Son dönemlerde muhalefet çevrelerinde kimilerinin Cumhuriyet kavramını, kimilerinin de demokrasi kavramını öne çıkardıklarına tanık oluyoruz. Bu iki kavram sanki birbirinden çok farklıymış gibi, bunlar çevresinde ayrışmalar örülmeye ve öbekleşmeler oluşturulmaya çalışılıyor.
Oysa bu iki temel kavram, yani Cumhuriyet ve demokrasi, birbirini bütünlüyor ve birbirine güç veriyor. Biz, Cumhuriyet ve demokrasi değerlerini, aynı ölçüde önemsiyor ve değer veriyoruz. Ülkemizin muhalif kesimlerinin rotasında, yol haritasında birlikte yer almaları gerektiğini savunuyoruz.
İKİSİ DE BİRDEN
Bu yol haritasında, Cumhuriyetin kurucu değerleri ile demokrasinin evrensel değerleri aynı ölçüde önemlidir. Bu ana kaldıraçların yalnızca birisine yaslanmak ve onu öne çıkarmak yeterli olmaz. O nedenle biz “hem Cumhuriyet hem demokrasi, ikisi de birden” diyoruz. Siyasal-toplumsal mücadelenin yönsemesinin ve yol haritasının, bu ana hedefler doğrultusunda oluşturulması gerektiğini düşünüyoruz.
Başta antiemperyalizm, antifaşizm, çağdaşlık ve laiklik olmak üzere Cumhuriyet değerleri; sömürgeciliğe, gericiliğe ve çağdışılığa karşı en temel dayanaklardır. Günümüzde, ülkemizin siyasal, toplumsal koşullarında, olmazsa olmazlarımızdır.
DEMOKRASİ-OTOKRASİ
Son dönemlerde özellikle otoriterlik tartışmaları gündemde önemli yer tutuyor. Demokrasiyi, demokratik yönetim anlayışını tehdit eden otoriterlik; kutuplaşmadan, gerginlikten besleniyor ve emperyalizme yaslanıyor. Yaşadığımız dönem, içinde bulunduğumuz tarihsel, siyasal, ekonomik ve sosyal koşullar da doğrusu bu anlayışa çok uygun bir zemin ve ortam yaratıyor. Ekmek, iş ve aş derdindeki insanlar, halklar; egemenler tarafından birbirine düşürülüyor.
Bütün dünyada ötekileştirme, yabancı düşmanlığı ve ırkçılık yükseliyor. Adeta İkinci Dünya Savaşı öncesindeki koşulları yaşıyoruz. Oysa tarihte yaşananlardan ders alınmalıdır. Eğer ders alınmazsa insanlık yeniden aynı acıları yaşar. Haksız savaş, kavga, çatışma insanlığın yararına değildir, emperyalist amaçlara hizmet eder. Otoriterliğin aldatıcı propagandasına ve söylemlerine itibar edilmemelidir. Kutuplaşmaya, gerginliğe, ırkçılığa, ötekileştirmeye prim verilmemelidir.
TEMEL AYRAÇ
Öyle görünüyor ki önümüzdeki sürecin temel belirleyeni ve aynı zamanda siyasal ayracı, “Otoriterlik mi, demokrasi mi” sorusu olacaktır. Bu durumun yalnız bizim ülkemiz için değil, genel anlamda bütün dünya siyaseti için de geçerli olacağını düşünüyoruz. Macaristan’daki son seçimlerde otoriterliğin simge isimlerinden Orban’ın açık ara yenilmesi, demokrasi açısından yeni bir durum ortaya çıkardı.
Bizim ülkemizde de benzer gelişmeler yaşanıyor. Parlamenter demokratik sistemden uzaklaşılmasının ve çok köklü meclis geleneğinin örselenmesinin ortaya çıkardığı sıkıntılar, her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Günümüzdeki yönetsel anlayışın ülkeyi getirdiği çıkmaz, bugünlerde daha çok fark ediliyor. Artık pek çok siyasal çevre ve toplumsal kesim, demokrasiye dört elle sarılmanın gereğine inanıyor.
OTORİTERLİĞİ AŞMAK
Dünyada yaşanan ekonomik ve sosyal koşullar, zorluklar; hemen bütün ülkeleri ve halkları, bir durum değerlendirmesi yapmaya ve izlenen siyasal tutumları gözden geçirmeye zorluyor. Başta Trump olmak üzere otokrat liderlerin yarattığı siyasal, yönetsel ve sosyal tahribat, artık bütün dünyada sorgulanmaya başladı.
Bütün bu yaşananlardan sonra, otoriterliğin çıkmaz yol olduğu daha iyi kavranabilir. “Şahsım devleti” anlayışının yerini, yerleşik kurumlar ve kuruluşlar, gelenekselleşmiş kurallar alabilir.
Doğal olarak önümüzdeki süreçte, ABDAB ve Türkiye ilişkilerinde yeni bir dönem başlayacaktır. Şimdi tüm siyasal aktörlerin konumlarını, durumlarını, siyasetlerini yeniden değerlendirmelerinin ve yeni yol haritaları oluşturmalarının zamanıdır.
BİRLEŞİK CEPHE
Ülkemizin Cumhuriyetten, demokrasiden yana tüm siyasal çevreleri, toplumsal güçleri; en geniş ortaklaşmayı sağlamak durumundadır. İçinde bulunulan ulusal ve uluslararası koşullar, bu durumu zorunlu hale getiriyor.
Biz, Cumhuriyet ve demokrasi temelli bir birleşik cephe politikası, günümüzün temel yönsemesi olmalıdır diye düşünüyoruz. Ülkemizin, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında; Cumhuriyet değerleri ve parlamenter demokrasi ilkeleri doğrultusunda yeniden inşası görevi, önümüzde boylu boyunca durmaktadır.