Demokrasi, haysiyet, şeref ve ekmek demektir

Demokrasi, haysiyet, şeref ve ekmek demektir

15.10.2021 05:00
Güncellenme:
Takip Et:

Demokrasi karşıtı olan faşistlerin sürekli olarak sığındıkları savunma “Demokrasi karın doyurmaz” iddiası koskoca bir yalandır:

Tam tersine, Demokratik Rejim ve onun esasını oluşturan Temel Hak ve Özgürlükler, doğrudan doğruya insanların karınlarını doyuran mekanizmalardır.

Çünkü toprak ağalığına, dine, geleneğe ve kaba kuvvete dayalı olan bütün aile yönetimleri, yani bütün ortaçağ krallıkları, imparatorlukları, şahlıkları, padişahlıkları genellikle ama özellikle de yabancı toprakları fethedemedikleri zaman, çiftçilikle geçinen kendi tebaalarını (uyruklarını) yani yönettikleri insanları soyarlar.

Nitekim bu soygun, normal zamanlarda tarladaki ürünün belli bir kısmının, örneğin yüzde onunun, vergi adı altında alınmasıyla gerçekleşir.

Osmanlı’nın aşar veya öşür denen, ondalık vergisi böyledir.

Savaşlardan ve yağmalardan elde edilen ganimetler azaldığı, yönetenlerin israfı çok arttığı zaman, bu soygun iyice zulme döner, köylünün (çiftçinin) bütün ürettiğine hatta malına mülküne el koymaya kadar gider.

Bu anlamda, köylü yani çiftçi, gerek Batı’da gerekse Doğu’da, özellikle de özel toprak mülkiyetine uzun süre izin verilmeyen, ancak Onsekizinci Yüzyıl’da yavaş yavaş derebeyliğin gelişmesine boyun eğen Osmanlı’da, köledir.

İşlediği toprağı veya tabi olduğu derebeyinin topraklarını terk etme hakkı yoktur.

Osmanlı’da seyahat bile izne bağlıdır.

Batı’da, birbirleriyle savaşan derebeyleri, yani baronlar, kontlar, markiler, dükler, prensler bile düşmanlarının topraklarından kaçıp kendilerine sığınan köylüleri (köleleri) ya iade ederler ya da hain diye doğrudan kendileri asarlar.

Böylece feodal krallıkların, imparatorlukların dayandığı “tarımsal üretim” aksamadan devam eder.

Bu düzen ancak Endüstri Devrimi ile bozuldu.

Fabrikalar ve madenler, köle köylüleri bağımlı oldukları topraklardan (ve bir ölçüde kiliseden de) kopardı.

Eskiden köle olan ve bütün hayatlarını efendilerinin emirlerine ve isteklerine göre yaşayan, onlar için üretim yapan köle köylüler, Endüstri Devrimi ile sermayedarların fabrikalarında, madenlerinde işçi olarak para karşılığı çalışan, ama hiç olmazsa kazandığı parayı istediği yerde, istediği biçimde harcayan yarı özgür işçiler haline geldi.

Elbette toprak ağalarının, hanedanların, yani kaba kuvvet kullanarak, savaş kazanarak yönettikleri topraklara el koymuş olan aşiret reislerinin, din adamları tarafından desteklenen egemenliklerine son vermek, köle köylüleri yarı özgür işçiler haline getirmek hiç de kolay değildi.

Endüstri Devrimi’nin itici gücü olan sermaye sınıfı, toprak ağalarına ve onları destekleyen din adamlarına karşı kanlı bir egemenlik savaşına girişti.

Zaten bu yeni fabrikatörlerin, maden sahiplerinin bir kısmı eski toprak ağalarıydı. Onlar da ticaretten ve/veya esnaflıktan, zanaatkârlıktan gelen yeniyetme sermayedarlarla birlikte, işçi bulabilmek için eski düzene, toprak ağalığına ve din (kilise) baskısına karşı savaşa katıldı ve sonunda, endüstriyel üretim yapanlar, egemenliği, tarım üretiminin ağalarının elinden aldı.

İşte o zaman, eski köle köylülerden oluşan geniş kitleleri sömüren toprak ağaları ve din adamlarının yerini, eski köle köylülükten yarı özgür işçiliğe terfi eden geniş kitleleri sömüren sermayedarlar yani fabrika ve maden sahipleri aldı.

Bu sömürü düzeni, yarı özgürleşmiş işçiler ve onları destekleyen aydınlar tarafından eleştirilmeye, sömürülen yarı özgür işçiler, üretimden adil bir pay istemeye, bu isteklerini savunmak için de tam özgürlük ve bunu sağlayacak “grev hakkı” gibi yasal dayanaklar istemeye başlayınca da Demokratik Rejimlerin tohumları atıldı.

***

Monarşilerden ve diktatörlüklerden Demokrasilere kadar, bütün siyasal rejimlerin iki ana görevi vardır:

Üretim yaptırmak ve bu üretimi paylaştırmak.

Bütün Demokratik Rejim karşıtı ideolojiler, “daha fazla üretim yaptırmak” ama “üretilen değerleri kendi ceplerine aktarmak”, yani “geniş kitleleri daha fazla sömürmek” üzerine kurgulanmışlardır.

Aslında diktatörlük altında, kırbaçla, zorlayarak, insanların haklarını ve özgürlüklerini yok ederek onları köleleştirerek, “daha fazla üretim yaptırmak” yani “daha müreffeh, daha zengin bir toplum yaratmak” ideali de koskoca bir yalandır...

Çünkü insanlar kırbaç altında daha uzun süre ve daha ucuza çalıştırılabilirler ama daha yüksek verim vermezler.

Bu nedenle de bütün Demokrasi karşıtı Faşist ideolojiler ya din gibi ya da ırk gibi mukaddes kimliklerden medet umarlar.

Bu nedenle de ya kiliselerin ya da tarikatların ve cemaatlerin ittifakını arar ve geniş kitleleri mukaddes değerler üzerinden seferber etmeye çalışırlar.

Ayrıca bütün Faşist yöneticiler ceplerini doldurmaya meraklı olduklarından yapılan üretimden, geniş kitlelere düşen pay sürekli azalır.

Sonunda da insanların ceplerinde para kalmaz, mutfaklarında tencereler kaynamaz!

***

Sevgili okurlarım, sizin bu öyküyü bildiğinizi, bu filmi seyrettiğinizi, bu serüveni yaşadığınızı biliyorum.

Sadece anımsatmak için bir özet geçmek istedim.

Yazarın Son Yazıları

Siyasette yeni ittifak arayışları 2

Devletin ve toplumun bütünlüğü ile, Demokratik ve Laik Cumhuriyet Rejimi’ni korumak için bugünlerde dile getirilen, Kemalistler ile Sosyalistler arasında ittifak önerisi, bir hayli eskidir.

Devamını Oku
13.01.2026
Siyasette yeni ittifak arayışları (1)

ABD’nin Venezuela’yı basıp Başkan Maduro ve eşini alıp götürmesi, bütün dünyada “İç cephenin güçlendirilmesi” sorununu gündeme getirdi.

Devamını Oku
11.01.2026
Venezuela dersleri 3: Muhalefet

“İç cepheyi tahkim etmek için”, muhalefet de etnikçilik, dincilik ve mezhepçilik üzerinden bölücülük yapmamalı, Bağımsız Cumhuriyeti tehlikeye atacak iç ve dış süreçlere destek vermemelidir.

Devamını Oku
09.01.2026
Venezüella dersleri 2: Muhalefet ne yapmalı?

ABD Başkanı Trump’ın, Venezüella Başkanı Maduro’yu, konutunu basarak alıp götürmesi, bütün dünyada müthiş bir şok etkisi yarattı...

Devamını Oku
08.01.2026
Venezüella olayı: Küreselleşmenin üçüncü aşaması

Küreselleşmenin birinci aşaması Sovyetler Birliği’nin çökmesi ile 1991’de başlamıştı:

Devamını Oku
06.01.2026
Nüfusu eğitmek yerine ithal etmek!

Çağdaş Demokratik Devlet vatandaşlarının eğitimlerini çağın gereklerine göre belirlemek zorundadır...

Devamını Oku
04.01.2026
İktidar toplumla ters düştüğünde

Sosyal Psikolojinin en net kuralıdır...

Devamını Oku
02.01.2026
2026, umut ve direniş yılı olsun!

YENİ YILINIZ KUTLU OLSUN...

Devamını Oku
01.01.2026
2025’ten 2026’ya: Terör yeniden sahnede!

2025’in son yazısı:

Devamını Oku
30.12.2025
Dolandırıcılık, kumar ve uyuşturucu niçin yaygınlaştı (Devlet ve ahlak ilişkileri)

Devlet, vatandaşların güven içinde yaşamaları için vardır.

Devamını Oku
28.12.2025
SHP-HEP işbirliğinin ibretlik ‘hüzünlü öyküsü’

Bu “Hüzünlü Öykü”nün ibretlik kronolojisini Zülâl Kalkandelen ile birlikte yazdığımız “Devrim ve Karşı Devrimin Yüzyılı”ndan özetleyerek aldım.

Devamını Oku
26.12.2025
Asıl uyuşturucu sorunu: Narko devletler

Sovyetler Birliği çöktükten sonra oluşan dünyayı anlamak için onu çökerten Emperyalizmin nasıl bir dünya istediğine bakmak gerek.

Devamını Oku
25.12.2025
CHP’nin ‘süreç’ açmazı

İmralı Heyeti olan DEM Parti yöneticileri, İmralı temaslarını anlatmak ve yeniden oraya gitmeden önce CHP’nin görüşlerini almak için Özgür Özel’le görüştü.

Devamını Oku
23.12.2025
‘Sürecin’ tarihi ve bugünü

“Sürecin bugününü” doğru değerlendirebilmek için terör örgütü PKK’nin ve İktidarla olan ilişkilerinin tarihine bakalım...

Devamını Oku
21.12.2025
İktidarın, PKK ve DEM çıkmazı

Emperyalizm, İsrail’in güvenliğini sağlamak ve bölgeyi daha kesin olarak kontrol edebilmek için Ortadoğu’da, Irak’la birlikte, Suriye’yi de kapsayan bir Kürt Devleti kurulmasını dayatıyor...

Devamını Oku
19.12.2025
Atatürkçülük, Marksizm ve Ataol Behramoğlu

Okan Toygar’ın “HAYATIMIZ GÜZELDİR, Ataol Behramoğlu’nun Siyasal Kimliği” adlı nehir söyleşisi, Tekin Yayınevi tarafından yayımlandı.

Devamını Oku
18.12.2025
On birinci yargı paketi: Komedi değil, trajedi!

31 Temmuz 2023 ve öncesinde suç işleyenlere infaz indirimi de getiren 11. Yargı Paketi, TBMM Adalet Komisyonu’nda kabul edilmiş:

Devamını Oku
16.12.2025
Tarihi geri götürmek olanaklı değildir!

Orta Doğu’da İsrail’in güvenliği için bir Kürt Devleti kurmak isteyen ve bu nedenle Suriye’de, Terörist Radikal İslam’la uzlaşan ABD, Çağdaş bir Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ni de, İktidarla el ele, Suriye gibi Orta Çağ’a, dinler, mezhepler ve aşiretler bazında örgütlenmiş olan Merkezi Feodal bir yapıya geri götürmek istiyor!

Devamını Oku
14.12.2025
Devlet çökertildi ama yenisi kurulamadı (7)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı yapmasından sonra, geçen hafta başında yazmaya başladığım yazıların yedincisi.

Devamını Oku
12.12.2025
Stockholm sendromunun kaynağı (6)

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, HDP’li ve onun devamı olan DEM Partili politikacılar ve belediye başkanları görevlerinden alınır ve bazıları hapse atılırken, DEM Parti’nin “Süreç” bağlamında iktidara destek vermesindeki çelişkiyi vurgulamak için zekice dile getirdiği “Stockholm Sendromu”, Türkçemizin bütün çarpıcı güzelliğiyle, “Celladına âşık olmak” biçiminde ifade edilen bir durumdur.

Devamını Oku
11.12.2025
Açılım, Stockholm sendromu ve toplumsal şok (5)

İktidar, kamuoyundaki yaygın izlenime göre, “Açılım Süreci”ni, ilan ettiği gibi “Barış” “Demokrasi” ve “Terörsüz Türkiye” için değil, başarısızlıklarından dolayı siyaseten biten ömrünü uzatmak için içeride DEM Parti’den, dışarıda Emperyalizmden destek aradığı için yapıyor.

Devamını Oku
09.12.2025
Açılım: Stockholm Sendromu ve şok doktrini (4)

Bu yazı Özgür Özel’in “Stockholm Sendromu” uyarısı üzerine, geçen hafta Salı günü başladığım yazıların dördüncüsü.

Devamını Oku
07.12.2025
Mezhepçilik ve tarikatçılık da demokratik rejim düşmanlığıdır!

Dün Etnikçiliğin Demokratik Rejim karşıtlığını (düşmanlığını) yazmıştım.

Devamını Oku
05.12.2025
Etnikçilik demokratik rejimi yıkar!

Etnikçilik, insanların tarih boyunca sahip oldukları Aile, Aşiret, Din, Mezhep, kimlikleri üzerine, Endüstri Devrimi’nin getirdiği “Ulusal” ya da “Milliyetçi” kimliğin, Totaliter bir anlayışla istismar edilmesinden kaynaklanan Faşist bir ideolojidir.

Devamını Oku
04.12.2025
Siyasette Stockholm Sendromu

CHP Genel Başkanı Özgür Özel Kurultay konuşmasında, “Stockholm Sendromu” anımsatmasını yapmadan önce, İktidarın, “Terörsüz Türkiye” sloganı bağlamında başlattığı “Sürecin” bütün çelişkilerini vurgulayan bir konuşma yapmış.

Devamını Oku
02.12.2025
Darağacı edebiyatı ve terör gölgesinde yeni yargı paketi

25 Kasım 2025 tarihinde MHP lideri Devlet Bahçeli TBMM Meclis Grubu konuşmasında şöyle demiş...

Devamını Oku
30.11.2025
Faşistliğin dini mezhebi ırkı milliyeti yoktur

Faşizm ve Faşistlik, gerek Rejim gerek Kişilik yapısı olarak Demokrasi ve Demokratlık karşıtlığıdır.

Devamını Oku
28.11.2025
İki hukuk profesörü konuşurken...

“Anayasa”, “Hukuk” ve “Yargı” bir devletin omurgasıdır..

Devamını Oku
27.11.2025
CHP’nin savunması için Okkam’ın usturası!

“Okkam’ın Usturası” bir önermedir:

Devamını Oku
25.11.2025
Çıldırtan çelişki!

Emperyalizmle işbirliği yapan İktidar: “Barış” sloganı ile halkı aldatarak...

Devamını Oku
23.11.2025
CHP, kendisini ve demokrasiyi etnikçiliğe kurban edemez!

Emperyalizm ve İktidar ittifakı, hem dıştan hem içten son derece güçlü bir biçimde çeşitli baskılar uygulayarak, Türkiye’yi, “Ortadoğu Bataklığında” parçalanarak boğulacağı bir “Sürece” sürüklüyor!

Devamını Oku
21.11.2025
'Kişiye özel rejim' önerisinin çıkmazı

Devlet Bahçeli aynı anda üç öneride bulundu...

Devamını Oku
20.11.2025
Atatürk üzerine birkaç kitap

Son zamanlarda, Atatürk’e, İstiklâl Savaşı’na ve Cumhuriyet Dönemi Tarihi’ne ilişkin saldırılar, saptırmalar ve iftiralar çok artınca, bu konulardaki gerçek tarih araştırmaları, kitapları da çoğaldı.

Devamını Oku
18.11.2025
İddianame, devlet yönetimine yansıtıldığında?...

Cuma günkü yazımı şöyle bitirmiştim...

Devamını Oku
16.11.2025
Başarılı politikacılık ve avukatlık suçlanınca?...

Lafı dolandırmaya gerek yok...

Devamını Oku
14.11.2025
İddianame, Atatürk, Haberal ve umut!

Bugünlerde, tam 10 Kasım Atatürk’ü anma törenlerinin ertesi günü açıklanan...

Devamını Oku
13.11.2025
Atatürk: İki yalan dört düşman

Dün Atatürk’ü andık; bu vesileyle, bugün, Atatürk konusundaki çok önemli iki yalana ve dört düşmana değinmek istiyorum.

Devamını Oku
11.11.2025
İkinci Silivri trajedisinde anayasa ihlalleri

“Birinci Silivri Trajedisi Dönemi”, Ahmet Necdet Sezer’in cumhurbaşkanlığından ayrılma zamanı olan Haziran 2007 tarihinde başladı.

Devamını Oku
09.11.2025
İktidarın çelişik operasyonları

İktidar, “Demokratik Laik ve Sosyal Hukuk Devleti”ni tanımlayan Anayasa’ya Cumhuriyet rejimine aykırı ve birbirlerine ters birkaç operasyonu aynı anda yapıyor ve böylece zaten düşmekte olan seçmen desteğini iyice kaybediyor.

Devamını Oku
07.11.2025
Casusluk tartışması tırmanıyor

Ekrem İmamoğlu, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ’a yapılan “Casusluk suçlaması” akıllara derhal FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetlerini ele geçirmek için “Birinci Silivri Trajedisi” bağlamında yaptığı “Casusluk” suçlamalarını ve yine FETÖ’nün “Kozmik Oda”ya girişini ve oradaki bilgilerin yurtdışına sızdırılışını anımsattı!

Devamını Oku
06.11.2025