CHP’nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel’in Anadolu gezileri önümüzdeki dönemin yol haritasını da belirliyor.
Özel gelinen noktayı şöyle özetlemişti:
Ya bir yol bulacağız ya da bir yol açacağız!
Özel’in yol açmasına gerek yok, millet yolu açtı!
Bu yoldan nasıl yürüyecek, bu heyecanı nasıl kalıcı bir iktidara yürüyüş sürecine dönüştürecek?
Artık gündemdeki soru bu.
Başkent-Anadolu bağlantısında şöyle bir tanımlama vardır:
Eğer Anadolu, “Bu geliyor” dediyse, o gelir. “Gidiyor” dediyse gider!
Türkiye, Cumhur İttifakı’nı göndermeye karar verdi. Yerine gelecek konusunda ise kafasındaki soru işaretini gidermiş görünüyor!
Yazı bu ikilemle geçireceğiz!
***
AKP’nin ve butlanın ortak bir yanılgısını yaşıyoruz.
AKP, Ekrem İmamoğlu tutuklandığında durumu şöyle değerlendirdi:
- Evet İstanbul’a kayyum atayamadık. Tepki çok yüksek. Bu tepki taş çatlasa bir ay sürer. İkinci ay dolmadan İmamoğlu unutulur!
Öyle olmadı. İmamoğlu’nun direnişi, İmamoğlu’na yapılan büyük haksızlık toplumda yer etti. Tutuklandığı gün verilen 15.5 milyon oy bunun mührüydü. Özgür Özel, İmamoğlu’na sahip çıkarak, iktidarın aralıksız devam ettirdiği “CHP’li belediyeleri silkeleme operasyonlarına” karşı çıkarak aynı zamanda kendi heykelini yonttu.
İktidar Özel’e “doğru yolu” gösterdi:
- Ankara’da otur, rahat dur! Yoksa...
Özel, buna meydan okudu. Millet iradesine sahip çıkıyor mitingleri sadece ülkemizin değil dünyanın en tematik, süreğen eylemlerinden biri oldu. İmamoğlu-Özel beraberliği bir dayanışmaya, mücadele ortaklığına dönüştü. Özel dar sohbetlerde, 19-23 Mart Saraçhane direnişini düşünürken “Keşke” diyor, “Bir gün önceden haber alabilseydik, İmamoğlu’nun evinin önünde yürekten duvar olup vermeseydik”.
Butlan da Özel’e bir ay biçti. Evet, tepkiler vardı ama bu çok sürmezdi.
Öyle olmadı. Genel merkeze geber gazı, balyoz eşliğinde girilmesinin, Özel’in “Meclis’e yürüyelim” demesinin üzerinden beş hafta geçti. Beş haftada:
1- Butlanın gücü başlangıçtan aşağı indi. Beklenti, adım adım yükseleceği yönündeydi.
2- Özel’in gücü gerek parti içinde gerekse kamuoyunda arttı.
3- Milletin öfkesi, dinmeyen bir “Özgür Özel ne yapacak” beklentisine dönüştü.
4- CHP’nin delege, il-ilçe başkanı, belediye başkanı bağlamında bütünlüğü Özel’den yana oluştu.
5- Butlanın ilk işinin, partinin emektarlarını tazminatsız atmaktan Özel’in Meclis kanatlarını kırmaya kadar intikamcı tavırlar olması, “arınmadan” ne anlaşıldığını gösterdi.
6- Butlanın etrafında, “Biz sadece butlanla siyasette var oluruz” diyenlerle “Güçlü kadrolar partiden ayrılırsa butlanı ilk kurultayda yener, yerine biz otururuz” diyenler kaldı.
7- Ne olursa olsun CHP’den ayrılmayı düşünmeyen, herkese mesafeli, hiçbir kişisel hesabı olmayan bir kesimin de bulunduğunun altını çizmek gerek.
***
Yazının başlığına gelirsek...
Söz ve müziği Sezen Aksu’ya ait “Tutuklu” şarkısının en etkileyici dizesi şudur:
“Ben sende tutuklu kaldım!”
Özgür Özel’in Anadolu gezileri bu şarkıdan ilhamla bize şunu söyletiyor:
Özgür Özel artık millette tutuklu!
Türkiye’de hiçbir şey için “olmaz” dememeyi öğrendik, hiçbir şeye şaşırmamaya çalışıyoruz. Bu bağlamda yurttaşın bize yönelttiği, “Özgür Özel’i de tutuklarlar mı” sorusuna son bir haftadır bizim yanıtımız şu oluyor:
“Çok çok zor tutuklarlar, çünkü o artık millette tutuklu!”
Dün İzmir’de, Küçük Menderes havzasında o kadının, “Sene otobüs de alcez, binan da alcez, merak etme, sakın geri adım atma” demesi yok mu?
O kadını yenemezsiniz!