakları sömürgecilerce hunharca tüketilmiş, benlikleri ezilmiş ulusların üzerine serpilmiş ölü toprağını da silkeleyen bir rol model oldu Türkiye Cumhuriyeti ve eşsiz devrimleri.
Ülkemizi kuran büyük liderin, cumhuriyet rejimiyle birlikte içselleştirilmesine gayret ettiği ilke ve devrimlerin taşıyıcısı olmakla en öncelikli yükümlü kıldıklarından biri hiç şüphesiz CHP’dir.
Kurucu vizyon ve değerleri taşımayan karakterlerle, ardı ardına “karşı devrimcilere” kaybedilen seçimlerle, neredeyse çeyrek asırdır eleştirilen CHP’yi; özüne, sözüne döndürmesi gereken kadrolar beklenirken, siyasallaşmış yargı marifeti ve iktidar desteğiyle onu yolundan, yönünden koparan eski karakterler “mutlak butlan” kararıyla makamlarına iade ediliyor. Bu karar, demokrasinin ve hukukun onarılamaz yıkımıdır.
CHP liderliğinin ve birimlerinin; mahkemeler yoluyla, daha önce benimsenmemiş ve asla kabul edilemez “Yeni CHP” tasarımını ortaya koyanlara bir kez daha teslim edilmesi, ulusal direnişimizde ve uygarlık yolundaki ilerlememizde halihazırda iktidar sayesinde yaşanan kayıpları büyütecektir.
“MUTLAK SULTAN”
Türkiye Cumhuriyeti’nin her kurumu, kurucu vizyonu, reçeteyi sahiplenip geleceğe uzanmalıdır. “Mutlak butlan” kararıyla görevlerine iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu ve kadrosu, devrimlerin ve cumhuriyet kazanımlarının karşıtlarına arka arkaya seçim kaybetmişken, bu başarısızlığın aktörlerinin belli ki gerçekte hiç olmamış bir maça dönmesi nasıl kabul edilebilir? Önceki seçimlerde defalarca görülmüş sonuçları değiştirmeyi bugün ve yarın nasıl başaracaklar?
Soru şu: Denenmişi denemek kimin işine gelir?
“Mutlak butlan” sadece hukuken bir daha aday olamaması gereken Erdoğan’a fayda sağlar. Çünkü bu karar, CHP’yi önceki seçimlerde ve kararlarda olduğu gibi etkisiz kılıp, onun yeniden cumhurbaşkanı olmasının önünü açmaya katkı sunar.
Özetle; “mutlak butlan” eşittir “mutlak sultan”.