Uçurumun kenarında...
Ergin Yıldızoğlu
Son Köşe Yazıları

Uçurumun kenarında...

06.09.2018 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Münih Üniversitesi Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü Başkanı Clemens Feust’a göre, “Türkiye ekonomisi bir uçurumun kenarında”, “Erdoğan Finansal çöküşle resesyon arasında tercih yapmak zorunda” (Der Spiegel 03.09.2018). Uluslararası yatırım bankası, ABN-AMRO’nun ekonomistlerinin hazırladığı Crisis: a long time coming (04/09/2018) başlıklı Türkiye raporu da “Türkiye çok sert bir kriz yaşayacak ekonomik büyüme, 2019’da yüzde -3 olacak diyor”.
2002’de hükümeti ele geçirdikten sonra bir pasif devrim süreci içinde devleti, toplumu dönüştürerek siyasi iktidara yükselen, siyasal İslamın egemen sınıfının ekonomik çıkarlarının, kültürel projelerinin, dış kaynak girişine bağımlı Türkiye kapitalizmi üzerindeki yıkıcı etkileri ülkeyi o uçurumun kenarına getirdi. Ancak bu “kriz” bu etkilere, Daron Acemoğlu’nun, 2006 sonrası kurumsal bozulma olarak gördüğü gelişmelere değinmeden de açıklanabilir. Acemoğlu’nun, nedenlerini anlamakta büyük zorluk çektiği, aslında bir iktidar biçimi olan “kurumsal bozulma” en fazla, ülkenin “uçurumun kenarına” gelişini hızlandırmıştır. Benzer krizlerin Arjantin’den, Brezilya’dan Güney Afrika’ya, Endonezya’ya kadar birçok ülkede kendini gösteriyor olması da yerel nedenlerin ötesinde kapitalist sistem çapında dinamiklerin söz konusu olduğunu söylemektedir.

Kimi ülkeler değil tüm sistem
Bugün artık bir ironiye dönüşen “yükselen piyasalar” kavramının kapsadığı ülkelerdeki ekonomik zorluklar, öncelikle, bu ülkelerin kapitalist (emperyalist) sistemle olan ilişkilerinin ürünüdür. Bu zorlukların, adeta düzenli aralıklarla sert krizler üretmesinin arkasında, öncelikle, kapitalist sistemin merkezlerinin (emperyalizmin) kapitalizmin krizini yönetmeye çalışırken ürettikleri politikalar, merkezdeki egemen sermaye ile çevredeki bağımlı sermayenin krize uyum sağlama çabaları yatıyor.
Pazartesi yazımda değinmiştim, bu bağımlılık esas olarak, çevre ekonomilerinin, merkezin ekonomilerinin gereksinimlerine göre şekillendirilmiş olmasından kaynaklanıyor. Çevre ekonomileri, merkezdeki egemen sermayenin, sermaye, üretken kapasite ihracı, finansal spekülasyon, kaynak tedariki gereksinimlerini karşılayacak biçimde serbest dolaşımına açık tutulacaktır. Kapitalist sistemin yapısal krizleri içinde ve özellikle de krizin finansal kriz momentinde bağımlı ülkeler üzerindeki ekonomik ve siyasi basınçlar artacaktır.

Delikten içeri düşerken...
Yapısal krizi, II. Dünya Savaşı sonrasının Fordist sermaye birikim rejiminin ve Keynesyen düzenleme sistemlerinin tükendiği 70’li yılların başında patlak verdi. Bu yıllarda merkez sermayenin, krize uyum sağlayabilmek için avlanma alanlarını genişleterek, hızla çevre ekonomilerine gitmeye başladığını görüyoruz. Bu gidişle hızlanan, çevreden merkeze değer transferi, çevre ülkelerde genelleşmiş bir borç krizine yol açtı. Bu borç krizi, çok daha büyük ve hızlı değer transferine olanak verecek yeni bir kriz yönetim modelinin (neo-liberalizmin) çevre ülkelere, IMF ve Dünya Bankası’nın finansal şantajları yoluyla dayatılmasını kolaylaştırdı.
Neoliberal model, çevre ekonomilerinin mal ve sermaye piyasalarını merkez sermayenin kullanımına tamamen açtı. Böylece merkezden çevreye ikinci büyük sermaye akışı, “yükselen piyasalar” kavramıyla birlikte başladı. Bu akışın beslediği spekülatif balon ve değer transferi, 1997- 98 Asya krizini yarattı.
En son büyük sermaye akışı, 2008 mali krizinin ardından başladı. Merkez ülkelerin yönetimleri, tükenmiş birikim modelini yenilemeyi deneyeceklerine, Financial Times’dan Wolf’un da işaret ettiği gibi (04/09/18) mali sermayeyi korumaya, toplam talebi restore etmeye yöneldiler. Faizler sıfır düzeyine indi, piyasaya para basıldı, mali sistemin borçları devlet maliyesine taşındı, oradan da bütçe üzerinden halkın sırtına yıkıldı. Düşük faizler, parasal genişleme yatırımları, tüketimi (ekonomik büyümeyi) canlandırmadı. Çünkü, yüzeyde görülen talep yetersizliği, aşırı birikim sorunlarının altında daha derinde, “üretkenlikteki gizemli durgunluk” tartışmalarının ima ettiği gibi bir başka sorun vardı: Ortada, kârlılığı restore edecek yeni bir sermaye birikim rejimi yok.
Bu koşullarda merkez sermayesi yine çevre ülkelerin ekonomilerindeki değerleri talan etmeye yöneldi. Gelen sermaye yerli ortaklarını zengin ederken ekonomide büyük bir delik açtı. Yükselen piyasa ekonomilerinin halkları, şimdi de işte bu deliklere düşüyorlar.

Yazarın Son Yazıları

Fon krizi ve bir ironi

Haftalardır konuştuğumuz fon krizi çok boyutlu bir olay.

Devamını Oku
12.10.2026
7 Ekim’den üç yıl sonra

Üç yıl önce Ortadoğu jeopolitiği iskambil kâğıdından yapılmış bir kale gibiydi; taşıyıcı kolonları İsrail-Filistin, İsrail-İran ve Sünni-Şii arasından geçen fay hatları üzerinde duruyordu.

Devamını Oku
08.10.2026
Yapay zekâ üzerine son kez (şimdilik)

Son üç tanesi art arda olmak üzerine, YZ teknolojisinin getirdiği finansal riskleri, insanlığın bekasına ilişkin kaygıları tartışan yorumlar yazdım.

Devamını Oku
05.10.2026
Yapay zekâ çağında düşünmenin sınıf siyaseti

Modern kapitalizmde üniversite eğitimi, daha yüksek beceri, daha iyi iş ve daha yüksek gelir anlamına geliyordu.

Devamını Oku
01.10.2026
YZ ve ilginç bir darbımesel

Mayıs-temmuz döneminde OpenAI’da üç gizli yapay zekâ kolektifi (aralarında konuşan, plan yapan, kendilerini “sürü” olarak tanımlayan ajanlar) doğmuş, bunlar denetimden kaçmışlar ve başka şirketlere sonunda da OpenAI’e saldırmışlar.

Devamını Oku
28.09.2026
Dünyanın sonuna dair...

Son aylarda, yapay zekâ ajanlarının, önce birbirlerini bulup sonra örgütlenerek test alanının dışına kaçabilmesi adeta bir panik yarattı.

Devamını Oku
24.09.2026
Doğu Almanya yalnızca Stasi’den ibaret değildi

Saksonya-Anhalt seçimlerinde AfD’nin başarısı sonrasında, Doğu Almanların siyasal geleceği üzerine tartışmalar yoğunlaşarak sürüyor.

Devamını Oku
21.09.2026
25 yıl sonra 9/11- (II)

Son 25 yılda dünyanın hiçbir bölgesi Ortadoğu kadar köklü ve kanlı bir dönüşüm yaşamadı.

Devamını Oku
17.09.2026
25 yıl sonra 9/11-(I)

11 Eylül 2001 sabahı 3 bin+ insanın hayatını kaybettiği korkunç bir terör saldırısı tarihte yeni bir sayfa açtı.

Devamını Oku
14.09.2026
AfD’nin ‘zaferinin’ jeopolitiği

Yarın 11 Eylül’ün 25. yıldönümü (pazartesi günü yazacağım), AfD’nin, Saksonya-Anhalt seçimlerindeki zaferi, 11 Eylül kadar olmasa bile, Almanya’nın iç siyasetinin ötesinde, Avrupa Birliği’nin geleceği açısından tarihte yeni bir sayfa açmış olabilir.

Devamını Oku
10.09.2026
Ufukta bir borç krizi mi var?

Dünya tahvil piyasalarında yaşanan sarsıntılar, “Ufukta bir borç krizi mi var” sorusunu gündeme getirdi.

Devamını Oku
07.09.2026
Nepal çok uzak ama

26 Ağustos sabahı Nepal’de hızla eriyen bir buzulun kırılması büyük bir sel felaketine yol açtı: 930’dan fazla insan öldü, yaklaşık 4 bin kişi kayboldu.

Devamını Oku
03.09.2026
Avrupa: Liberalizmden sonra

Daron Acemoğlu liberalizmin ve demokrasinin krizini tartışıyor, liberal demokrasiyi kurtarmanın yollarını arıyor, YZ alanında teknolojik iyimserliğe de katılmıyordu.

Devamını Oku
31.08.2026
The Economist’in derdi ne?

The Economist’in Daron Acemoğlu’nu hedef alan saldırısı gerçekten çirkindi.

Devamını Oku
27.08.2026
‘Sizi paramparça ederiz!’

“Sizi paramparça ederiz” (Jerusalem Post 28/08).

Devamını Oku
24.08.2026
‘25 yıl’ ve ‘odanın ortasındaki fil’

Geçen hafta AKP iktidarının 25 yılında yaşanan, ekonomik gelişmelere, AKP’nin siyasi pratiğine ilişkin çok aydınlatıcı değerlendirmeler yayımlandı.

Devamını Oku
20.08.2026
Tarihin yeni öznesi mi, yoksa tarihin gerçekten sonu mu?

Uygarlık yapay zekânın gelişme hızına ayak uyduramıyor.

Devamını Oku
17.08.2026
Ya sosyalizm ya yıkım

Bir yanda kontrolden kaçmış bir iklim krizi, öbür yanda “kafeslerinden kaçan” YZ ajanları.

Devamını Oku
13.08.2026
Karşı hegemonya dalgası-antikomünist histeri

ABD’de kasım seçimleri yaklaşırken siyasetin dili de sertleşiyor.

Devamını Oku
10.08.2026
Karışık işler içinde

“Barış ve demokratik toplum süreci”, “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” başlıklı içeriği belirsiz bir belge üzerinden ilerleyecek.

Devamını Oku
06.08.2026
Savaşın coğrafyası genişliyor mu?

İran savaşı, Körfez ülkelerini, Irak’ı, Lübnan ve Ürdün’ü etkiliyor.

Devamını Oku
03.08.2026
Sokağın enerjisini unutma

Kapitalist demokrasilerinde, sokağın enerjisi parlamentoda temsil edilir. Ya “süreç olarak faşizm” içinde ilerleyen rejimlerin altına?

Devamını Oku
30.07.2026
Dışarıda gerileme içeride paranoya

New York’ta demokratik belediye seçimlerini sosyal demokrat Mamdani’nin, sosyalist adayların ön seçim zaferlerinin ardından, Trump rejimi “komünizmle mücadele” bayrağı açtı.

Devamını Oku
27.07.2026
Hegemonya Hürmüz’de batarken

Hazirandaki mutabakatla kısa süreliğine duran savaş dört hafta geçmeden yeniden başladı, çatışmaların şiddeti artıyor, alanı Babülmendep Boğazı’na doğru genişliyor, Pentagon’un parası, füze stokları hızla tükeniyor, süreç bir işgal girişimi felaketine doğru tırmanıyor.

Devamını Oku
23.07.2026
Bir ‘kurucu olay’ üzerine notlar

Tartışmalar çoğu kez 15 Temmuz gecesinde yaşananlara, aktörlerin polisiye dökümüne, gerçekti-kurguydu ikilemine sıkışıyor.

Devamını Oku
20.07.2026
Ufukta savaş tehlikesi mi var?

“Süreç olarak faşizm” içinde bir aşamada rejim iki yaşamsal sorunla karşılaşır...

Devamını Oku
16.07.2026
Zirveden geriye kalanlar

NATO’nun Ankara zirvesi geldi, yüzlerce tutuklunun üzerinden geçerek gitti.

Devamını Oku
13.07.2026
Kendi seyrini izleyen şeyler

NATO toplantısı gerekçesiyle hak ve özgürlükler üzerinde devlet baskısı arttı.

Devamını Oku
09.07.2026
‘Hava kurşun gibi ağır’

İBB davaları sürüyor, İmamoğlu 9 Temmuz’da ne olacak, operasyon mu var diye soruyor.

Devamını Oku
06.07.2026
250 yaşında, hasta adam

Amerika’da başkanlar görevi devralırken hemen her zaman John Winthrop’un ünlü, “Yeni Kudüs”, “istisna ülke”, “aşikâr yazgı” (manifest destiny) vaazını (1630) anarlar.

Devamını Oku
02.07.2026
NATO zirvesi-genel çerçeve denemesi

NATO Ankara Zirvesi, ittifakın stratejik yöneliminde yapısal bir değişimi yansıtıyor.

Devamını Oku
29.06.2026
Caligula, Trump, Musk üzerine spekülatif düşünceler

Amerikan toplumunda Roma İmparatorluğu’nun çürüme, çöküş aşamasını anımsatan bir dönüşüm yaşanıyor.

Devamını Oku
25.06.2026
Versay’dan sonra yeni jeopolitik

7 Haziran 2026’da Versay Sarayı’nda ve Tahran’da eşzamanlı imzalanan 14 maddelik İslamabad Mutabakatı, İran-ABD savaşını resmen durdurdu

Devamını Oku
22.06.2026
Apartheid şimdi küresel

Sonuçta yeni Apartheid, duvarlarla değil, yaşamın dolaşımını düzenleyen görünmez mekanizmalarla kuruluyor. Bir tarafta sermaye, veri, mineraller ve su için sınırsız hareket; diğer tarafta insan için sınırlı hareket, sınırlı hak, sınırlı nefes. Küresel düzenin hakikati şu: Artık-değer çevrede üretiliyor, fakat yaşamın güvenliği merkezde korunuyor. Bu yüzden Apartheid artık küresel; sermayenin düzeni ise hem ekonomik hem biyopolitik hem de biyo-ırkçı.

Devamını Oku
18.06.2026
Buradan nereye?

Tren bu istasyona, Gezi Parkı, gar katliamı, “darbe”, mühürsüz oy pusulaları, İstanbul Belediye seçimleri hezimeti, tutuklamalar, gizli tanıklar, uydurma kanıtlar, büyük kitlesel mitinglerin yarattığı korku duraklarından geçerek geldi.

Devamını Oku
15.06.2026
Yaklaşan fırtınaya hazır mıyız?

Türkiye’de ağaçlar kesilmeye, ormanlar yakılmaya, su havzaları kurutulmaya gıda krizi derinleşmeye devam ediyor; toplumsal dokusunun örüntüsü çözülüyor. Bir yanda iklim sistemi çökerken öte yanda uluslararası düzen sarsılıyor. İki kriz aynı anda, aynı hızda derinleşiyor. Önümüzdeki 2-3 yol çok ama çok kritik! Bu gidiş içinde iyimser olmak olanaksız. Ülke adeta intihar ediyor!

Devamını Oku
11.06.2026
Süper El Nino’ya hazır mıyız?

İklim krizini hâlâ “gelecek kuşakların sorunu” sananları acı bir sürpriz bekliyor.

Devamını Oku
08.06.2026
Biraz da komplo teorisi

Çok garip zamanlarda yaşıyoruz.

Devamını Oku
04.06.2026
‘Was will Kılıçdaroğlu?’

Sevgili Prenses Marie, O kasvetli Viyana akşamındaki sohbetimizin verdiği cesaretle, bu kez İstanbul’un yapışkan (bu zamanlarda küresel ısınma diye bir şey var) bir gecesinde başka türlü uyuyamayacağımı anlayınca kalkıp bir süredir aklımı kurcalayan bir soruyu sizinle, bu kez bir meslektaşınız olarak paylaşmak istedim.

Devamını Oku
01.06.2026
‘Alea iacta est’

Sezar, Roma’ya doğru yürürken ordusunu Rubicon nehrinden geçirince “Alea iacta est” (Zar atıldı) demiş...

Devamını Oku
28.05.2026