PENCERE
‘Halkım Benim...’
Melih Cevdet Anday 10 Aralık 1982 günlü “Halkım” başlıklı yazısında halka tepeden bakanları eleştiriyordu. Acaba “benim halkım” demek, doğru muydu?
Bir padişah ya da kral “benim halkım” diye konuşursa yadırganmaz; ama bir aydın “halkım” diyebilir mi? Belki “halkım” sözcüğü sevgiyi içermektedir; ama ister istemez işin içine sahiplenme eğilimi de girmektedir, öyleyse “halkım” diye konuşmak, sakıncalarını da birlikte taşır. En iyisi yanlış anlamalara yol açacak bu sözü kullanmaktan kaçınmak değil midir?
Melih Cevdet’le aynı kanıdayım.
*
Halk nedir?
Sosyal yapı bağlamında halk, çalışan kitleleri kapsayan insan topluluğudur. Anadolu’da Cumhuriyetten önce de halk vardı; sonra da oldu. 1923 yılının 29 Ekim günü bıçakla kesilir gibi değişti mi bu halk?..
Aydınlarımızın halka bakış açılarındaki etki ve tepkileri gözden geçirmeleri için çarpıcı örnekleri anımsamakta yarar vardır. Halk, yer ve zaman boyutlarında değişken niteliktedir. Sözgelişi Amerika’da halk köylü değildir; çünkü tarımsal kesimde nüfusun yüzde 3’ü çalışıyor; ama Türkiye’de yüzde 70’e yakın halk, tarımsal üretimde çalışıyor. 14 Mayıs 1950’de, 27 Mayıs 1960’ta, 7 Kasım 1982’de Türkiye’de yaşayan halk hem aynı halktır hem değildir. Tarihin akışı içinde hem birlik, hem de ayrım geçerlidir.
Eğer olayları serinkanlılıkla değerlendirmeyi öğrenirsek, halka yaklaşımda yanılgıya düşmeyiz. Bir toplumda aydınların kimi zaman halka uzak, kimi zaman halka yakın görünmesi aldatıcıdır. Bir nehir denize akarken çeşitli menderesler oluşturabilir; ama her nehrin eninde sonunda denize akması ya da denize akan bir başka nehirle birleşmesi doğaldır. Geçici fotoğraflara saplanıp aldanmak, sürekli gerçeği yadsımak anlamına gelir.
Halk, tarihsel süreçlerde kimi zaman şu partiye oy verebilir, kimi zaman bu partiye; kimi zaman şu kişiye, kimi zaman bu kişiye; kimi zaman şu anayasaya, kimi zaman bu anayasaya... Eğer olayın gerçeğini kavramak istiyorsak, o dönemdeki somut sosyal ve siyasal gerçekleri incelemekle amaca varabiliriz. Halkın oyuna saygı duymak gerekir. Ne var ki bu saygı halka tapınmak anlamına gelmez; çünkü böyle bir yaklaşım yanıltıcıdır.
*
Tarihi yapan, halk kitleleridir. Ne kadar engellenirse engellensin, halk kitlelerinin belirleyici rolü zaman geçtikçe etkinleşecektir, boyutlanacaktır, derinleşecektir. Halk kitleleri, çoğunlukla kol emeğiyle yaşamını sürdürenlerden oluşur; aydın kesimi ise kafa emeğini simgeler. Aydınla halk kitleleri arasındaki bağdaşma, kafa emeğiyle kol emeği arasındaki bütünleşmeyi sağlar.
Her ülkede olduğu gibi Türkiye’de aydınların halkla bütünleşmeleri kolay olmamıştır, olmayacaktır. Bütünlüğün uzun bir süreç içinde gerçekleşmesi doğaldır.
*
Kimi “aydınlar” tanıdım. Bunlar kendilerini kral, padişah, en azından prens ya da şehzade sanan türden idiler. Ellerini kürsüye koyarak ve önlerinde dalgalanan kalabalığa yüksekten bakarak mikrofondan seslenirlerdi:
- Halkım benim...
Sanırlardı ki halk hemen kendilerini dört kollu tahtırevana yerleştirip iktidarın görkemli saraylarına taşıyacak; altın yaldızlı tahtlara oturtacak...
Bu düşler gerçekleşmeyince “benim halkım” tu kaka oldu; aklı ermez körler ve sağırlar kalabalığı yerine kondu. Aldanışların tepkisi ruhsal değişimlerin kaynaklarını suladı. Bu çarpıcı örnekler ortada olduğu için Melih Cevdet’e hak veriyorum; “halkım benim” demekten sakınalım.
Bırakalım şu “mülkiyet” kokusu taşıyan deyimi...
(14 Aralık 1982 tarihli yazısı)
'Halkım Benim...'
Yazarın Son Yazıları
Savcının geleceği parlak görünmüyor
Aydınlığın bilgesi İlhan Selçuk'un 14 Mart 2010 tarihli yazısı...
İlhan Selçuk'un "Penceresi" bugün son yolcuğuna uğurlanacak olan ağabeyi Turhan Selçuk için açıldı. Usta yazar yayınlanmış yazılarından biri olan 'Karikatüre övgü..."de çizginin gücünü anlatıyor.
Turhan Selçuk'un sanatta 60. yılında basılan 'Önce Çizgi Vardı... "çizgide 60.yıl"' adlı derleme kitabında İlhan Selçuk ağabeyini duygu dolu sözlerle kaleme almıştı. Ağabeyine 'gördüğümüz rüyanın birbirine benzemesi doğaldı' diyen Selçuk'un kaleminden Turhan Selçuk...
Aydınlığın bilgesi İlhan Selçuk'un 24 Şubat 2010 tarihli yazısı...
Aydınlığın bilgesi İlhan Selçuk'un 19 Aralık 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 18 Aralık 2009 tarihli yazısı
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 17 Aralık 2009 tarihli yazısı
Cumhuriyet gazetesi yazarı ve İmtiyaz Sahibi İlhan Selçuk'un töre cinayetlerini kaleme aldığı 17 Kasım 2006 tarihli yazısı.
Aydınlığın bilgesi İlhan Selçuk'un 6 Aralık 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 5 Aralık 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın bilgesi İlhan Selçuk'un 4 Aralık 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın bilgesi İlhan Selçuk'un 3 Aralık 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın bilgesi İlhan Selçuk'un 2 Aralık 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın bilgesi İlhan Selçuk'un 1 Aralık 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 29 Kasım 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 28 Kasım 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 26 Kasım 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 25 Kasım 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın bilgesi İlhan Selçuk'un 24 Kasım 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 22 Kasım 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın bilgesi İlhan Selçuk'un 19 Kasım 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın bilgesi İlhan Selçuk'un 18 Kasım 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın bilgesi İlhan Selçuk'un 17 Kasım 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın bilgesi İlhan Selçuk'un 10 Kasım 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 4 Kasım 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 3 Kasım 2009 tarihli yazısı:
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 16 Ekim 2009 tarihli yazısı
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 15 Ekim 2009 tarihli yazısı
Cumhuriyet Gazetesi, Başyazar İlhan Selçuk'un daha önce yayımlanmış yazılarını tekrar yayımlayarak değerli kalemi okurlarıyla buluşturmaya devam ediyor.
Yaşadığı sağlık problemlerinin ardından hızla iyileşen Cumhuriyet'in değerli kalemi İlhan Selçuk'un 'Müslümanlık Ham Ervahlık Değildir' isimli yazısı bugünkü Cumhuriyet gazetesinde tekrar yayımladı.
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 11 Eylül 2009 tarihli yazısı.
Aydınlığın bilesi İlhan Selçuk'un 8 Eylül 2009 tarihli yazısı...
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 31 Temmuz 2009 tarihli yazısı...
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 30 Temmuz 2009 tarihli yazısı...
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 29 Temmuz 2009 tarihli yazısı...
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 28 Temmuz 2009 tarihli yazısı...
Aydınlığın Bilgesi İlhan Selçuk'un 26 Temmuz 2009 tarihli yazısı...