Aydınların ve yargıçların köleliği

Aydınların ve yargıçların köleliği

12.10.2018 09:00
Güncellenme:
Takip Et:

Her aydın biraz yargıç, her yargıç biraz aydındır.
Her aydın:
Yazdıkları, söyledikleri, yaptıkları, kısacası duruşuyla, insanları doğrudan yargılamasa bile, içinde bulunduğu topluma, o toplumdaki insanlara, doğrunun, haklının, gerçeğin ne olduğunu anlattığı, bir tür mihenk taşı, bir tür yol gösterici, insanların kendileriyle hesaplaşmalarında örnek olduğu için, biraz da olsa, bir tür yargıçtır!

***

Her yargıç:
İnsanlar arasında adalet dağıttığı, devletle birey arasındaki ilişkilerde Temel Hak ve Özgürlükleri gözettiği, karar verirken doğrudan, haklıdan, gerçekten yana olduğu, insanlığın evrensel tarihini ve birikimini bilmek ve bunlara göre davranmak zorunda bulunduğu için, biraz da olsa, bir tür aydındır.

***

En sıradan ve en mutluluk veren kölelik, en kimliksiz, en zayıf insanın gönüllü köleliğidir:
Kimliksiz kişi, kölelikle kimlik kazanır...
Kendisi ve yakınları hakkında, ne yapacağı konusunda karar vermekte zorlanan insan karar verme sorumluluğundan kurtulur, verilen kararlara uymanın keyfini yaşar...
O artık bağımsız ve özgür bir birey değil, birörnek insanlardan oluşan bir sürünün “şeyleşmiş” bir parçasıdır.
Gönüllü kölenin içinde yaşadığı toplumu daha iyiye, daha güzele, daha doğruya, daha mutlu olmaya doğru götürmek konusundaki girişimci değeri, katkısı sıfırdır.
O toplumu yöneten diktatör açısından da marjinal değeri sıfırdır, ama “prototip” (örnek insan, örnek vatandaş) olarak değeri çok yüksek, sonsuza yakındır:
Çünkü toplumu yöneten diktatör herkesin bu “prototip”e uygun olmasını ister.

***

Diktatörler, sayıları çok fazla olduğundan marjinal değerleri sıfıra yakın olan sıradan gönüllü kölelere pek değer vermez, onları pek önemsemezler:
Onlar için değerli olan, önemsedikleri köleler, aydınlardan ve yargıçlardan devşirilen kölelerdir...
Çünkü toplumu onlar aracılığıyla biçimlendirebileceklerini, kontrol edebileceklerini ve sonsuza kadar yönetebileceklerini sanırlar...
Ama bu sanı sadece bir sanrı, bir yanılsamadır; çünkü aydınların ve yargıçların oksijeni olan özgürlük ve bağımsızlık, mutlaka gönüllü ya da zorunlu köleliği yenecektir...
Tarih özgürlük ve bağımsızlığın köleliğe karşı olan zaferleriyle doludur!
NE MUTLU O AYDINLARA VE YARGIÇLARA Kİ, ÖZGÜRLÜK, BAĞIMSIZLIK VE DEMOKRASİ İÇİN DİRENMİŞ- LER, ADLARINI İNSANLIK TARİHİNE ALTIN HARFLERLE YAZDIRMIŞLARDIR!

Yazarın Son Yazıları

Aydın ihaneti: Kronoloji (2)

Türkiye’yi bugünlere taşıyan, Emperyalizmin güdümündeki dincietnikçi politikaların doruk noktalarında, bunlara destek verenler, (“Aydın” olduklarını iddia etseler ve toplum tarafından öyle görünseler bile) “Aydın” olarak kabul edilemezler!

Devamını Oku
02.04.2026
Aydın ihaneti nedir? (1)

Ben “İhanet” ve “Hain” sözcüklerini sevmem...

Devamını Oku
31.03.2026
Dincilik, etnikçilik ve emperyalizm

DİNCİ VE ETNİKÇİ POLİTİKALAR, DEMOKRATİK CUMHURİYETİ TEMELİNDEN YOK EDERLER...

Devamını Oku
29.03.2026
İktidarın altını oyan üç süreç

İ ktidarın ilk ve esas hedefinin, Demokratik, Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel niteliklerini değiştirmek olduğu, hem kendi söylemlerinden ve eylemlerinden hem de AYM kararından öğrenilmişti.

Devamını Oku
27.03.2026
Kanalizasyondaki tuğla!

Aslında bir ülkeye yapılabilecek en büyük ihanet o ülke halkını cahil bırakmak, daha kötüsü de iyi eğitilmiş olanları da cahilleştirerek tüm halkı cahillerin yönetimine mahkûm etmektir.

Devamını Oku
26.03.2026
‘Savaş’ ve ‘süreç’ 2023’te değil 2001’de başladı

İran’a saldırı ile iyice tırmandırılmış olan Ortadoğu Savaşı 7 Ekim 2023’de Hamas’ın İsrail’e yaptığı saldırı ile başlamadı: Ortadoğu Savaşı 11 Eylül 2001’de Usame Bin Ladin liderliğindeki El Kaide’nin ABD’ye yaptığı İkiz Kuleler saldırısı ile başladı!

Devamını Oku
24.03.2026