Erdal Sağlam

Güzel gösterilen veriler beklentileri düzeltemiyor

12 Ekim 2021 Salı

Dün açıklanan ödemeler dengesinde 10 ay sonra cari fazla gözükürken işsizlik oranları ağustosta yüzde 12.1 çıktı. Görece iyi bu verilere karşılık beklentiler düzeltilemezken dolar kuru 9 TL sınırına dayandı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) aylık işsizlik verilerine olan güven tümüyle yitirildi. Piyasa yorumcuları bu duruma, en kibar biçimiyle “TÜİK işsizlik verilerindeki oynaklık” diyorlar. Aydan aya değişen çelişkili veriler yayımlanırken iktisatçılar sağlıklı değerlendirme için eskisi gibi üçer aylık işsizlik rakamlarının açıklanmasını bekliyorlar.

Ödemeler dengesi rakamlarında piyasanın 100 milyon dolarlık küçük bir cari açık beklentisi varken ağustos ayında cari denge 528 milyon dolar fazla olarak açıklandı. 

Ödemeler dengesindeki iyileşmede ağustos ayındaki turizm gelirlerindeki yükselişin payı büyük olsa da dış ticaret fazlası asıl önemli etken. Hükümet ve Merkez Bankası cari açıktaki iyileşmeyi abartılı olarak takdim ediyorlar. Sanki cari açık azaldığı için dövize talep eskisi kadar olmayacak, bu nedenle kurlar üzerinde baskı azalıp kur fiyatları dengelenecekmiş gibi değerlendiriyorlar.

Halbuki herkes biliyor ki cari açıktaki düzelmenin en önemli ayağı ihracatta meydana gelen artış, buna karşılık İstanbul Sanayi Odası’nın ihracat iklim endeksinde daha önceki aylarda gördüğümüz artış beklentisi yavaşlamış. Pandemi sonrası özellikle Avrupa’dan gelen talepteki patlama ihracatı önemli ölçüde artırdı. Ancak Avrupa’nın büyük ülkelerinde ekonomik aktivitede düşüş görülmeye başladı ve 3-4 ay önceki talep artık görülmüyor.

Tedarik zincirlerinde Türkiye’nin daha fazla pay aldığı bu yılki iyileşmenin kalıcı olup olmayacağı tartışmalı. Tedarik zincirlerindeki payı kalıcı biçimde artırabilecek bir politika olmadığı için ihracat artışının tümüyle piyasanın gereği ve özel sektörün girişimciliği sayesinde gerçekleştiğini söyleyebiliriz. 

Yani ihracattaki bu yılki artışın kalıcı olabilmesi pek mümkün gözükmüyor. Bununla birlikte yükselen kurların ihracatı artırdığı yönünde, özellikle Cumhurbaşkanı nezdinde, abartılı bir görüş olduğu anlaşılıyor. Daha doğrusu Cumhurbaşkanı’nın bazı danışmanlarının bu fikri uzun zamandır savunduklarını biliyoruz ve belli ki bu görüşler şimdi hâkim oldu.

Halbuki tekstil ihracatçıları bile artık kurlardaki sürekli yükselmenin yani istikrarsızlığın artık ihracata zarar verecek boyutlara ulaştığını söylüyorlar.

İhracatçı yüksek ama istikrarlı kur istiyor, uygulanan politikalar sonucu kurlardaki yaşanan sürekli artış, ihracatçıların da işine yaramaz noktaya geldi.

MERKEZ BANKASI’NIN KREDİ ARTIŞ SEVDASI

Dün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda konuşan Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, geçen haftaki yatırımcı toplantısında söylediklerini tekrarlamış. Yani “yeterince sıkı para politikası uyguladıklarını” söylerken özellikle ticari kredilerde bu sıkılaşma nedeniyle normallerin altında bir artış olduğunu, faiz indirimini bunun için yaptıklarını söylemiş. Bir başka deyişle sanki Merkez Bankası Başkanı değil de bir küçük ilin oda başkanı gibi, TL’nin değeri, parasal istikrar yerine kredilerdeki artışın savunucusu konumunda tavır sergilemeye devam etmiş.

Zaten piyasalardaki güvensizlikte Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, “ne pahasına olursa olsun yüksek büyüme” tavrına tümüyle ayak uyduran bir Merkez Bankası Başkanı profili görülmesi büyük bir rol oynuyor.

Merkez Bankası Başkanı’nın her konuşması, özellikle piyasa oyuncuları tarafından, “21 Ekim’deki toplantıda alınacak faiz kararı hakkında bir ipucu bulur muyuz?” diye yakından takip ediliyor. Kavcıoğlu’nun bu konuda yine renk vermemeye çalıştığı söyleniyor.

İşte bu nedenle Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 21 Ekim’e kadar geçecek süre içerisinde yapacağı açıklamalar çok daha yakından takip edilecek. Çünkü herkes biliyor ki faiz kararını veren Merkez Bankası Başkanı değil Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kendisi.

Belli ki Cumhurbaşkanı Erdoğan da bu kararı engin iktisat bilimcisi (!) danışmanlarına sorup, ardından güvendiği işadamlarıyla konuyu müzakere yaparak kesinleştirecek. 

Piyasaların tavrına baktığımızda, aslında dolar kurunun geldiği nokta, her şeyi gösteriyor. 21 Ekim’e kadar bu gidişle dolar kuru yeni rekorlar kırıp 9 TL’yi de aşabilir. Çünkü Fed’in tahvil alımlarını azaltmaya kasımda başlayacağı kesinleşirken İngiltere gibi ülkeler erken faiz indirimlerin başlayacak gözüküyor. Bu nedenle dolar hiç olmadığı kadar güçlü, 10 yıllık ABD tahvilleri rekor üzerine rekor kırıyor. 

Biz ise böyle ortamda hâlâ “Merkez Bankası’nın enflasyonun altında kalan politika faizini indirme hareketine” devam edip etmeyeceğini tartışıyoruz.

Bu ortamda verileri ne kadar makyajlasanız da ne kadar yöntem değişikliği oyunlarıyla tabloyu iyi gösterseniz de bunun piyasaları olumlu etkilemesi mümkün gözükmüyor.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları