Osman Kavala davasının örnek olduğu adalet reformu

Osman Kavala davasının örnek olduğu adalet reformu

20.12.2020 07:30
Güncellenme:
Takip Et:

Sevgili okurlarım, tam da iktidarın bilmem kaçıncı sözde “Adalet Reformu”nu gündeme getirdiği sırada, Osman Kavala’ya açılmış olan davalardan birinin daha duruşması yapıldı ve Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verildi.

AİHM’nin kendisi hakkında tahliye edilmesi kararı vermesine, iki kez tahliye ve bir kez beraat etmesine rağmen hâlâ hapiste olan Osman Kavala’nın şu anda Anayasa Mahkemesi’nde görüşülmekte olan bir “hak ihlali başvurusu” da bulunuyor.

***

Tam bu dava öncesinde olupbitenleri kısaca anımsayalım:

Önce Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni bir “Adalet Reformu” haberi verdi:

“İnsan Hakları Eylem Planı’na özellikle ehemmiyet veriyoruz, eylem planında zaten belli bir aşamaya gelinmişti.

Temel hakların korunmasından mülkiyet hakkının geliştirilmesine kadar pek çok ilave hükümleri ilgili tüm taraflarla istişare ederek bu eylem planına derç edeceğiz.”

Arkadan Adalet Bakanı şöyle dedi:

“İster yabancı, ister yerli yatırımcı, ister işçi, ister çiftçi, ister işveren, ne olursa olsun hukuk güvenliğini bu anlamda vatandaş lehine koruyacak, tutuklamaların keyfiliğinden uzak, tutuklamayı istisna olarak değerlendiren, hukuk güvenliğini daha da güçlendiren uygulamaları hep beraber sağlayacağız.”

Bunlardan sonra Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bülent Arınç Osman Kavala davası için şöyle dedi:

“Ben iddianameyi okudum. Hâlâ tutuklu kalmasına hayret ediyorum. Tahliye edilmesi lazım. Bu iddianameleri okuduğumda çocuk bile yazmaz bunu dedim, cüppeyi bile giyesim gelmişti. Çıkması lazım.”

Derken MHP lideri Devlet Bahçeli bu sözlere şöyle karşılık verdi:

“Siyaset eskisi bir şahsın, televizyona çıkıp Sorosçu Osman Kavala ile terörist Demirtaş’a güzellemeler yapması kelimenin tam anlamıyla çarpıklık, hatta ahmaklıktır.

Bu şahsın iki suçlunun serbest bırakılmasını istemesi suçluyu övmektir, suça iştiraktir, ihanete yataklıktır.”

Bütün bunların arkasında Erdoğan tekrar şöyle bir yorum yaptı:

“Son günlerde bizimle asla ilgisi olmayan, kimi bireysel açıklamalar ile reform gündemimize yaptığımız vurgular bahane edilerek yeni bir fitne ateşi yakılmaya çalışıldığını görüyoruz. Gezi olaylarının finansörü olanlarla, Kavala’larla hiçbir zaman bir arada olamayız.”

Bu arada önemli bir olay da yaşandı:

İktidarın çizgisindeki uygulamalarıyla dikkat çeken önemli bir savcı, önce Yargıtay üyeliğine oradan da Anayasa Mahkemesi adaylığında yapılan seçimde birinci sıraya yükseltildi.

Yani iktidarın yargı organları üzerindeki büyük denetimi bir kez daha ortaya çıktı.

***

İşte, Gezi Davası’ndaki temelsiz iddialardan beraat eden ve tahliye edilmeden önce, hakkında açılan darbe ve casusluk iddialarıyla ilgili olarak yeniden tutuklanan Osman Kavala’nın duruşması bu ortam içinde, yapıldı.

İddianamedeki suçlamaların hiçbirinin, olgusal temele, delile, somut bir eylemin incelenmesine dayandırılmamış olduğunu belirten Kavala savunmasında şöyle dedi:

“Beraat ve tahliye kararlarına karşın yıllardır tutuklu olmam işkence haline geldi.

Hayatım boyunca askeri darbelere karşı çıktım. Ordunun siyasete karışmasını eleştirdim.

Gülenci örgüt ile irtibatım olmadı. Hayat görüşüm buna izin vermez.”

***

Evet, yeni “Adalet Reformu Paketi” ilan edildiğinde görülen bu dava, hem iç hem de dış dünyaya, yeni bir “Adalet Reformasyonuyla” değil, olsa olsa yeni bir “Adalet Deformasyonuyla” karşı karşıya olduğumuzun haberini veriyor galiba! 

Yazarın Son Yazıları

Seçimi geçersiz kılmak

İktidara yakın bir medya sitesinde 23 Haziran 2026 tarihli bir haber...

Devamını Oku
25.06.2026
Meşruiyetini kaybeden iktidara direnmek anayasal görevdir (4)

Bu iktidar hem 16 Nisan 2017 tarihinde rejimi değiştiren halkoylamasında oyların yasalara aykırı bir biçimde sayılması dolayısıyla hem de Anayasa’ya aykırı olan başka eylem ve söylemlerine ilave olarak, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayarak, “meşruiyetinin iki kaynağı açısından da” sorun yaşamaktadır.

Devamını Oku
23.06.2026
Seçimi yapmadan önce kazanmak (3)

Perşembe ve Cuma günleri bu sütunda, İktidarın önümüzdeki seçime nasıl baktığını sorgulayan iki yazı yazdım.

Devamını Oku
21.06.2026
İktidar seçimi saptıracak mı? (2)

Demokratik bir iktidarın meşruiyetinin birinci koşulu, gerçek seçeneklerin iktidarla muhalefet arasındaki eşit yarışma koşullarında sunulduğu, şeffaf, adil ve periyodik seçimlerdir.

Devamını Oku
19.06.2026
İktidar seçim yapmayacak mı? (1)

Anayasal haklarını kullanan ve yasal gösteri yapmak isteyen işçilere, öğretmenlere, avukatlara, emeklilere, öğrencilere uygulanan orantısız şiddet, İktidarın, toplumdan ve Demokrasi’den hem korktuğunun hem de uzaklaştığının göstergesi.

Devamını Oku
18.06.2026
‘Yüzsüzlüğe’ övgü (!)

Cumhuriyet köşe yazarı Nilgün Cerrahoğlu, 14 Haziran 2026 tarihinde “Yüzsüzlüğün elli tonu” başlıklı bir makale yayımladı. “Alçaklığa Övgü”, “Aptallığa Övgü”, “Gönüllü Köleliğe Övgü” ve “Hainliğe Övgü”ye ilave olarak, onun bu yazısından bir “Övgü” makalesi daha çıkardım!

Devamını Oku
16.06.2026