Aslında bir ülkeye yapılabilecek en büyük ihanet o ülke halkını cahil bırakmak, daha kötüsü de iyi eğitilmiş olanları da cahilleştirerek tüm halkı cahillerin yönetimine mahkûm etmektir.
24 Mart 2026 tarihinde gazeteniz Cumhuriyet’te yayımlanan bir haber bana o uğursuz 12 Eylül Darbesi’nin yaşandığı 1980 yılının Temmuz ayında yaşadığım, çıkarcı cehaletin gerçekleştirdiği, tek bir tuğla ile yapılan inanılmaz bir sabotaj olayını anımsattı.
Ama önce, Esenyurt’ta yaşanan “Kanalizasyondaki Kaldırım Taşları İhaneti” olayının haberini anımsayalım!
***
Gazetenin İnternet Portalı’nda, kanalizasyondaki kaldırım taşlarının ve İSKİ’yi suçlayan ilanların fotoğraflarının da yayımlandığı haber şöyleydi:
“Kayyım İSKİ’yi hedef almıştı: Esenyurt’ta su kanallarında kaldırım taşları bulundu
İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa, Esenyurt Örnek Mahallesi’nde tıkalı atık su kanalına müdahale eden ekiplerin kaldırım taşları ile karşılaştığını açıkladı.
Başa, ‘Amaç belli; İSKİ zor durumda kalsın’ dedi.
İBB’ye yönelik operasyonlar kapsamında gözaltına alınan ve 210 gün boyunca ev hapsi cezası çekmesinin ardından 27 Şubat’ta görevine iade edilen İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) Genel Müdürü Doç. Dr. Şafak Başa, Esenyurt’ta dikkat çeken bir paylaşım yaptı.
Başa, kayyım yönetimindeki Esenyurt’ta su kanallarının kaldırım taşı ile doldurulduğunu duyurdu.
Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Başa,
‘Yer: Esenyurt İlçemiz Örnek Mahallesi. Tıkalı atık su kanalına müdahale eden ekibimizin karşılaştığı manzara… muayene bacamız parke taşlarıyla doldurulmuş… Amaç belli; İSKİ zor durumda kalsın… Altyapımızı korumak hepimizin görevi...’ ifadeleri ile tepki gösterdi.
KAYYIMIN AFİŞLERİ GÜNDEM OLMUŞTU
Seçilmiş Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanmasının ardından Ekim 2024 tarihinde Beyoğlu Kaymakamı olan Can Aksoy, Esenyurt Belediyesi’ne kayyım olarak atanmıştı.
Aksoy’un kayyım atanmadan önce Vali Yardımcılığı görevine getirildiği ortaya çıkmıştı.
Şubat ayında ilçenin çeşitli noktalarına kayyım yönetimi tarafından İSKİ’yi hedef alan afişler asılması kamuoyunda tepkilere neden olmuştu.”
***
Gazetedeki haber bu kadar.
Elbette kayyım olarak atanan bir Vali Yardımcısı’nın İSKİ’yi suçlayan ilanları da içeren bu “Kanalizasyondaki Kaldırım Tayları İhaneti”nde parmağı olduğunu asla aklıma bile getiremem...
Ama gerekli bütün soruşturmaları yaparak bu ihaneti yapanların yakasına yapışacağına olan beklentimi de burada açıkça ifade etmek isterim.
***
Bu olay bana, 1980 yılının Temmuz ayında Ankara’dan Kuşadası’na tatile gittiğimiz yeni yapılmış bir kooperatif evinde yaşadığım tuvalet tıkanması olayını anımsattı:
İnşaatı yeni bitmiş 60 metrekare kadar olan bir daireye üç çocukla birlikte yerleştikten ve elbette tuvaleti de birkaç kez kullandıktan sonra tam gece olmuştu ki dehşetle tuvaletin tıkandığını ve taşan pisliklerin banyonun bütün döşemesini kapladığını gördük.
Tabii ben “her şeyden anlayan ve her sorunu derhal çözen aile reisi olarak” (!) hemen pompalar ve tellerle işe giriştim ve saatler sonra dirseklerime kadar pisliğe bulanmış bir halde pes ettim:
Kanalizasyon, her türlü açma çabama direnmişti.
Tanıdık bir komşunun (Ayşe ve Argun’un kulakları çınlasın; olayın tanıklarıdır) banyosunda yıkanıp temizlendikten sonra, beceriksizliğime de kızarak yatağa dahi yatamamış, bitap bir halde kanepede sızmıştım.
Ertesi gün çağırdığımız tamirci, daha kapıdan girer girmez, “Klozetin altına tuğla koymuşlardır, klozeti söküp tuğlayı çıkartmam lazım” dedi.
“Nedir bu?” diye sorduğumda da büyük bir rahatlıkla, “Meslektaş dayanışması” dedi ve izah etti:
“Bazı tesisatçı ustalar, inşaatı bitirirken, tamirciler de para kazansın diye, klozetlerin altına tuğla koyarlar” dedi ve klozeti söküp kanalizasyonun içindeki tuğlayı çıkarıp bize de gösterdikten sonra helal parasını alıp gitti!
***
Bu olay bana, cebindeki köpek pisliğini otobüs koltuğuna sürenleri, metrolarda yürüyen merdivenleri bozanları anımsattı...
Ama yine de ben, ülkemizdeki siyasetin kanalizasyon düzeyinde olduğunu düşünmüyorum elbette...
Sadece kadınlara yönelik cinayetlerin ve çocuklara tecavüzlerin artmasının arkasındaki “cehalet kültüründen” rahatsızım!