Azgelişmişlik tuzağı

Azgelişmişlik tuzağı

27.07.2021 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Bitirmeye çalıştığım kitaplarım üzerinde yoğunlaşmak için yazılarıma ve televizyon programlarına kısa bir ara vermiştim.

Sevgili gazete okurlarım ve televizyon izleyicilerim bilir; ben zaten güncel olayları da yorumlarken, bunları geçmiş ve gelecek üzerine oturttuğum modeller üzerinden anlatmaya ve çözümlemeye çalışırım.

Bugün, kadının baskılanması ve kadına yönelik cinayetlerle görünür hale gelen feodal kültürün, medya, muhalefet ve ifade özgürlükleri üzerindeki çağ gerisi sınırlama ve kısıtlamaların, özetle, “üzerimize bir karabasan gibi çöken siyasal gündemin arkasındaki genel yapının ve bu yapıyı tarih içinde geride bırakmak isteyen siyasal iktidarın politikaları” üzerinde durmak istiyorum.

***

İnsanlık tarihi, güçlünün güçsüzü sömürmesi ile yazılmıştır.

Toplayıcı-avcı toplumlarda gücün kaynağı zekâ ve kaba kuvvettir.

Zekâ ve kaba kuvvet tarım toplumlarında toprak ağalığına, endüstri toplumlarında sermayeye, bilişim toplumlarında sermaye/bilgi/teknoloji sahipliğine dönüşmüştür.

Günümüzde kaba kuvvet sahiplerini tarım toplumları, tarım toplumlarını endüstri toplumları ve hepsini sermaye/bilgi/teknoloji sahibi toplumlar sömürür.

Uluslararası ilişkiler ağı içinde, insanlığın en gelişmiş teknolojisini kullanan toplumlara “Gelişmiş Toplumlar”, onların gerisinde kalmış olanlara da “Azgelişmiş Toplumlar” denmiştir.

Sonradan, geri kalmış olan ülkeler, “Azgelişmiş Toplum” nitelemesinden rahatsız oldukları için, “Gelişmekte Olan Toplumlar” diye bir ara kategori icat edilmiş ve Türkiye de bu kategoriye dahil edilmiştir. 

***

Osmanlı İmparatorluğu, endüstrileşemediği için geri kalmış, yarı sömürge olmuş, yenilmiş, işgal edilmiş ve çökmüştür.

Mustafa Kemal Atatürk, “Azgelişmiş Osmanlı Tarım Toplumu Yapısı” üzerine, “Gelişmiş Toplumların” siyasal yapısı olan “Cumhuriyet”i kurmuştur.

Aradaki değişme ve gelişmeleri atlayarak günümüze gelirsek:

AKP, Türkiye’yi kontrol eden/sömüren “Gelişmiş Toplumların” (ABD-AB) desteğiyle iktidara gelmiştir.

İktidarını Toplumsal Yapıyı ileriye, “Gelişmişlik” düzeyine taşımak için değil, geri bıraktırmak, “Azgelişmişlikte” tutmak için kullanmıştır:

Eğitimin laik ve evrensel nitelikten çıkarılıp din eğitimine dönüştürülmesi...

Parlamenter Demokrasinin rafa kaldırılıp “Şahsım Devleti” rejiminin kurulması...

Adaletin tek kişinin kararlarına bağımlı kılınması...

Kadınların baskılanması...

Bütün temel hak ve özgürlüklerin sınırlanması ve kısıtlanması...

Cumhuriyet kazanımlarının satılması...

Ekonomik iflas...

Hep ülkeyi “Azgelişmişlik Tuzağına Hapsetmek” için uygulanan politikalardır.

***

Türkiye, sorunlarını çözebilmek için “Azgelişmişlik Tuzağından” kurtulmak zorundadır.

Azgelişmişlik Tuzağından çıkmak için de önce bu iktidardan kurtulması gerekmektedir.

Yazarın Son Yazıları

Seçimi geçersiz kılmak

İktidara yakın bir medya sitesinde 23 Haziran 2026 tarihli bir haber...

Devamını Oku
25.06.2026
Meşruiyetini kaybeden iktidara direnmek anayasal görevdir (4)

Bu iktidar hem 16 Nisan 2017 tarihinde rejimi değiştiren halkoylamasında oyların yasalara aykırı bir biçimde sayılması dolayısıyla hem de Anayasa’ya aykırı olan başka eylem ve söylemlerine ilave olarak, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayarak, “meşruiyetinin iki kaynağı açısından da” sorun yaşamaktadır.

Devamını Oku
23.06.2026
Seçimi yapmadan önce kazanmak (3)

Perşembe ve Cuma günleri bu sütunda, İktidarın önümüzdeki seçime nasıl baktığını sorgulayan iki yazı yazdım.

Devamını Oku
21.06.2026
İktidar seçimi saptıracak mı? (2)

Demokratik bir iktidarın meşruiyetinin birinci koşulu, gerçek seçeneklerin iktidarla muhalefet arasındaki eşit yarışma koşullarında sunulduğu, şeffaf, adil ve periyodik seçimlerdir.

Devamını Oku
19.06.2026
İktidar seçim yapmayacak mı? (1)

Anayasal haklarını kullanan ve yasal gösteri yapmak isteyen işçilere, öğretmenlere, avukatlara, emeklilere, öğrencilere uygulanan orantısız şiddet, İktidarın, toplumdan ve Demokrasi’den hem korktuğunun hem de uzaklaştığının göstergesi.

Devamını Oku
18.06.2026
‘Yüzsüzlüğe’ övgü (!)

Cumhuriyet köşe yazarı Nilgün Cerrahoğlu, 14 Haziran 2026 tarihinde “Yüzsüzlüğün elli tonu” başlıklı bir makale yayımladı. “Alçaklığa Övgü”, “Aptallığa Övgü”, “Gönüllü Köleliğe Övgü” ve “Hainliğe Övgü”ye ilave olarak, onun bu yazısından bir “Övgü” makalesi daha çıkardım!

Devamını Oku
16.06.2026