Bağımsızlığını Yitiren Halkların Sonu

21 Ağustos 2021 Cumartesi

Türk devrimi, dünya sömürgenlerine karşı onurlu bir direnişin ardından aklın, yurttaşın ve yurdun bağımsızlaşması üzerinde temellenir.

Bağımsızlıkla güneşlenen ve havalanan ortam, ortaçağa takılıp kalmış, sömürgeleşmiş, bilisiz bırakılmış, uygarlık atılımlarından habersiz bir toplumu çağdaşlık, özgürlük ve halkçı yönetimle buluşturmuştur.

Bugün 1923 devrimine düşman bir iktidarın kemire kemire bitiremediği varsıl kamu malları ve zenginlikler, bilimsel gelişmeler ve atılımlar, o bağımsızlık sayesinde gerçekleşmiştir.

“Bağımsızlık benim karakterim”dir diyen bir halk önderinin yükselttiği ülke, bugün işbirlikçi gericiliğin pençesindedir.

İşbirlikçi gericiliğin bir ülkeyi ne hale getirdiğinin en acı örneği Afganistan’da yaşanmaktadır. 

Bir zamanlar Atatürk Türkiyesi’nden esinlenerek uygarlıkla buluşmak isteyen Afganistan, dünya sömürgenlerinin çıkarlarının mengenesinde bağımsızlığını tümüyle yitirmiş ve çağlar gerisine düşmüştür.

Bizdeki casusluk örgütü Fethullahçılar örneğinde olduğu gibi, ABD’nin, Sovyetler Birliği’ni kuşatacak “yeşil kuşak” tasarımı çerçevesinde yetiştirilen besleme talebeler (Taliban), Afganistan’ı, halka zorbaca hükmetmeyi, kadınları köleleştirmeyi, tüm insancıl değerleri yok etmeyi öngören yobaz bir karanlığa boğmuşlardır.

Gün gelmiş, yetiştirdiği talebelerin yönetimi ile yine çıkarları çerçevesinde ters düşen ABD, NATO üzerinden kurduğu bir tür manda yönetimi ile Afganistan’ı uzaktan, kukla kişiliklerle yönetmeye başlamıştır.

Öyle ki dönemin ABD Başkanı Bush, Afganistan’ın başına oturtulan işbirlikçi Karzai’yi, Amerika’dan Kâbil’e dönmek istemeyince, “Ülkene dön ve derhal işinin başına geç” diye haşlayabilme gücünü kendinde bulmuştur.

ABD, tıpkı işgal ettiği birçok ülkede olduğu gibi, işbirlikçilerini kendi kaderlerine terk ederek Afganistan’dan ayrılırken ardında acı, gözyaşı, kargaşa ve intikam duygularıyla dolu bir ortam bırakmıştır.

Geride hem Rus, hem ABD işgali yaşamış, yine Taliban vahşiliği ile geleceği kararacak bir zavallı halk kalmıştır.

Bağımsızlığını yitiren, kimliğini de yitirir.

Bu gerçeği; ne bir zamanlar ABD’nin güdümünde Taliban’ın liderlerliği yapan Gulbettin Hikmetyar, ne de onun dizi dibinde oturan BOP eşbaşkanları bilebilir!

Olan hem dış, hem de iç sömürgenler tarafından gecelerin kuytuluğuna sürülen halklara olur...


HORMONLU BÜYÜMENİN SONU

Makina Mühendisleri Odası’nın hazırladığı son sanayi sorunları raporunda şöyle bir değerlendirme var: 

Erdoğan’ın, yükselen enflasyona ve onu körükleyen döviz fiyatı artışlarına rağmen, ekonomik büyüme yönündeki ısrarcı eğilimi, bir erken seçim avantajı yakalama planı olarak değerlendirilirken bunun, yakın zamanda örnekleri görülen yeni bir çalkantıya davetiye olduğu da yaygın bir analiz. Büyümenin devamı için faiz indirimini Merkez Bankası’na dayatmak ve kör bir ‘faiz indirimi enflasyonu düşürür’ imanında ısrar, ateşle oynamaktan farklı bulunmuyor.”

Yurttaşta cep delik, cepken delik. Hızla, baraj oyunları ile yine iktidara gelmek isteyenlerin düzenleri altında bir erken seçime gidiyoruz. 

Dileriz muhalefet, kurulan tuzaklara karşı yeterince uyanık olur.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Fısıltı Çalıştayı! 18 Eylül 2021
Efsuncular... 4 Eylül 2021