Yeryüzünde neşeli bir meyhanede...

12 Mart 2021 Cuma

Bu ülkede sadece son üç günde...

Kadınlar “Tayyip kaç kaç kaç kadınlar geliyor” diye slogan attıkları ve ritme göre zıpladıkları için gözaltına alındılar.

Bir sanatçının ölümünün ardından yazılan bir veda mektubundaki “Neşeli meyhane” sözü devlete ait haber ajansı tarafından sansürlendi. 

Bir sokak tartışmasında AKP’yi eleştiren ve “Yediler, yediler doymadılar” diyen bir kadın hakkında “halkın bir kesimini sosyal sınıf, din, mezhep, cinsiyet, bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılama” suçunu işlediği iddiasıyla 3 yıl 4 ay hapis cezası istenen bir iddianame hazırlandı.

Yani iktidar, muhalif suçlar çıtasını alçalttıkça alçalttı.

Gözdağı çıtasını da arşa çıkardı.

Otosansür tehlikesi

Böyle bir ülkede, böyle bir zamanda sansürden, tehditten, gözdağından daha tehlikeli tek bir şey vardır. O da oto sansürdür.

Otosansür, insanlara sahip oldukları en temel haklarını hızla unutturur.

Haklarını unutmasalar bile haklarını talep etmekten korkmaya başlarlar.

Korkmasalar... haklarını kullandıklarında ya da talep ettiklerinde başlarının, hukuku ele geçirmiş hukuksuz bir devlet yapısıyla resmen derde gireceğini bilirler.

Ve susarlar. 

Kendiliklerinden, kimse bir şey demeden. Susarlar ve gözlerini de yumarlar. 

Bu suskunluk rüzgârında ülkenin de insanın da kaderini sansürden daha tehlikeli olan otosansür belirler.

Baskıcı yönetimlerin gemi azıya aldığı zamanlarda, yapabileceklerinizin ve yapamayacaklarınızın ölçüsünü neye göre belirlediğiniz o yüzden çok önemlidir. 

O ölçüyü, akılla, vicdanla, sağduyuyla ve çağdaş bir hukukla değil de korkuyla, tedirginlikle, yılgınlıkla belirlemeye başladığınız anda faşizmin karşısındaki en büyük engeli yani cesareti ortadan kaldırmış olursunuz.

Niyeti bozuk iktidarlar, karşılarında gücünü korkusuzluktan ve cesaretten alan bir toplum olmasın isterler. O yüzden eli devamlı yükseltirler. 

Şu anki iktidarın;

Sokaktaki vatandaştan üniversitedeki hocaya kadar herkese acımasızca gözdağı verecek kadar hoyrat davranması...

Tüm muhaliflerini, terör kavramının içini boşaltmak pahasına hiç tasarruf etmeden “terörist” olarak mimlemesi...

Medyayı çoktan tekeline aldığı için de seçmenine gerçekdışı ve akıldışı mesajlar vermeyi ustalıkla başarması...

Ve bu şekilde muhaliflerini işlevsiz bırakmaya çalışması ilk başta akılsızlık gibi görünse de aslen sinsi bir aklın ürünüdür.

Korkusuzluğun ecele faydası 

Hiç fark etmeden içine düşülebilecek bir otosansür girdabında kaybedilecek zaman böyle iktidarlar için kazanç olur. 

O yüzden, Meclis kürsülerinde sesini yükselten ve sözünü sakınmadan söyleyen o gözü pek, sesi gür milletvekillerinin...

Fikrini sansürlemeden yazan ve başlarına ne gelirse gelsin yazdıklarının arkasında duran gazetecilerin...

Doğru bildiklerini iktidarın sinsi politikalarına kurban etmeyen onurlu akademisyenlerin...

Sokağa çıkmanın ne anlama geldiğini çok ama çok iyi bilen ve bu ülkeye her fırsatta bunu hatırlatan tüm barışçıl eylemcilerin inatçı varlığının değerini...

Ve iktidara kafa tutulduğu zaman başa gelebilecek şeylerin, iktidardan korkulup suskun kalındığında başa gelecek şeylerden daha kötü olmadığını birbirimize devamlı hatırlatmakta yarar vardır.

Hem de gökyüzünde neşeli bir meyhanede buluşmadan önce...

Yeryüzünde, bu ülkede, içeniyle içmeyeniyle hep birlikte, iktidarın lanetlediği o neşeli meyhanelerde. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları