Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecinde önemli bir yeri olan meclisin açılış günü 23 Nisan 2020 tarihi, sonraki yıllarda bayram olarak kutlandı. Bayram, Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk tarafından çocuklara armağan edildi. Bu anlamlı günün çocuklara armağan edilmesini ve içinde bulunduğumuz haftanın çocuklara yönelik kutlanmasını çok önemsiyoruz.

Ancak diğer yandan, günümüzde giderek bu günün ve bayramın, tarihsel özünden, anlamından koparılarak, göstermelik biçimde kutlanır olması; doğrusu yüreğimizi acıtıyor. Üstelik çocuklarımızın yaşadığı sorunlar ve özellikle de günümüzün önemli sorunlarından olan ‘çocuk yoksulluğu’ üzerinde de yeterince durulmuyor.
23 Nisan’ı kutladık
Oysa böylesi anlamlı günlerde - bayramlarda; Cumhuriyeti, ulusal egemenliği ve demokrasiyi, en çok hatırlamamız, hatırlatmamız ve özellikle de gençlere, çocuklara yansıtmamız gerektiğini düşünüyoruz. Kısacası, bu kavramların anlamını, önemini yeni kuşaklara aktarmalıyız.
Bu yılki 23 Nisan kutlamaları, eğitimde yaşanan son acı olayların etkisi altında kaldı. Her şeye karşın; başta çocuklarımız olmak üzere, herkesin ‘23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı yürekten kutladık, kutluyoruz. Böylesi anlamlı günlerde çocuklarımızın kutlamalarını izlerken, ister istemez usumuzda kendi çocukluk yıllarımız canlanıyor...
Çocuklar hep gülmeli
Bizi çocukluğumuza, ilköğretim ve ortaokul yıllarımıza, o dönemlerin hiç unutamadığımız
anılarına doğru adeta bir ‘zaman yolculuğu’na çıkaran esin kaynağı; bu 23 Nisan’da da yine
rahmetli Çetin Altan’ın o ünlü 23 Nisan yazısını anımsamak oldu.
Çetin Altan, 1968’in 23 Nisan’ında, Akşam gazetesinde; “Egemen bir ülkede özgür ve mutlusunuz”
başlıklı bir yazı kaleme almıştı. Çocuklara yönelik olarak hazırlanan bu ironik yazı; ‘Egemen
bir ülkede özgür ve mutlusunuz’ diyerek başlar, ardından ‘o kadar özgür ve mutlusunuz ki…’
diyerek devam eder ve ülkemiz çocuklarının o dönemde yaşadıkları gerçeklikleri sıralardı. O dönemlerde çok ünlenen ve bilinen bu yazı, sonraları Çetin Altan tarafından plağa da okunmuştu. Biz de pikabımızda defalarca dönen bu 45’lik plağı, yıllarca arşivimizde saklamıştık…
Çocuklar da zorda
Günümüzde çocuk yoksulluğu aslında küresel bir sorun. Düşük, orta ve yüksek gelirli ülkelerde farklı derecelerde ve sonuçlarda görülüyor. UNICEF verilerine göre; dünya genelinde yaklaşık 900 milyon çocuk yoksulluk yaşıyor; yani yiyecek, su, barınma, eğitim ve sağlık hizmetleri gibi temel ihtiyaçlardan yoksun. Yaklaşık 412 milyon çocuk aşırı yoksulluk içinde yaşıyor ve günde 3 dolardan az bir gelirle geçiniyor. TÜİK’in 2025 verilerine göre; ülkemizde çocukların yüzde 36.8’i yoksulluk ve dışlanma riski altında bulunuyor.
Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) bünyesinde yapılan iki farklı araştırma ise, Türkiye’de çocuk yoksulluğunun ürkütücü boyutlara ulaştığını ortaya koydu. Bu araştırmalarla, Türkiye’de 0-17 yaş grubundaki 7,03 milyon çocuğun yoksulluk içinde yaşadığını, bunların 2 milyonunun ise ‘derin yoksulluk’ içinde olduğu belirlendi. Biz bir 23 Nisan’ı daha geride bırakırken; çocuklarımızın önemli bölümümünün yaşadığı zorlu koşullara ve özellikle de çocuk yoksulluğuna bir kez daha dikkat çekiyoruz. Çocuklarımızı ve onların yaşadığı zorlukları hiçbir zaman unutmayalım.
***
Manisa ve Mesir
Manisa denilince akla ilk gelen konulardan biridir Mesir. Aynı zamanda Manisa’ya özgü 486 yıllık bir gelenektir. Mesirin çok köklü bir geçmişi ve tarihçesi vardır. Her yıl nisan ayı geldiğinde, baharla birlikte Mesir heyecanı sarar Manisalıları...

Bu yıl da öyle oluyor. Manisalılar neredeyse 500 yıllık bir geçmişe uzanan Mesir’e sahip çıkıyorlar. Yerel yönetimler, kamu kurumları, Mesir’i ve Manisa’yı Tanıtma Derneği işbirliği yaparak Mesir’i yaşatıyorlar. 21-26 Nisan tarihleri Manisa’da Mesir haftası olarak kutlanıyor.
MESİR FUARI VE KORTEJİ
Hafta kapsamında, Manisa 32. Manisa Mesir Sanayi ve Ticaret Fuarı da açıldı. Fuar’ın açılışına katılan CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban ve Şehzadeler Belediye Başkanı Hakan Şimşek; herkesi Manisa’daki Mesir etkinliklerine davet ettiler.
Mesir kortejine de öncülük yapan başkanlar, şöyle konuştular: “Bu topraklarda yüzyıllardır şifanın, paylaşmanın ve dayanışmanın simgesi olan Mesir, bugün üretimin ve ortak emeğin gücüne dönüşüyor. Geleneğimizden aldığımız güçle birlikte üretecek, birlikte büyütecek; Manisamızı emeğin, üretimin ve dayanışmanın kenti olarak yarınlara taşıyacağız.”
486 yıllık gelenek
Mesir, 41 çeşit farklı baharat ve bitkinin karışımından oluşuyor. Tarihi bilgilere göre Hafsa Sultan’ın şifa bulmasından beri şifalı olduğuna inanılıyor. Yüzyıllardır süren bu gelenek, günümüzde UNESCO’nun somut olmayan kültürel miras listesinde yer alıyor. Bu bağamda önemli bir kültürel değer olarak kabul ediliyor.
Manisa kökenli olduğumuz için bizim de özellikle çocukluğumuzda yaşadığımız pek çok anımız var. Ailemizle birlikte katıldığımız mesir macunu atımlarında, en çok kimin mesir kapacağı adeta bir yarışma halini alırdı. Bazıları şemsiyelerini getirip ters biçimde açardı. Mesir törenleri o yıllarda bir şenliğe, şölene dönüşürdü.
Manisa çarşıları
Mesir haftasında Manisa çarşıları daha bir farklıdır. Mesirin geleneksel coşkusu, heyecanı yaşanır dörtbir yanda. Manisa esnafı kente gelecek Mesir ziyaretçilerini beklemektedir. Bizim gibi Manisa kökenli olan değerli dostumuz şair Asım Öztürk; ‘Manisa Çarşıları’ isimli uzun şiirinde, işte bu çarşıları anlatır:
“Sarı güz gömleğimi giydim / Manisa çarşılarında / Sabahlar sevda rengindeydi, // Her şey
toza dumana karışmaya hazır / Sisli bir gökyüzü altında, / Erkenden güz asmaları yayılmış /
Sararan yapraklarıyla ovaya, / Toprak yollarda kuş sürüleri / Başlamış Gediz’in kıyılarından
havalanmaya, // Bir kenttir o, / Gediz ırmağına doğru / Güz yağmurları gibi koşan / Sevdanın
unutulmaz rengidir / Islak sarı güz gömleğiyle / Manisa’nın çarşılarında dolaşan.”
***
‘Köklerden Dünyaya’
Geleneksel Alaçatı Ot Festivali, Çeşme Belediyesi’nin ev sahipliğinde bu yıl 15. kez düzenleniyor. 20-26 Nisan tarihleri arasında yapılacak festivalin bu yılki teması ‘Köklerden Dünyaya’ olacak. İki kentimizin okullarında yaşanan saldırılar ve acı kayıplar nedeniyle, festivalin eğlenceye dönük etkinlikleri ertelendi.

İlk 3 günü gastronomiye ayrılacak festivalde, profesyonel şeflerin yanı sıra gastronomi liselerinden ve üniversitelerinden öğrencilerin katılımıyla uluslararası yemek yarışmaları yapılacak. Festival söyleşiler, gastronomi atölyeleri, sergiler, kültür ve çocuk etkinlikleri ile sürecek.
ULUSLARARASI FESTİVAL
Bu yılki festivalin en önemli özelliği, ilk kez uluslararası ünvanıyla konuklarını ağırlayacak olması. Etkinliğin ev sahipliğini yapan Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli, bu güçlü yerel mirasın artık uluslararası bir marka haline geldiğini söyledi.
Denizli, festivalin aynı zamanda Ege mutfağını dünyaya tanıtmak için de önemli ve büyük bir fırsat sunduğuna dikkat çekti. Gastronomi ve Ege mutfağı tutkunlarını Alaçatı’ya davet etti.
KÜLTÜR-GASTRONOMİ-DOĞA
Ege’nin endemik otlarını, yerel üreticilerin emeğini ve bölgenin kültürel belleğini merkezine alan festival; sürdürülebilirlik, biyoçeşitlilik ve yerel üretim odaklı düzenleniyor. Festivalin Çeşme ekonomisine ve yöre turizmine önemli katkılar yapması bekleniyor.
Biz de bu güzel etkinliği düzenleyen başta Çeşme Belediye Başkanı Lâl Denizli olmak üzere, tüm kurum ve kuruluşları, emeği geçen herkesi kutluyoruz. Festivalin başarılı geçmesini ve Çeşme ekonomisine, turizmine önemli kazanımlar getirmesini içtenlikle diliyoruz.