Lozan’ın gerçek anlamı

Lozan’ın gerçek anlamı

18.07.2015 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Sevgili okurlarım, önce bayramınızı bir kez daha kutlarım:
Kırk yıllık “Şeker Bayramı” 12 Eylül askeri cuntası tarafından “Ramazan Bayramı”na dönüştüreli beri, barış ve dostluk simgesi olan bayramımızın adı bile kavga konusu oldu.

***

12 Eylül askeri cuntası, bütün sivil siyaseti ve her türlü sivil ve sol örgütlenmeyi karşısına alınca, desteği dinde ve dincilerde aradı...
Din derslerinin anayasa yoluyla zorunlu hale getirilmesi gibi verilen pek çok ödün sırasında Şeker Bayramı’nın da adı değiştirildi.
12 Eylül darbecileri, Cumhuriyetin kuruluşundan beri zaten var olan Atatürk düşmanlığını, Atatürk adına yaptıkları işkencelerle ülke çapında yaygınlaştırır ve derinleştirirken, bir yandan da laik kültürümüzü Arap Sünniliği çizgisinde yozlaştırmayı sürdürüyordu.
Bu bağlamda, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığının kökeni elbette Lozan’a kadar dayandı.

***

Ne yazık ki, din kökenli siyasetin kaynaklandığı Siyasal-Radikal İslam kültürü, Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığına dayalı Lozan’ı karalama çabasını, günümüzde de birtakım “Yetmez ama evet”çi solcuların ve liberallerin aymaz desteği ile sürdürüyor.

***

Hiç kuşkusuz bu tür karalama çabalarına karşı en etkili mücadele tarihsel gerçeklerin ortaya konulmasıdır.
Lozan kahramanı İsmet İnönü’nün kızı sevgili Özden Toker’in başında bulunduğu İnönü Vakfı her yıl bu görevi bilinçle yerine getirir.
Bu yıl da İnönü Vakfı, Adalar Belediyesi ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Heybeliada’da İnönü Evi’nde 24 Temmuz Cuma günü, saat 18.00’de “Lozan Barış Konferansı ve Antlaşması’nın 92. Yıldönümü” başlıklı bir toplantı düzenlemiştir.
Konuşmacı, sevgili dostum değerli tarihçi, Prof.Dr. İlber Ortaylı’dır.

***

Bu sıcak yaz günlerinde serin bir Heybeliada gezisi ve ciddi bir “Tarihimizle Yüzleşmek” etkinliği, günlük siyasetten bunalmış olanlara çok iyi gelebilir.
Önemli not: ekongar@gmail.com adresi benim değildir. Sahtekârlara kanmayın!  

Yazarın Son Yazıları

Meşruiyetini kaybeden iktidara direnmek anayasal görevdir (4)

Bu iktidar hem 16 Nisan 2017 tarihinde rejimi değiştiren halkoylamasında oyların yasalara aykırı bir biçimde sayılması dolayısıyla hem de Anayasa’ya aykırı olan başka eylem ve söylemlerine ilave olarak, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayarak, “meşruiyetinin iki kaynağı açısından da” sorun yaşamaktadır.

Devamını Oku
23.06.2026
Seçimi yapmadan önce kazanmak (3)

Perşembe ve Cuma günleri bu sütunda, İktidarın önümüzdeki seçime nasıl baktığını sorgulayan iki yazı yazdım.

Devamını Oku
21.06.2026
İktidar seçimi saptıracak mı? (2)

Demokratik bir iktidarın meşruiyetinin birinci koşulu, gerçek seçeneklerin iktidarla muhalefet arasındaki eşit yarışma koşullarında sunulduğu, şeffaf, adil ve periyodik seçimlerdir.

Devamını Oku
19.06.2026
İktidar seçim yapmayacak mı? (1)

Anayasal haklarını kullanan ve yasal gösteri yapmak isteyen işçilere, öğretmenlere, avukatlara, emeklilere, öğrencilere uygulanan orantısız şiddet, İktidarın, toplumdan ve Demokrasi’den hem korktuğunun hem de uzaklaştığının göstergesi.

Devamını Oku
18.06.2026
‘Yüzsüzlüğe’ övgü (!)

Cumhuriyet köşe yazarı Nilgün Cerrahoğlu, 14 Haziran 2026 tarihinde “Yüzsüzlüğün elli tonu” başlıklı bir makale yayımladı. “Alçaklığa Övgü”, “Aptallığa Övgü”, “Gönüllü Köleliğe Övgü” ve “Hainliğe Övgü”ye ilave olarak, onun bu yazısından bir “Övgü” makalesi daha çıkardım!

Devamını Oku
16.06.2026
Hanımlar beyler, kıymayın bu Cumhuriyete!

Hanımlar Beyler...

Devamını Oku
14.06.2026