ABD-İsrail ortaklığında İran’a yapılan saldırının başlama nedeni sözüm ona bu ülkede rejimi değiştirmekti. Ama gelin görün ki saldırıyı başlatan bu iki ülkede rejim değilse bile liderler değişecek sanki.
Savaşın hayırlısı olmaz ama İran savaşı birçok hayra vesile oldu. Bakmayın siz İsrail’in Lübnan’a saldırısı nedeniyle İran’ın İsviçre’deki imza törenine katılmama kararına. Bu anlaşma önünde sonunda imzalanacak. İsrail, bu anlaşmayı eli kolu bağlı oturup izleyecek değildi. Mutlaka çomak sokmak için hamleler yapacaktı. Nitekim Lübnan’a saldırıları yeniden başlatarak yaptı.
Bu hamle de işe yaramazsa bu kez Trump’la ilgili Epstein dosyaları başta olmak üzere gizli bilgileri ifşa ederek ikinci bir hamle yapabilir. İsrail’in yöntemlerinden biri de gizli bilgileri ifşa etmek. Bu yöntemi geçmişte de pek çok kez uygulamaya koymuştu. Carter’ın başkanlığı döneminde İsrail lobisi, CIA’in Ürdün Kralı Hüseyin’e yapılan gizli ödemeleri ifşa ederek bu ülkeyle ilişkileri bozmuştu.
İki yıl sonra da ABD’nin Suudilerle arasını bozan bir bilgiyi ifşa ederek kriz yaratmıştı.
TRUMP’IN ZOR SEÇİMİ
Egosu şişkin Trump, normal koşullarda Netanyahu’ya bu kadar tahammül etmez ama köşeye sıkışmış vaziyette. Bir yandan İsrail lobisinin baskısı, diğer yandan İsrail’in “Açıklarım ha!” diye elinde tuttuğu kendisiyle ilgili dosyalar...
Trump ya Eisenhower olup ülkesinin çıkarlarını koruyacak ya da Truman, Reagan, Nixon ve Carter gibi “önce İsrail” diyecek.
ABD başkanları göreve geldiklerinde genellikle İsrail’in işgal ve katliam politikalarına karşı önce bir diklenir ama İsrail lobisinin sopa göstermesiyle hizaya gelirler. Bunun istisnaları da var tabii.
İsrail 1956’da Süveyş Kanalı’nın kontrolünü ele geçiren Nasır yönetimindeki Mısır’a saldırmak için İngiliz ve Fransızlarla gizli bir anlaşma yapmıştı. Sina Çölü’nü geçip kanala doğru ilerleyen İsrail’e, Fransız ve İngiliz birlikleri de ağır hava bombardımanı eşliğinde kuzeyden girerek katkı verecekti. Anlaşmayı imzalayan hükümetler, ABD’nin bu işe bulaşmayacağını, eski müttefiklerini karşısına almayacağını düşünüyordu. İsrail ise birkaç gün sonra yapılacak başkanlık seçimleri nedeniyle güçlü lobisinin Başkan Eisenhower’ı tarafsız kalmaya ikna edeceğinden emindi. Ama üç ülkenin de hesapları yanlış çıktı. İsrail’in Mısır’ı işgal etme operasyonu başlayınca Eisenhower, İsrail’e yapılan her türlü yardımın durdurulmasını emretti. Sonunda İsrail saldırıyı durdurmak zorunda kaldı. Fransız ve İngilizler de ABD’nin yoğun baskısı sonucu, kuzeyden girme planından vazgeçmek zorunda kaldı. Eisenhower, İsrail lobisinin tüm tehditlerine rağmen seçimi yeniden kazanmıştı.
Nixon ise başkanlığı süresince İsrail’e her türlü yardımı yapmış ancak Watergate skandalı nedeniyle istifa etmesinden sadece üç gün önce Dışişleri Bakanı Kissenger’a “İsrail’i barış masasına oturtmak için her türlü yardımı kesmeliyiz” diye emir vermişti. Ama üç gün sonra istifa edecek bir başkanın emrinin hükmü yoktu.
İSRAİL’İ İSRAİL’E RAĞMEN KORUMAK
İran savaşında çuvallayan ABD ve İsrail’in açmazları çok. Ne İsrail eski İsrail ne de ABD... İsrail artık dünyada desteğini yitirmiş, dünya halkları nezdinde soykırım uygulayan bir ülke. ABD ise rakiplerine korku veren donanması ve hava gücüne rağmen İran’a diz çöktüremedi.
ABD Başkan Yardımcısı Vance’in İsrail’e yönelik eleştirileri, “İsrail’i İsrail’e rağmen koruma” gibi okunabilir.
Trump, bu kez İsrail lobisine diz çökmeyecek gibi. Bu durumda Netanyahu da adaya veda edecek ilk isim olur. Sonra kendisi de ikinci isim olarak ardından gidecek gibi.