Çakma tarih, satılık coğrafya!

25 Mart 2018 Pazar

Cehalete terk, cahillere emanet edilen cinnet vatanda, püsküllü püskülsüz Kadir’ler ve televizyon dizilerinden öğrenilen “yeni” tarihin mimarları, parodi dalında efsaneler yazıyor! Birkaç yıl öncesine kadar Çanakkale Zaferi’ni evliya taburlarına kazandıran zevat, zamanla ustalaştı ve görünmez evliya yalanından vazgeçip, görünür gerçeği tersyüz etmek taktiğini seçti: Çanakkale’de artık evliyalar muzaffer değil. Ama ortada pek övünülecek bir zafer yok, zaten olanı da Mustafa Kemal komutasında kazanılmadı. Dolayısıyla Çanakkale Zaferi’nin 103.’üncü yıldönümü çoğu yerde, zaferi kazanan komutan anılmadan kutlandı.
Eğer Türkiye gelecek yıla da aynı siyasal şablonla girecek olursa, yeni tarihçilerin 104.’üncü yıldönümü için hazırladığı parodiyi şimdiden söyleyebilirim: Çanakkale Zaferi’ni Almanlar kazandı, boşuna bir savaştı, işgal orduları zaten üç yıl sonra Çanakkale’yi çatışmadan geçtiler, onca askeri orada heba etmeseydik, halifeliği savunurduk, Osmanlı parçalanmazdı…
Nasıl parçalatmayacaklarına dair ne uydururlar, bilemiyorum.
Hangi yönde saçmalayacaklarını rahatlıkla seziyorum, ama rasyonel mantığımla saçmalıkta hangi düzeye çıkacaklarını öngörmem çok zor!

***

Gülüp geçmeyin.
Tarihin bariz deformasyonu olsa da bu parodi tarih yazılımına devletin en üst düzeyi rağbet ediyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan bile hataya düşebiliyor. Örneğin bu yıl Çanakkale Zaferi’ni kutlayan konuşmasında, lafı bir ara
Osmanlı’nın toprak kaybına getirerek, “30 milyon km2’den 780 bin km2’ye düştük” diye hayıflandı.
Sayın Cumhurbaşkanı’nın bu sanrısı (yanlış algı), “İkinci Abdülhamit hiç toprak kaybetmedi” çarpıtmasının devamı ve hızla süren tarih deformasyonunun bir parçasıdır.
İkinci Abdülhamit döneminde, Ruslar Erzurum’u; İngilizler Kıbrıs ve Mısır’ı, Fransızlar da Tunus’u almıştır.
Osmanlı Devleti’nin yüzölçümüne gelince, hiçbir zaman 30 milyon km2’yi kapsamadı.
En geniş hacmi 1595 İkinci Murat döneminde olup 19 milyon 902 bin km2’ye yayılıyordu.
1913’te 180 bin km2’si Avrupa’da, 1 milyon 800 bin km2’si Asya’da, 3 milyon km2’si Afrika’da olmak üzere, toplam 4 milyon 980 bin km2’yi buluyordu.
1913’ten 1923’e, sadece 10 yılda 4 milyon km2 toprak kaybedildi, evet.

***

Tıpkı İkinci Abdülhamit’in kaybettiği topraklar gibi, bu topraklar da insanlığın sosyolojik dönüşümü gereği, geopolitik bir zorunluluk olarak kaybedilecekti, öyle de oldu!
Çünkü 19. yüzyılın sonuna doğru halklar, yurttaşlık ve millet bilincini sahiplenmiş, kulluk ile ümmet toplumsallaşmasının sonu gelmişti.
Elbette ki tüm sömürge imparatorlukları gibi Osmanlı da dağılacaktı!
Hatta en köhne, en geri kalmış, en cahil ve yoksul imparatorluk olduğu için elbette hepsinden önce parçalanacaktı…
Japon İmparatorluğu, 1868’den 1945’e kadar 7 milyon 400 bin km2 toprak kaybetti.
Bugünkü Japonya’nın yüzölçümü 127 milyon nüfusuna karşın sadece 377 bin 962 km2.
Güney Amerika fatihi Portekiz İmparatorluğu, 1824’e kadar 10 milyon 400 bin km2’ydi. Koca Brezilya’nın sahibiydi.
Bugün sadece 92 bin 212 km2’lik bir ülke.
Güney Amerika’nın öteki fatihi İspanya İmparatorluğu, 1898’de Osmanlı’nın dört katı, 19 milyon 200 bin km2’lik bir yüzölçümüne yayılıyordu.
Bugünkü İspanya’nın yüzölçümü, 505 bin 990 km2.

***

Üzerinde güneş batmayan Britanya İmparatorluğu, 19. yüzyılın sonunda Osmanlı’nın zirvedeki yüzölçümünden iki kat büyüklükteydi: 33 milyon 700 bin km2’ye yayılan mülkünde zamanın dünya nüfusunun yarısı, 458 milyon insan yaşıyordu.
Bugün Britanya, İskoçya’yı saymazsak 242 bin 495 km2’den ibaret bir ülke…
İkinci Fransa İmparatorluğu, 12 milyon 898 bin km2’ydi. Bugün Fransa, 643 bin 801 km2.
Liste uzun.
Dünyadaki bütün imparatorluklar, fethettikleri topraklardaki halkların millet bilincine kavuşması ve bağımsızlıklarını elde etmek için başlattıkları mücadele sonunda dağıldılar.
Osmanlı da dünyadaki sömürge imparatorluklarından biri ve 18. yüzyıldan öteye bunların ne en büyüğü, ne de en güçlüsü ya da gelişmişiydi.
Oysa Atatürk’ün başlattığı Kurtuluş Savaşı sayesinde Türkiye Cumhuriyeti, bugün Rusya hariç eski emperyal rakiplerinin hepsinden daha geniş bir yüzölçümüne sahip: 783 bin 562 km2.
Tarihi yalan dolanla tahrif edenlerin, sata sata bitiremedikleri kadar büyük bir coğrafyadır, Türkiye.  


Yazarın Son Yazıları

Varlık, yokluk, NAVTEX! 20 Eylül 2020
‘Survivor’ gazileri 6 Eylül 2020
Künye 23 Ağustos 2020
Maarem 16 Ağustos 2020
Tavşanlar da ateş eder! 9 Ağustos 2020
Suat Derviş’in romanı 2 Ağustos 2020
Diriliş: Engizisyon 12 Temmuz 2020