Necati Özkan

Kutuplaşma, çürüme ve riskler

12 Eylül 2022 Pazartesi

Çok tuhaf ve yakın tarihimizde benzeri olmayan bir dönemden geçiyoruz. Son günlerde üst üste yaşanan olaylara dikkat ederseniz, iktidar bileşenlerinin gayet planlı şekilde psikolojik harp taktikleri kullanarak zihinleri etkilemek üzere hem sahada hem de medyada yoğun bir süreç yönettiğini görürsünüz. 

Cuma akşamı iş çıkış saatlerinde İstanbul Avcılar’da iki metrobüs çarpışıyor, insanlar yaralanıyor, trafik duruyor... Henüz İETT veya İBB ekipleri olay yerine ulaşmadan üzerlerinde “Geleneğin ve geleceğin partisine katılın” sloganı ve “Ak Parti Gençlik Kolları” logosu bulunan turuncu yeleklerle bir grup genç insan yaralı yolculara yardım etmek yerine, siyasi propaganda yapıyorlar... 

AKP Gençlik Kolları üyesi Sudem Belli adlı 19 yaşındaki genç kızın, “Binlerce yaralı ve sayısı belli olmayacak kadar da ölü var. İBB yetkililerine burdan sesleniyoruz, bu canların hesabını kime, nasıl vereceksiniz?” dediği video yayımlanıyor. Ama kısa sürede siliniyor. Ardından “İBB Haber” isimli hesap videoyu haberleştiriyor. Sosyal medyada büyük tepki alan video, 24 saatte 21 milyon kez görüntüleniyor. 

Eşzamanlı yüzlerce trol hesaptan ve havuz medyasından “İmamoğlu tatilde” ve “İmamoğlu konserde” yalanı dolaşıma sokuluyor. Başta AKP İstanbul yöneticileri, ilçe belediye başkanları, İstanbul valisi, sağlık bakanı ve adalet bakanı olmak üzere yetkili yetkisiz herkes kampanyaya ve sanal şiddete dahil oluyor. Derken Ekrem İmamoğlu’nun hastanelerde yaralılarla olduğu ortaya çıkıyor.

Bütün bunlar, Avcılar vakasının basit bir vaka olmanın ötesinde olduğunu gösteriyor. Bu vaka iktidar bileşenlerinin bundan sonra neler yapabileceğinin bir fragmanı. İktidar kanadındaki kutuplaştırma iradesinin ve siyasi yozlaşmanın aleni sonuçları. Değerlerin, kutsalların, ulusal birliğin göz ardı edildiği; “dava”nın kısa vadeli siyasi çıkarlarla takas edildiği yok edici bir çürüme... 

Aslında bu, siyasi İslamın Türkiye uygulamasının iflasını hızlandıran bir gidişattır. Çünkü uygulama detaylarına bakıldığında bu işleri tezgâhlayanların stratejik akla sahip olmadıkları ve kendi hatalarından da asla ders çıkarmadıkları anlaşılıyor. Bu yöntemlerle kendi seçmenlerini konsolide etmeleri bile mümkün olmadığı gibi, bariz bir şekilde hedefledikleri anlaşılan genç ve yeni seçmenleri de yalana ve çarpıtmaya dayalı taktiklerle kazanma şansları yok.

Görünen o ki seçime doğru yaklaştıkça bu tür örgütlü algı operasyonlarıyla hayatın ritmi çok hızlanacak. Gerçekler ve yalanları birbirinden ayırmak giderek zorlaşacak. Bu, Türkiye’nin birliği ve dirliği adına riskli bir gidişattır! 

16 Nisan 2017’de 2.5 milyon mühürsüz oyun teamüllere ve hukuka aykırı biçimde geçerli sayılmasıyla yürürlüğe giren mevcut rejimin bu süreçte pek çok operasyon tezgâhlayabileceği, hile ve kumpas kurabileceği aşikâr. Nitekim, aynı amaçla haftalardır atılan adımlarla HDP ve Kürt sorununu kullanarak muhalefet bileşenleri arasına nifak tohumlarının atılmakta olduğunu da görüyoruz.

Siyasette bir şeyler olup bittikten sonra olayları hissetmek, anlamak ve politika geliştirmek iş değildir. Büyük çabalardan, büyük zayiatlardan sonra kazanmak başarı sayılmaz. Olaylar gelişmeden hazır olmak, ülkeyi riske ve kaosa sürüklemeden bu “gecekondu rejimi” alt etmek esas olmalıdır. 

İşte tam da bu noktada daha özgür, daha güçlü ve daha yaşanılır bir ülke isteyen her bir yurttaşa çok büyük sorumluluk ve görev düşüyor. 2023’e giderken siyasi önderlikle vatandaşın aynı hedefe kilitlenmesi gerekiyor. Bu süreçte stratejik akıl, sükûnet ve hızlı çözüm üretmek çok önemli olacak.

Öncelikle hepimizin geleceği adına belki de son fırsat olan altılı masayı koşulsuz desteklemeli. Her önemli gelişmede altılı masanın lider kadrosunu uyarmalı. Kendi partilerinin bakış açısını ülkeye dayatmak yerine ortak gelecek adına sorumluluğa davet etmeli. Kalan sürede daha hızlı, daha efektif çalışmaları için ısrar etmeli. Daha cesur kararlar almaları doğrultusunda teşvik etmeli... Ne mutlu ki muhalif seçmen tabanında bu konuda tam bir uzlaşma hissediliyor.

Küçük bir not: Sabah gazetesi yazarı Mahmut Övür geçen cuma köşesinde öyle sefil bir iddia yazdı ki cevap vermeye bile tenezzül etmedim. “Sükut ikrardan gelir” diye düşünebilecek zihinler için not ediyorum.



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Öfke ve değişim 12 Haziran 2023
Nasıl oldu? 30 Mayıs 2023
Yakın elmalar 22 Mayıs 2023

Günün Köşe Yazıları