Yolsuzluk aynı, kalibre farklı

22 Kasım 2020 Pazar

1924 yılında “Sürrealizm Manifestosu”nu yazan ozan Andre Breton’un en büyük hayali Meksika’ya gitmek ve oradaki sanatçılara Avrupa’daki gerçeküstücü akımı tanıtmaktı. 

Hayali 1938 yılında gerçekleşti. Fransız hükümeti tarafından gönderildiği Meksika’da konferanslar verirken Leon Troçki’yle tanıştı ve Frida Kahlo, Diego Riviera gibi önemli sanatçılarla birlikte ülkenin en ücra köşelerine kadar gitti, gezdi.  

Andre Breton, Meksika’da sık sık yer değiştirirken değişen yazı masalarından şikâyetçiydi. Bir süreliğine yerleştiği Patzcuaro yakınlarındaki küçük köyde bir marangoz atölyesi keşfedince, gezilerde yanında taşıyabileceği bir yazı masası yaptırmak istedi. Marangozla konuştu, bir masa krokisi çizdi, üstüne boyutlarını yazdı. “İşte böyle bir şey istiyorum” dedi: “Yapabilir misin?

Şaheser dile gelse

Breton, mimar değildi. Ressam değildi, zaten yeteneği de yoktu. Çizdiği masa çarpık bacakları, orantısız çekmeceleriyle tabii ki yaklaşık bir kroki olup henüz kalem tutamayan bir çocuk resminden farksızdı. 

Meksikalı marangoz, krokiye uzun uzun baktı. Sonra şaire dönüp “Yaparım” dedi: “Bir hafta sonra gel, al.” 

Andre Breton, bir hafta sonra gittiğinde gerçekten masa hazırdı. Onun kargacık burgacık krokisinin bire bir kopyası olarak, çarpık bacakları, orantısız çekmeceleriyle ortada duruyordu!

Marangoz, kollarını gururla kavuşturup “Nasıl?” dedi: “Doğrusu kolay olmadı, ama yaptım.” 

Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Andre Breton, kısa bir sessizlikten sonra kollarını açıp marangozu, “Bu bir şaheser!” diye kucakladı ve sanat tarihine geçecek teşhisini koydu: “Ben burada ne arıyorum? Meksika zaten sürrealist, gerçeküstü yaşıyor!”

Sürrealist mafyalar

Eski uygarlıkların beşiği Meksika, salt sanat ve kültürde değil, pek çok alanda gerçeküstü genler taşıyan ve yolsuz siyasilerden korkunç mafyasına, gösterdiği sürrealist performansla kötücül evrene parmak ısırtan bir büyük ülkedir, değerli okurlarım. 

Dünyanın en vahşi mafyaları, uyuşturucu kartelleri denilen suç örgütleri Meksika’dadır ve NATO’nun bir raporuna göre bu karteller, sadece 2011 yılında 1778 kişiyi öldürmüş, 322 kişiyi yaralamış, 61 kişiyi kaçırmış; 2012’den öteye aralarında hesaplaşmaya başlamış, sonunda da orduyla savaşmışlardır. 

Suç örgütlerinin böylesi sürrealist bir başarı için elbette ki tepeden tırnağa yoz bir devlete ve yolsuz politikacılara ihtiyacı vardır. 

Zaten Meksika ordusunun kartellere karşı yürüttüğü ve Sinalao mafyasının El Chapo diye anılan lideri Joaquin Guzman ile birkaç yardımcısının ABD’ye teslimatıyla biten “uyuşturucu savaşı” da ulusal politikacıların değil, NATO’nun, CIA’nın, FBI’nın baskısıyla yapılan bir savaştır. 

Realist politikacılar

Nitekim 2018’de ABD’de yargılanmaya başlanan El Chapo’nun sağ kolu olan sanık Alex Cifuentes; mahkemede verdiği ifadelerde eski Meksika Devlet Başkanı Enrique Pena Nieto’nun seçim kampanyası için El Chapo’yla bizzat görüştüğünü, ona “250 milyon dolar ver, peşini bırakayım!” dediğini, “100 milyon veririm” cevabını alınca da hemen kabul ettiğini iddia etmektedir. Sanık Alex Cifuentes, 100 milyon dolar rüşveti Başkan Nieto’ya elden teslim eden kişidir. Morelos kentindeki rüşvet buluşmasına Başkan Nieto’nun yanında CISEN (Meksika’nın MİT’i) yöneticisi Eugenio İmaz Gispert ile geldiğini söylemektedir. 

Biraz araştırdım, 2012 ile 2018 yılları arasındaki Meksika başkanı, pek yakışıklı Enrique Pena Nieto, yolsuzlukta en az uyuşturucu kartelleri kadar sürrealist bir performans sergilemiş. Kırk beş yaşında başkanlık koltuğuna oturduktan sonra Meksika, Suriye’den sonra en tehlikeli ikinci ülke haline gelmiş. 

Ama her işi sürrealist değil. New York Times’a göre iktidarının ilk beş yılında kendisine övgü düzdürmek için medyalara 2 milyar dolar dağıtmış ki satın alacak yerde rüşvet vermek tabii ki vasat bir realizm sayılır. Muhalefet üyeleri ve muhalif gazetecileri izlettirmiş ki bu da realizme bile değil, naif sanata girer. 

Yemlikler aynı, yiyenler hık ikizi

Meksika’daki kamu bankası Banca Monex’i, ona buna yemlik olarak kullanmış. Örneğin sosyal medyayı denetleyebilmek için bu banka aracılığıyla bilgisayar korsanı Andres Sepulvada’ya sürrealist 600 bin dolar karşılığında trol ordusu kurdurmuş ki gerçekten yazık. Çünkü aynı işi altıda birine yaptırabilir, yarım milyon da cebine kalırdı, değil mi?    

Başkan Nieto, Brezilya’nın dev müteahhitlik şirketi Odebrecht’ten Meksika’da hileyle kazandığı kamu ihaleleri karşılığında gerek kendisi, gerek yakın çevresi epeyce milyon dolarlar kaldırmış. Bu da realist. 

İster sürrealist yolsunlar ister realist ya da naif, gördüğünüz gibi dünyanın bütün yolsuz devletlerinde yemlikler aynı, yiyenler de birbirinin hık demiş kopyası. 

Sadece mafyalarda kalibre farkı var: İçimizin acısı, El Chapo’nun tırnağı olamayan milli değerimiz, Alaattin Çakıcı. 


Yazarın Son Yazıları

Damat 15 Kasım 2020
Kiralık işgal 1 Kasım 2020
Varlık, yokluk, NAVTEX! 20 Eylül 2020
‘Survivor’ gazileri 6 Eylül 2020
Künye 23 Ağustos 2020