Mehmet Ali Güller

Göçün ekonomi-politiği

24 Temmuz 2021 Cumartesi

1) Göç (göçmen, mülteci, sığınmacı) sorunu, sadece Türkiye için değil, dünyanın geneli için bir sorundur.

2) Sorunun “son” küreselleşmesinin nedenleri; birincisi neo-liberalizmin sermayeyi ve işgücünü küreselleştirmesi, ikincisi de emperyalist saldırı ve işgallerdir.

3) Tarihsel boyutuyla baktığımızda ise göç, insanlık tarihinin bütününde olan bir yer değiştirme hareketidir. Uygarlık tarihi, sınıf mücadelesi tarihidir ve bu nedenle aynı zamanda göçler tarihidir. Göçebe ile yerleşik toplumların mücadelesi, çobanlar ile çiftçilerin mücadelesi, uygarlığın çok önemli bir aşamasıdır.

Buzul çağı sonrası Kafkaslar üzerinden Mezopotamya’ya göçler de miladın ilk yüzyıllarında başlayarak neredeyse 10 yüzyıl süren Asya’dan Avrupa’ya uzanan büyük göçler de tarihin akışını ve uygarlığı biçimlendirmiştir: Türk kavimlerinin birbirini iten göçleri ile Batı Hunlarının Cermen kabilelerini sıkıştırması, bin yıllık Roma’nın yıkılmasına ve bugünkü Avrupa’nın temellerinin atılmasına neden olmuştur örneğin. Yine Türk ve Moğol göçleri, Oğuzları Bizans’a komşu yapmış ve Anadolu’nun tarihini değiştirmiştir. Ki Anadolu, coğrafi konumu nedeniyle hep kavimler kapısı ve göçün en çok yaşandığı koridor olmuştur.

SORUN SURİYELİ DEĞİL, SURİYE POLİTİKASI

4) Göç sorununda göçmenleri suçlamak, işin en kolay yanıdır ama yanıltıcıdır. Zira hemen her göç, bir zorunluluğun sonucudur. O nedenle kabaca “Hiç kimse, sebepsiz bulunduğu yeri değiştirmez” diyebiliriz.

5) Türkiye’nin göç sorunu bağlamında en büyük problemi, niceliği nedeniyle Suriyeliler sorunudur. Resmi olarak 3.6 ama gayri resmi olarak 5 milyon Suriyelinin Türkiye’de olduğu belirtilmektedir.

Türkiye nüfusunun yüzde 6’sına ulaşan bu yoğunlukta bir Suriyeli varlığı, kuşkusuz ekonomik olarak da siyasi olarak da sorundur. Ancak bu sorunda doğrudan Suriyelileri suçlamak kolaycılıktır ve doğru değildir.

Suriyeli göçünün zorlayıcı tarihsel nedeni, AKP iktidarının Atlantik kuvvetleriyle birlikte Esad rejimini yıkma hedefini 2011’den itibaren uygulamaya geçmesidir. Bu nedeni yok sayarak “Suriyelileri Türkiye’ye geldikleri için suçlamak” sorunlu bir yaklaşımdır.

O nedenle şöyle diyebiliriz: Türkiye’nin “Suriyeli göçmen sorunu” değil, aslında “Suriyeli göçmen sonucu doğuran AKP dış politikası sorunu” vardır.

GÖÇMENLER ÜZERİNDEN SÖMÜRÜ DÜZENİ

6) Afganistan’dan göç konusu, NATO çekilirken AKP iktidarının ABD emperyalizmi adına Afganistan’da görev almak istemesi nedeniyle gündeme gelmiş olsa da uzunca bir süredir bu ülkeden Türkiye’ye göç yaşanıyordu. Afganların bir bölümü Türkiye’de kalırken bir bölümü de Avrupa’ya geçiyordu.

7) Afganlar dışında, uzunca bir süredir, Orta Asya’daki diğer ülkelerden de ülkemize yoğun göç yaşanmaktadır. (Hatta Afrika ülkelerinden bile.)

8) Bu göçlerin “sınır güvenliği” yokmuşçasına kolay sürüyor olmasının temel nedeni, Türkiye’nin egemen sınıfının bu göç konusunu -basında tartışıldığının tersine- kendileri için yararlı görüyor olmasıdır.

Türkiye’nin egemen sınıfı, göçmenleri birincisi ucuz işgücü olarak, ikincisi Türk işçisini tehdit aracı olarak görmektedir. Büyük, orta, küçük pek çok işletmede göçmenler kayıtsız, sigortasız ve asgari ücretten düşük ücretlerle çalıştırılmaktadır. Hatta ev işlerinde de yoğun miktarda Orta Asyalı çalıştırılmaktadır. Egemen sınıf bu ucuz işgücünü, aynı zamanda sigorta isteyen, asgari ücretten fazla maaş isteyen, sendika isteyen Türk işçisine karşı “alternatifin var” diyerek kullanmaktadır. Dolayısıyla göçmenler üzerinden iki yönlü sömürü düzeni kurulmuş durumdadır.

NE YAPMALI?

Sonuç olarak Türkiye, AKP’nin göçmen sorunu doğuran dış politikasından ve ucuz işgücüne dayalı sömürü düzeninden kurtularak -göç sorununu daha fazla artmadan ve örneğin Suriye ile anlaşıp bir ölçüde geriye çevirerek- çözebilir.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları