Yargıtay hukuka mı dönüyor?

24 Kasım 2019 Pazar

Bugün Öğretmenler Günü:

Başta annem ve babam olmak üzere bütün öğretmenlerimin ellerinden öpüyorum...

Bu yazımı bütün haksızlık ve hukuksuzluğa uğrayanlarla birlikte, özellikle KHK kurbanı olan tüm öğretmenlere ithaf ediyorum.

***

1) AKP/Cemaat ittifakı, birlikte, Silivri davalarıyla...

2) 12 Eylül 2010’daki Yetmez Ama Evet’çi Halkoylamasıyla mahvettikleri “Hukuk Devleti’nin Yıkıntısı” üzerinde...

3) AKP’nin tek başına, Yargıtay Başkanı Prof. Sami Selçuk’un “Hukuk Dünyasında Doğmadı” dediği 16 Nisan 2017’deki Halkoylamasıyla devam ettirdiği hukuksuzluk ve adaletsizlik uygulamaları...

4) Özellikle IŞİD’in 10 Ekim 2015’te gerçekleştirdiği “Gar Katliamı”ndan sonra icat edilen “Kokteyl Terör” kavramı ve “Terör örgütüne üye olmamakla birlikte...” diye başlayan ceza maddesi...

5) 15 Temmuz 2016 Darbe girişimine karşı AKP’nin yaptığı 20 Temmuz Sivil Darbesi ile ilan edilen OHAL ve ona dayalı olarak çıkarılan KHK’lar ile yapılan yüz bini aşkın işlem...

Milleti canından bezdirdi, yargıya güveni sıfırladı.

***

Derken Yargıtay’da 2019 sonlarına doğru bir kıpırdanma gözlendi:

Cumhuriyet mensuplarının beraat ettirilmesiyle gözlenen bu “Hukuk Devleti” kıpırdanması başka kararlarla da devam ediyor.

Bu kararları şöyle özetlemek olanaklı:

1) Yargıtay sanığın Zaman gazetesine üye olması yerine, “Üye yaptırması”nı delil olarak kabul etti.

2) DIGITURK’ten memnun olmadığı için iptal ettirenler örgüt üyesi kabul edilmeyecek.

“Düşünceye özgürlük” kapsamında DIGITURK’ü iptal ettirdiğini söyleyenler de örgüt suçu dışına alındı.

3) Asya Bankası AŞ’de hesap bulunması, tek başına örgüt üyeliği için delil sayılamayacak.

4) “Himmet” adı altında örgüte mali yardım yaptığı iddiasıyla mahkûm olanlar, eğer başka dini tarikatlara da yardım yaptıklarını delilleriyle ispatlıyorlarsa örgüt üyeliğinden beraat edecekler.

4) Yargıtay 16. Ceza Dairesi, “Sanığın çocuğunu örgüte müzahir okula göndermesi örgütsel faaliyet kapmamında kabul edilmez” dedi.

***

Sevgili okurlarım, benim “Her zaman, her yerde, herkes için, ADALET” dediğimi bilirler.

Bu “herkes için” sözüme, karşıtlarım ve hatta suçlu olduğunu düşündüklerim de dahildir elbette.

Çünkü “Hukuk Devleti”nden yanayım.

Bu bağlamda, Yargıtay’da Cumhuriyet mensupları için başlayan “Hukuk Devleti” kıpırdanmasının, FETÖ davalarında da devam etmesini “Hukuk Devleti’ne Dönüş” olarak olumlu buluyorum.

Bu arada “Cumhuriyet Mensupları Davası”nda Yargıtay’ın beraat kararına karşı yerel mahkemenin direnmesini de haksızlık ve hukuksuzluk olarak gördüğümü belirtmek isterim.

***

Yargıtay’ın “Hukuk Devleti’ne Dönüş” olarak nitelediğim bu kararlarını kendisiyle paylaştığım bir arkadaşım beni oldukça sert bir biçimde eleştirdi:

“Yahu sen farkında değil misin? 31 Mart 2019 seçimlerinde artık gideceği anlaşılan AKP, iktidara tutunmak için yeniden Cemaatle uzlaşma arıyor. Yargıyı da bu yönde etkiliyor. Bu kararlar onun sonucu” dedi.

Elbette zayıflayan iktidar böyle bir uzlaşma arayışı içinde olabilir; onun etkisine açık hale getirilen yargının bazı unsurları da buna uygun tutum ve davranışlar sergileyebilir...

Ama ben Yargıtay’ın son kararlarının “Hukuk Devleti’ne Dönüş” bağlamında değerlendirilmesinin daha doğru olduğunu düşünüyorum.

YAŞASIN BAĞIMSIZ YARGI...

YAŞASIN HUKUK DEVLETİ...

YAŞASIN DEMOKRATİK CUMHURİYET!

(Önemli not: Bu yazı her zamanki gibi: Her türlü dedikodudan uzak, “kim kimin adamıdır”, Adalet Bakanlığı’nda hangi tarikat, hangi hizip egemendir gibi içeriden gelen bilgilerden bağımsız olarak, sadece açıklanan kararlar üzerine yazılmıştır!)


Yazarın Son Yazıları

Otorite Boşluğu 24 Kasım 2020