Erdal Sağlam

Döviz satışı şeffaf olmayınca şaibe kaçınılmaz

20 Nisan 2021 Salı

Sonunda Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan’a da 128 milyar dolarlık rezerv konusundaki suskunluğunu bozdurdular. Bakan Elvan, bu satış işleminin yasal olduğunun altını çizerek, yapılan işlemleri normalleştirmeye çalıştı ama niye normal yollar varken bu yola gidildiğini açıklayamadı.

Her şeyden önce şunu söylemek gerekir ki şeffaf olmayan yöntemlerle yapılmayan işlemlerin şaibeyi beraberinde getirmesi kaçınılmazdı. Yanı sıra klasik yöntemlerle yani önceden kamuoyuna bilgilendirilerek yapılan döviz satışları piyasaların ve ekonomideki tüm aktörlerin önlerini görebilmeleri, buna göre hesap yapabilmeleri açısından piyasanın ihtiyaçlarına göre bulunan ve uygulanan yöntemlerdir. Yani birilerinden saklayarak, herkesin eşit biçimde haberi olamadığı yöntemlerle devlet döviz satışı yaparsa, bunu arkasında bir şey aranması çok doğaldır.

Bakan Elvan, işin siyasi olarak kullanılmasının yanlış olduğunu söylemiş. Halbuki artık kendisi de politikacı ve bunun sadece teknik değil siyasi bir konu olduğunu da çok iyi biliyor. Kendisi muhalefette olsa, böyle bir yöntemle 128 milyar dolarlık rezerv eritilse, iktidarı eleştirenlerin başında geleceğine hiç şüphem yok. Çünkü kendisi de faizler yükselmesin diye artan dövizleri el altından durdurmaya çalışmanın, sonunda rezervleri eritip faizlerin daha da yükselmesine neden olacağını, bunun da ülke ekonomisini iyice zora sokacağını çok iyi bilir. Bu nedenle de tasvip edemeyeceği bir yöntemdir. Elvan’a bu açıklamayı yaptıranlar, zayıflamış olmakla birlikte itibarı olan, son kalan bir iki kişinin itibarını da yok etmek istiyorlar, herhalde.

Çünkü 128 milyar doların neden faizleri yükseltmemek için, kurları da frenleme amacıyla yapıldığı ortada. Bunun adı kötü yönetimdir. Kötü yönetim nedeniyle ülkenin zor zamanlar için biriktirdiği döviz rezervlerini eritmektir. Bunun adı rezerviniz olmadığı için ülkenin dışarıda güven kaybetmesi, kritik konularda dışarıya karşı elinizin kolunuzun bağlanmasıdır. Bunun adı döviz rezervini eriterek ülkeyi ve vatandaşlarını zor duruma sokmaktır, yani aynı zamanda, çok sevdikleri tanımlama ile beka sorunudur. Tüm bu sonuçları doğurmuşken 128 milyar dolarlık rezervin siyasi konu olmadığını söylemek ise ancak birilerinin zoruyla savunulacak bir argümandır.

Merkez Bankası Başkanı Kavcıoğlu’nun Anadolu Ajansı’nın “sözde soruları”nı yanıtlamasının danışıklı dövüş algısı yaratması üzerine Bakan Elvan, 128 milyar doları savunmak için belli ki NTV’yi, yani bir kademe iyisini seçmiş. Uzun uzun eskiden döviz müdahalelerinin nasıl yapıldığını anlatıp 2017 yılında buna Hazine ile Merkez Bankası döviz satışıyla ilgili imzalanan protokolün eklendiğini, bunun yasal olduğunu söylüyor. Kimse bu işlemlerin yasal zemini olmadığını söylemiyor ki; neden buna ihtiyaç duyulduğunu, neden gizli protokol yapılıp buna göre işlem yapılacağının kamuoyuna açıklanmadığını soruyor. 

SATIŞI BİLEN KÂRLI ÇIKTI

Başka bir soru: Madem döviz satışı ihtiyacı doğmuş, neden normal yollar yerine böyle bir yola gidiliyor? Bence yerel seçimler öncesi girilen bu yol sayesinde döviz rezervinin eridiği hemen gözükmeyeceği için, “Kardeşim rezerv satacağına faizleri artırsana” eleştirileri, seçim öncesi döviz satıldığı duyulmasın diye bu yola gittiler. Daha sonra da el altından iş görmeyi şiar edinmeye karar verince bu yönteme devam ettiler.

Bakan Elvan, aslında bunların bilançolarda gözüktüğünü, çünkü Merkez Bankası üzerinden döviz alan bankaların TL yatırdıklarını, Merkez Bankası bilançosunda bunun gözüktüğünü söylüyor. Halbuki Hazine’nin dövizleri Merkez Bankası bilançosunu girmiyor; Merkez Bankası, Hazine’nin dövizini terminal üzerinden, muhabir kamu bankalarına sattırdığı için, sadece kendi bilançosunda TL tahsilat görülebiliyor. Gizli kapaklı döviz satışını ilk keşfeden iktisatçı Haluk Bürümcekçi, döviz yönünden erimeyi buluyordu ama TL açısından birkaç ay sonra, o da iğneyle kuyu kazarak, hesapların hangi kalem altında saklı olduğunu arayıp bularak TL büyümeyi bulabiliyordu.

Yani bakanın dediği gibi öyle bilançolarda açıkça gözükmüyor. Kaldı ki swap’ların açıklanmaması, 2019 ve 2020 yıllık raporlarında “sistemin nakit açığı”nın detaylı verilmesinden vazgeçilmesi de, bu saklama amacını açıkça gösteriyor.

Bakan Elvan, terminal üzerinden yapılan işlemlerde yetkili bankalar olduğunu, kişi bulunmadığını söylüyor. Zaten olmasını kimse beklemiyor ki mühim olan kamu bankasının gizlice döviz sattığını bilen kişilerin, bankalarına talimat verip o gün veya şu değerden kendisine döviz alınması talimatını vermesidir. Önemli olan bu gizli saklı operasyonu halkın veya kamuoyunun açıkça görmemesi, bunu bilenlerin ise haksız kazanç sağlama imkânına kavuşmuş olması.

Özetle; bu sistemdeki kurallar ve yöntemler bellidir, şeffaf olmalı, el altından işlem yapılmamalıdır. Yapılıyorsa şaibe aranması doğaldır.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları