Bir de Bundan Sonrası Var...

Bir de Bundan Sonrası Var...

18.04.2026 04:00
Güncellenme:
Takip Et:

Saray düzeninin sürmesi için:

- “Önder” dedikleri İmralı’dakinin PKK örgütü hem affa uğrayacak hem de siyaset yapabilecek; CHP ise ya kayyıma devredilecek ya da kapatılacak!

Image

- Ömür boyu hapse mahkûm İmralı’daki, koğuşundan çıkarılacak, devletin kendisine özgülediği konutuna geçecek; öte yanda CHP’nin ne kadar belediye başkanı, yöneticisi varsa içeri atılacak!

- Milli eğitimin başına oturtulan, amacı “ümmet bakışı ile düşünmek, çalışmak, üretmek” olan Cihannüma Derneği’nin kurucusu, okullarda İstiklal Marşı’nı Arapça okutacak; aç karnına derse giren öğrenciler güvenliksiz okullarda gerici eğitimin kinle yetiştirdiği dengesizleşmiş çocuklar tarafından taranarak öldürülecek; öte yanda aynı bakanlık, Eğitim-İş Sendikası’nın “Gençlerden Atatürk’e Mektup” yarışmasını yasaklayacak!

- Saray zengini Kolin, Cengiz, Makyol, Kalyon ve Limak holdinglerine 200 milyar dolarlık vergi kolaylığı sağlanacak; Kıbrıs gazisine 28 bin lira “şeref” aylığı verilecek!

- Devlet hastaneleri etkisiz, işe yaramaz hale getirilip binaları, arsaları özelleştirme adı altında satılacak; yurttaş tedavi için randevu alamayacak!

- Uyuşturucu kullandığı gerekçesiyle sanat dünyasından isimler soruşturmaya uğrayacak, okulların önünde bile uyuşturucu çikolata, çiklet gibi satılacak; iktidar sahiplerinin, siyasetçilerin ve yakınlarının aralarında bulunduğu bilinen zehir kaçakçılarının ağababalarına dokunulmayacak!

- Yandaş gazetelere ilan yağdırılacak, muhalif gazeteciler cezaevine gönderilecek!

- Belediyeler Saray takımınca seçimle kazanılamazsa silkelenecek, yurttaşın oylarıyla muhalefetin aldığı yerel yönetimlere siyasallaşmış yargı eliyle çökülecek!

- Önceden casusluk cemaati Fethullahçıların egemenliğindeki medreselere döndürülmüş üniversiteler, başta Menzil cemaati olmak üzere tarikatçılarla doldurulacak; bilimsel anlamda yetenekli ve değerli bilim insanları fakültelerden uyduruk gerekçelerle uzaklaştırılacak!

Yoksulluk, çaresizlik, vicdansızlık, kıyım, baskı, acımasızlık, haksızlık artacak, artacak, artacak!

Bir de bundan sonrası olacak. Mutlaka ama mutlaka olacak.

KURULUŞUNUN 86. YILINDA KÖY ENSTİTÜLERİ VE TONGUÇ

Aydınlanma, uygarlık için çaba gösterme; çok uzun, yorucu, zorlu, ancak çok da erdemli bir yoldur.

Türkiye, 1923 Devrimi sonrası gerçekleşen kimi olaylar açısından bu saptamayı destekleyen bir laboratuvar olmuştur.

En çarpıcı örnek Köy Enstitüleridir. Bir karşıdevrim dalgası ile yok edilen bu özgün halkçı atılım, kurucu önderleri ile birlikte yıkıcı, gerici zorbalıkla karşı karşıya kalmıştır.

Enstitüler kapatılmakla kalmamış, onlara büyük emek vermiş olan ülkenin yetiştirdiği ender aydınlardan Hasan Âli Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç’a büyük eziyetler çektirilmiştir. Bu durumu, Köy Enstitülerinden yetişmiş eğitimci-yazar Fakir Baykurt şu sözlerle aktarır: “Sen misin ışığı çalan? Sen misin köyleri aydınlatan? Sen misin halka hizmet etmeye kalkışan? Ölüm bir bakıma, çok hafif bir cezadır, ölür kurtulursun. Bir de öldürmeyip çektirmek var. Her gün bir fazla inleterek, bir fazla acı çektirerek, etlerini burarak, kapanmak üzere olan yaralarını yeniden kanatarak çileyi uzatmak var.”

Tonguç’a ne yapmışlar?

Yine Baykurt’un anlatımıyla, işinden alıp daracık bir odada büro memurluğuna getirmişler. Yetmemiş, bakanlık emrine almışlar. Yetmemiş, mahkemeye vermişler. Bu da yetmemiş, beraat ettiği halde bu enerji küpü adamı emekliye çıkarmışlar. Ölümüne değin on iki yılını darlık ve sıkıntı içinde geçirmiş.

Tonguç ne olmuş?

Halkın Tonguç Baba’sı olmuş...

Karşıdevrimciler ders çıkarırlar mı?

Çıkarmazlar.

Tarihin çöplüğü karşıdevrimcilerle doludur.