LONDRA - Müthiş bir atmosfer. Pek çok kez bu stadyumda maç izlemiştim ama bu kez farklıydı. Çünkü Arsenal’in rakibi Beşiktaş’tı. Siyah - Beyazlı taraftarlar pek çok ülkeden, şehirden gelmiş ve aynı tribünde buluşmuşlardı. Coşkularını maça saatler kala önce sokaklarda, sonra tribünde gösterdiler. Hızlarını alamadılar maç öncesi ısınmaya çıkan siyah şort-beyaz üstlüklü hakem kadrosuna da Beşiktaşlı futbolcu muamelesi gösterip alkış tuttular. Hakemler bu yakın ilgi nedeniyle bir daha Beşiktaşlı 3 bin 200 taraftarın önünden geçmemeye özen gösterdi. Beşiktaş’ın bu maç için en önemli eksiği teknik direktörü Bilic’in cezası nedeniyle tribünde olmasıydı. İstanbul’daki maçta orta alanda kurduğu baskıyla son yarım saat hariç Arsenal’e geçit vermemişti Kartal. Ama bu kez taraftarı önündeki Topçular tüm tedirginliklerine ve özgüven eksikliklerine rağmen daha etkili başladılar oyuna. Beşiktaş ise Atiba, Demba Ba ve Oğuzhan’ın ayaklarına baktı. İki organize akın geliştirdik ama Mustafa son vuruşlarda başarısızdı.
Arsenal Beşiktaş’ın alan daraltması karşısında zorlandı. Sahada liderleri yok. Yokluktan Sanchez’i santrfor yapmışlardı. Arsenalliler giderek sinirlendiler ve Beşiktaş oyunda dengeyi kurdu. Hele Motta’nın düşürülmesine penaltı verilse belki de ilk yarıyı önde bitirecektik. Ama tersi oldu; tam hakemin ilk yarıyı bitiren düdüğü beklenirken kanattan gelişen hızlı ve organize akınla Sanchez’in ayağından golü bulan ev sahibi oldu. İkinci yarıya Arsenal daha güvenli başladı. Bunun karşılığında pozisyonlar buldu ne var ki sonuca gitmekte zorlandı. Tipik Arsenal görüntüsüydü bu. Aslında Kartal bir gol atabilse işi bitirecekti. Üstelik rakip Debuchy’nin kırmızı kart görmesiyle karşılaşmanın son 15 dakikası 10 kişiydi artık. Ama üst düzey ligler için oyunun iki yönünü de iyi oynamak gerekiyor. O da bizde yok. Sadece savunma yapmakla olmuyor. Son dakikaların çabası da yetmeyince Beşiktaş sadece bir gol atamayınca Şampiyonlar Ligi’ne bir gol atan Arsenal’ı gönderdi.
Bir Gol Atamayınca
Yazarın Son Yazıları
Futbolda olmazsa olmaz şey fizik kondisyon. Ve tabii ki tempo. Koşacaksın hem de ivmeli koşacaksın. Rakibine karşı hamle üstünlüğünü ancak böyle sağlarsın...
Zaten artık kadroya onu aldın bunu almadın zamanı hiç değil. Tam destek hep destek zamanı. Şans dileme zamanı. Ev sahibi ABD ile aynı gruba düşerek şimdiden şanslıyız aslında. Ama asıl zorluk da yine bu gruptan çıkabilmekte. Hele grup birincisi olarak çıkarsak yolumuz çeyrek finale kadar gidebilir. Hatta gönlüm daha da sonrasına kadar uzanıyor ama orası bende kalsın. Artık şu saatten sonra bizim buralardan yapabileceğimiz tek şey de taa oralara şans sinyalleri göndermek, iyi dileklerde bulunmak olur. Her şey umarım istediğimiz gibi olur...
Şu geçtiğimiz günlerde Türkiye “mutlak butlan” kararıyla öylesine dalgalandı ki adeta başka bir şeyin önemi kalmadı ülkede. Ama yaklaşan Dünya Kupası da vardı.
Beşiktaş’ta hoca arayışı sürüyor.
Sergen Yalçın “Taraftar isterse giderim” dedi; taraftar istedi ve o da gitti.
Herhâlde yılın esprisi buydu; TFF Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu’nun “Avrupa’nın en az hata yapan hakemleri bizde” açıklaması…