Günün mönüsü: Emekli amiraller

07 Nisan 2021 Çarşamba

Akademisyenler seslerini çıkarmasınlar. Öğrenciler oturdukları yerde otursunlar.

Kadınlar sokaklara dökülmesinler. LGBTİ+ bireyler ortalıkta görünmesinler. Hukukçular hadlerini bilsinler. Tabipler seslerini kessinler. İşçiler başlarını yerden kaldırmasınlar. İşadamları ağızlarını açmasınlar. Gazeteciler hiçbir şeyi kurcalamasınlar. Emekliler hayatta olduklarına şükretsinler. Çiftçiler analarını da alıp gitsinler. Emekli askerler konuşmasınlar.

Ülkeye, rejime, laikliğe, demokrasiye, adalete, çağdaşlığa sahip çıkan parti, sivil toplum örgütü, sendika, basın, okumuş, okumamış, yetkili, yetkisiz, güçlü, güçsüz kalmasın ortalarda. Hepsi çil yavrusu gibi dağılıp saklansın yuvalarına.

Biz öyle uzaktan, ekrandan, yandan, tam olarak da bakmadan, gözümüzü dikmeden, sinirden oramız buramız seğirmeden, kimseyi ürkütmeden, mümkünse baktığımızı belli etmeden... bakalım... sadece bakalım. 

Bakakalalım. 

BİZ SUSALIM

Bu arada işsiz insan sayısı çığ gibi büyüsün. Yoksulluk günden güne derinleşsin. 

Çalışanlar kazandıkları parayla karınlarını bile doyuramaz hale gelsin. İnsanlar kaderlerine terk edilsin.

Ve iktidar, bir yandan sanki ülkede her şey yolundaymış gibi demeçler verirken diğer yandan da astığımız astık kestiğimiz kestik diye tehditler savura savura “Demokrasiye sahip çıkıyoruz” desin. 

Biz hâlâ susalım.

Hâlâ bir evimiz varsa, penceresinden dışarı bakalım ve susalım. Hâlâ bir işimiz varsa, aç karnına çalışalım ve susalım. Hâlâ bir hayatımız varsa yaşamayalım ve susalım.

Onlar bağırıp çağırsınlar. Çığlık çığlığa herkesi suçlasınlar. Her yeri gözdağına bulasınlar. 

Herkesi hapislere tıksınlar. 

İşlerine gelmeyen sözleşmeleri “Çıktım ben” deyip çöpe atsınlar.

Yüksek mahkemeleri tanımasınlar, anayasayı umursamasınlar. Uluslararası yaptırımları takmasınlar. 

Ne istiyorlarsa hepsini kendi bildikleri gibi yapsınlar.

Ortada ne bir devlet kalsın ne bir bütçe. Yağmaladıkça yağmalasınlar sistemi de Hazine’yi de. 

Biz susalım. 

Sokaklarda dövülen, hırpalanan genç çocuklara bakalım susalım. 

Üniversitelerin kapısına konulan bilim insanlarına bakalım susalım. 

Açlıktan, çaresizlikten kendisini öldüren insanlara bakalım susalım.

Satamadığı ürünün, işleyemediği toprağın, denkleştiremediği hesabın üzerine yığılıp ağlayan insanlara bakıp bakıp susalım. 

Onlar önlerine geleni hainlikle, teröristlikle, gizli bağlantıları olmakla suçlasınlar. 

Yasal partileri yasadışı örgütlermiş gibi dillerine dolasınlar, parmakla gösterdiklerinin hayatlarını karartsınlar. Düşene bir tekme de onlar atsınlar. 

Biz susalım. 

Önümüze bakalım. Uzaklara bakalım. Ama olan bitene bakmayalım. Gözümüzü gerçeklerden kaçıralım.

Onların astığı astık kestiği kestik olsun. Rütbeleri söksünler. Maaşları kessinler. Evlere, barklara el koysunlar. Vatandaşlıkları iptal etsinler. Muhalifleri doğduklarına pişman etsinler...

Düşman bellediklerinin kafaları kopartsınlar, bedenlerini katrana tüye bulasınlar; hepsini çukurlara gömüp taşlasınlar.

Biz susalım. Ağzımızı bıçak açmasın. 

Ya bizi de içeri alırlarsa... ya bizi de işaretlerlerse... ya iş bulamazsak... ya maaşımızı keserlerse... ya çoluğumuza çocuğumuza musallat olurlarsa... ya mahkemelerde süründürürlerse... ya fark edilirsek... ya mimlenirsek... ya... diye diye türlü bahanelerle duralım durduğumuz yerde. 

Şimdi sıra emekli amirallerde.

Sizce yarın kimde?


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları