Siz eve neyi götüremiyorsunuz?

28 Ekim 2020 Çarşamba

Bu ülkede...

Bu ekonomik çöküşte...

Bu olağanüstü dönemde...

Bir esnaf odası başkanının Cumhurbaşkanı’na “Eve ekmek götüremiyoruz” demesinin bir haber değeri yoktur.

Cumhurbaşkanı’nın ona “Bu bana abartılı geldi” demesinin haber değeri vardır.

Ertesi gün aynı esnafın, “Ben Cumhurbaşkanı’na mecazen öyle dedim, biz şakalaşıyorduk” diye açıklama yapmasınınsa değeri skandaldır.

Korku imparatorluğu

Küçücük bir serzeniş yüzünden bile tüm hayatının karartılabileceğini sezen insanların gerçek duygularını, şikâyetlerini, eleştirilerini sansürsüzce telaffuz edemedikleri...

Ederlerse anında pişman oldukları...

Kendileri pişman olmazlarsa hızla pişman edildikleri, hukuku şaibeli bir ülkede yaşıyorsunuz.

Ve muhtemelen artık hatırlamıyorsunuz;

Bu ülkede aç kalmaktan, açlıktan ölmekten çok, iktidardan korkmaya ne zaman ve nasıl terbiye edildiniz?

Ülkeyi yönetenlerden hesap sormaktan nasıl vazgeçtiniz?

Kazanılmış tüm haklarınızı kaybetmeyi neden göze aldınız?

Ülkeyi batıran politikaları tercihlerinizle alaşağı edebileceğinizi ne zaman unuttunuz?

Demokrasi nedir, sendika, hak, eşitlik neye yarar; sosyal devlet neden şart ve fırsat eşitliği neden elzem; niye, nasıl oldu da artık sormaz hale geldiniz?

Ve baştakilerin astığım astık kestiğim kestik tavrına boyun eğmekten başka bir yol olmadığına, sesinizi çıkarırsanız hayatta kalamayacağınıza, susarak ve vazgeçerek yaşamanın mümkün olduğuna ne zaman ve nasıl inandırıldınız?

Özgürlüğün tarifi

Hem kişisel hayatınızda hem de toplumsal bağlamda özgürlüğün tarifini doğru yapmazsanız, onu hızla kaybedersiniz.

Özgürlük, başkalarının sınırlarıyla belirlenecek bir alan değildir.

Sınırların katı değil, yumuşak olduğu ve ortaklaşa belirlendiği yerlerde özgürlükten bahsedilebilir.

Baskıcı bir iktidarın sınırları kendi aklına göre belirlediği yerde özgürlüklere bir yere kadar izin verilir ve ona da faşizm denir.

Özgürlük izine bağlı bir kavram olamaz.

Dogmatik taleplere göre tanımlanamaz. 

Despotluğun hüküm sürdüğü bir yerde zerresi bile yaşanamaz.

Korku imparatorluklarında;

Eve ekmek götüremeyen... götürüyorum der.

Anayasal haklarını kullanamayan... bana lazım değil zaten o haklar diye düşünür. 

Çocuğunu okutamayan, çalışsın daha faydalı diye avunur.

Sendikal hakları olmayan, işim var nasılsa diye kendini kandırır.

Ve eve ekmek götüremediği için açlıktan ölen insanların cenazesini de onu öldüren devlet kaldırır. 

Tükürdüğünü yalamak

Bu ülkede bir esnaf odası başkanıyla cumhurbaşkanı arasında geçen olayı, “tükürdüğünü yalayan” bir esnafın kişisel tasarrufuna bağlayıp geçmeyin.

Korkuların ve yasakların kendi hayatınızdaki gölgeleriyle ilişkilendirin.

Eskiden atacağınız çığlıkların hangisini yutuyorsunuz?

Artık neleri görmezden gelmeyi tercih ediyorsunuz.

Nelerin karşısında suskun kalacak kadar tedirgin bir hayatı ürke ürke peşinizde sürüklüyorsunuz?

İktidar bir terör örgütünden sanki terör örgütü değilmiş gibi bahsettiğinde...

Ya da terörle bağı olmayan birine terörist damgası vurduğunda, siz de dilinizi ona göre ayarlıyorsanız...

Adı konmamış darbelerin adını siz de mümkün mertebe koymuyorsanız...

Politik hezeyanlarla adaletsiz bir şekilde sakıncalı ilan edilen insanlara yapılanları görmezden geliyorsanız...

İktidarın açık açık söylediği yalanları yüzüne yüzüne vurmuyorsanız...

Ve en ufak bir hatalı sözünüzle evinizden alınıp götürülmekten deli gibi korkuyorsanız...

Bir düşünün...

Siz evinize artık neyi götüremiyorsunuz?


Yazarın Son Yazıları

Tek derste faşizm 2 Aralık 2020