Adalet pazarlığı!

11 Temmuz 2021 Pazar

Biz muhalif gazeteciler, Cumhuriyet savcılarından çokça davet alırız. 

Türkiye’ye özgü bir sıklıkta adalet saraylarında düzenlenen bu davetlere icabet etmemek gibi bir şansımız yoktur; çünkü üstünde “Çağrı Kâğıdı”, altında bir uyarı yazar: “Gelmediğiniz takdirde CMK’nin 44-146 maddeleri uyarınca ZORLA GETİRİLME EMRİ düzenleneceği, ayrıca yapılan masrafların tarafınızca ödeneceği hususu bilgilerinize rica olunur.”

Nisan ayında yine böyle bir çağrı aldım. Müşteki Özdemir Bayraktar vekilinin Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikâyet dilekçesi üzerine, gazetemiz Cumhuriyet’te 14 Mart tarihli “Bir daha asla olmasın diye unutma, hatırla!” başlıklı yazımla ilgili olarak soruşturma başlatılmıştı. 

Şaşırdım.

Dünür alıntı peşinde

Şikâyete konu yazımda, değerli meslektaşım Mustafa Hoş’un Neo Türkiye’nin Panzehiri Hafızadır başlıklı kitabını tanıtmışım, kitaptan kısa bir de alıntı yapmışım. Alıntı da aslında 2012 yılında işlenen bir cinayet hakkında 2012 yılındaki basın haberlerinden alıntı... Meğer Mustafa Hoş ve kitabı da dava edilmiş. Ben de yaptığım alıntıyla “adil yargıyı etkilemek” iddiasıyla suçlanıyorum.  

Neyse. Cumhuriyet gazetesinin hukuk bürosu devreye girdi, savunmamızı verdik. Ama naçiz yazarınız, avukatlarımız ne kadar yetkin, savunmamız ne kadar sağlam olursa olsun müştekinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dünürü olduğunu düşünerek dava açılacağına kesin gözle bakıyor. Dolayısıyla mahkeme celbi bekliyor artık.

Ver para, kapansın dava

Beklediğim celp (henüz) gelmedi, ama geçen hafta, yine Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan bir ön ödeme önerisi geldi.

Öneri, aynen şöyle: 

“Yukarıda yazılı suçu işlediğiniz anlaşıldığından bu suça temas eden yukarıda gösterilen yasa maddeleri uyarınca 1000 TL adli para cezası ile 19 TL soruşturma gideri olarak toplam 1019 TL’yi işbu ön ödeme ihtarının tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde Cumhuriyet Başsavcılığımızdan alacağınız tahsilat fişi ile Maliye veznesine ödeyip vezne alındı makbuzunu Cumhuriyet Başsavcılığımıza ibraz ettiğiniz takdirde hakkınızda kamu davası açılmayacaktır. Ancak yukarıda belirtilen adli para cezasını süresi içinde ödemediğiniz takdirde hakkınızda kamu davası açılacağı TCK’nin 75. maddesi uyarınca tebliğ olunur.”

Bedelli yargı hizmeti

Gözlerim fal taşı gibi açıldı. 

Hukukçu değilim, ama 1996’da başladığım köşe yazarlığında “en çok dava açılan kadın gazeteci” rekorumu kimseye kaptırmıyorum ve hukuka dayanarak adaleti sağlamakla görevli yargı konusunda ister istemez epeyce fikir sahibiyim! Nasıl bir (torba) yasa çıkarılmış olursa olsun, Cumhuriyet Savcılığı’nın yargısız infazdan farksız “suçu işlediğin anlaşıldı, peşin öde, davadan kurtul” önerisi; burası Türkiye olsa bile benim adaletten çıkardığım anlama çok ters geldi! 

Atılı suçu işlediğim, hâkim önüne çıkmadan nasıl anlaşılmıştı? Cumhuriyet Savcılığı hem iddia hem karar makamı mıydı? Adil yargılama böyle mi oluyordu?  

Kamu davası açılacak kadar ağır bir suç işlediysem, maliyeye 1019 TL ödeyip yargıdan kurtulmak, “pazarlığa bağlı adalet” değil de neydi? 

Takipsizlik diye bir şey var!

Yanlış anlaşılmak istemem, Cumhuriyet savcıları bu abukluktan sorumlu değil. TCK’nin 2004’te kabul edilen ve 2016 ile 2019’da kapsamı genişletilen 5237 sayılı yasanın 75. maddesindeki “basit, cezası az” suçlarla mahkemeleri meşgul etmemek için öngörülen düzenlemeye uyuyorlar. 

Ancak maksat mahkemelerin yükünü hafifletmek ise daha basit bir çözüm var: Örneğin 2012’de işlenen bir cinayete dair zamanın gazete haberlerini 2021’de yayımlayan kitap, gazete ve yazarlar hakkında yapılan şikâyetlere takipsizlik kararı vermek! 

Çünkü Cumhuriyet savcılarının, her şikâyeti dava konusu yapmama yetkisi de var! 

Ama şikâyet konusu muhalif bir gazeteci ya da şikâyetçi Cumhurbaşkanı’nın dünürü olunca, galiba bu yetkiyi kullanamıyorlar...

Cumhuriyet’in hukuk bekçileri

Savcılıktan gelen ön ödeme önerisini kabul etmekten yana değildim. Ama yine de Cumhuriyet hukuk bürosundaki kahramanlarımıza bildirdim. Avukatlarımız gerçekten birer kahramandır, çünkü bizim gazeteye dava açılmaz, yağar. Ve onlar, o çığın önünde bend olur, kaleyi 7/24 savunurlar. Yanıt gecikmedi. Tam umduğum gibiydi: “Suçu kabul anlamına gelen ön ödemeyi yapmıyoruz. Davanın açılmasını bekliyoruz.” 

Haydi bakalım, rasgele. 

Kaderde Cumhurbaşkanı dünürüyle de yargıda boy ölçüşmek varmış, ölçüşelim bakalım! 

WEX ROBOTICS’ten açıklama: 

Amerikan robotik firması Wex Robotics’in Türkiye distribütörü Eğimtek (EducatHUB) firmasının kurucusu Mehmet Özdemir’den, geçen pazar bu köşede yayımlanan ve MEB Bakanı Ziya Selçuk’un emriyle erişime yasaklanan “Kucaktan kucağa Milli Eğitim” başlıklı yazıma dair bir ileti aldım.

Mehmet Özdemir, Adnancı imam Altuğ Revnak Eti’nin Wex Robotics’le ortak çalışma önerisini reddettiğini, reddettiği için hem örgüt üyesi Eti tarafından tehdit edildiğini hem de MEB’le iş yapmasının engellendiğini bildirdi. Kanıt olarak da Altuğ Revnak Eti’nin onlarca tehdit mesajından ikisinin ses kaydını gönderdi.  

Özdemir, “WEX Robotics dünyanın en büyük robot firması olmasına rağmen Ziya Selçuk’un bakanlığı öncesinde de, Ziya Selçuk bakanlığı döneminde de hiçbir devlet ihalesi almadı. Maya Koleji’nde hiç WEX Robotics olmadı” diyor. MEB bakanının kardeşi Oktay Selçuk ile Selçuk Özdemir’in sahibi olduğu Bilişim Garaj Akademi’nin; Wex Robotics yazılımı EducatHUB’in en büyük rakibi olduğunu vurguluyor. 

Böylece Adnancı kız tavlama imamı Altuğ Revnak Eti’nin, Maya Okulları başta kafa kola aldığı okullarda, “Wex Robotics” firmasını temsil etmediği ve izinsiz kullandığı bir dünya markasını daha suiistimal ettiği anlaşılıyor!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Adalet pazarlığı! 11 Temmuz 2021
Afra, tafra, mafya 27 Haziran 2021
Kullanışlı düşmanlık 20 Haziran 2021
Para yoksa, umut var! 13 Haziran 2021