Erdoğan’ın Büyük Çıkmazı

Erdoğan’ın Büyük Çıkmazı

24.10.2014 11:00
Güncellenme:
Takip Et:

“Herkese mavi boncuk dağıtma” politikası, iç ve dış koşulların baskısıyla bitti...
Ama Erdoğan bunun farkında değil galiba!
Yoksa eskiden günler alan dış politika virajlarını ve dönüşlerini, artık saatler içine sığdırarak herkesi şaşırtır mıydı?
Suriye Kürtleri için uçaktayken olumsuz görüş bildiriyor, ABD’ye rest çekiyor, uçaktan indiği anda, tam tersine bir politikanın uygulaması başlıyor...
Durumu kurtarmak için yaptığı yorumlar, ABD tarafından doğrulanmıyor, hem yurtiçinde hem de yurtdışında mizah konusu oluyor!

***

Uzun süredir devam eden bu çelişkili tutum ve davranışların yarattığı tahribatın, başta kendisi olmak kaydıyla, kimse tarafından görülmemesi, fark edilmemesi, algılanmaması olanaklı mı?
Danışmanlarının, yakın çevresinin ya da devlet ve hükümet bürokrasisinin kendisini uyarmaması, uyarmamış olması, düşünülebilir mi?

***

İşin ilginç yanı, çelişkili ve birbirine ters düşen açıklamaların son zamanlarda artık iyice yaygınlaşmış olması...
Bir danışman, bir bakan bir şey söylüyor...
Bir başka bakan, bir başka danışman tamamen ters bir telden çalıyor...
Başbakan bir havada...
Cumhurbaşkanı başka havada!

***

Sanıyorum bu durumun esas nedeni iç politika hedefleriyle, dış politika gerçeklerinin birbiriyle uyuşmaması:
İç politikada, (“Açılım” teranesiyle Kürtleri yatıştırırken) esas olarak “Milliyetçi- Muhafazakâr” söylemlerle, MHP’nin tabanını kendine çekmek istiyor...
Çünkü liberallerin, kendilerine eski solcu diyenlerin ve Cemaatin desteğini yitirdiğini, rüşvet ve yolsuzluk operasyonlarıyla, baskı önlemleriyle yıprandığını, tabanının kaydığını görüyor.
Dış politikada ise ABD’nin tutumu ve IŞİD’in varlığı, Ortadoğu’da Kürt gerçeğinin (Bağımsız bir Kürt devletinin?) kabulünü gerektiriyor.
Yani içerdeki politikayla dışardaki politika birbiriyle çelişiyor.
Oysa Kürt nüfusunun ve siyasetinin, hem içerde hem de dışarda birbiriyle bağlantılı olması, içerde farklı, dışarda farklı söylem ve eyleme izin vermiyor!

***

Sadece gittikçe sertleşen baskı rejimi, sadece rüşvet ve yolsuzluk olayları değil, iç ve dış politikadaki bu çelişki de AKP’nin sonunu hazırlıyor!  

Yazarın Son Yazıları

Meşruiyetini kaybeden iktidara direnmek anayasal görevdir (4)

Bu iktidar hem 16 Nisan 2017 tarihinde rejimi değiştiren halkoylamasında oyların yasalara aykırı bir biçimde sayılması dolayısıyla hem de Anayasa’ya aykırı olan başka eylem ve söylemlerine ilave olarak, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayarak, “meşruiyetinin iki kaynağı açısından da” sorun yaşamaktadır.

Devamını Oku
23.06.2026
Seçimi yapmadan önce kazanmak (3)

Perşembe ve Cuma günleri bu sütunda, İktidarın önümüzdeki seçime nasıl baktığını sorgulayan iki yazı yazdım.

Devamını Oku
21.06.2026
İktidar seçimi saptıracak mı? (2)

Demokratik bir iktidarın meşruiyetinin birinci koşulu, gerçek seçeneklerin iktidarla muhalefet arasındaki eşit yarışma koşullarında sunulduğu, şeffaf, adil ve periyodik seçimlerdir.

Devamını Oku
19.06.2026
İktidar seçim yapmayacak mı? (1)

Anayasal haklarını kullanan ve yasal gösteri yapmak isteyen işçilere, öğretmenlere, avukatlara, emeklilere, öğrencilere uygulanan orantısız şiddet, İktidarın, toplumdan ve Demokrasi’den hem korktuğunun hem de uzaklaştığının göstergesi.

Devamını Oku
18.06.2026
‘Yüzsüzlüğe’ övgü (!)

Cumhuriyet köşe yazarı Nilgün Cerrahoğlu, 14 Haziran 2026 tarihinde “Yüzsüzlüğün elli tonu” başlıklı bir makale yayımladı. “Alçaklığa Övgü”, “Aptallığa Övgü”, “Gönüllü Köleliğe Övgü” ve “Hainliğe Övgü”ye ilave olarak, onun bu yazısından bir “Övgü” makalesi daha çıkardım!

Devamını Oku
16.06.2026
Hanımlar beyler, kıymayın bu Cumhuriyete!

Hanımlar Beyler...

Devamını Oku
14.06.2026